Türkiye'nin en iyi haber sitesi

TİMUR SIRT

Türkiye 2026 yılına girerken yapay zekâda vites yükseltiyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, yılın son günlerinde Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü kurulmasına yönelik süreci başlatırken, özel sektör cephesinde Türk Telekom, 2025 yılına damga vuracak yapay zekâ yatırımları ve uygulamalarıyla öne çıktı

Türkiye, yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji başlığı olmaktan çıkarıp, stratejik bir devlet ve sektör politikası haline getirmeye yönelik önemli adımlar atıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü hamlesi, Türkiye'nin bu alana bakışında önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor. Genel müdürlük modeli; yapay zekânın yalnızca Ar-Ge veya start-up başlığı altında değil, sanayi politikası, veri ekonomisi, dijital egemenlik ve rekabet gücü ekseninde ele alınacağını gösteriyor. Bu iki paralel gelişme, Türkiye'nin yapay zekâda regülasyon, altyapı ve uygulama katmanlarını birlikte ele alan yeni bir döneme girdiğine işaret ediyor.



ULUSAL STRATEJİ HIZLANACAK
Ulusal yapay zekâ stratejisinin daha merkezi ve koordineli yürütülmesiyle kamu-özel sektör ve üniversite iş birliklerinin hızlandırılması, veri, algoritma ve hesaplama altyapısına yönelik düzenleyici çerçevenin netleşmesi hedefleniyor. Uzmanlara göre bu adım, Türkiye'nin yapay zekâda "izleyen" değil, belirli alanlarda "oyun kurucu" olma iddiasını güçlendiren bir zemin oluşturuyor.
Devlet, oyunun kurallarını ve çerçevesini oluştururken; özel sektör bu çerçeveyi gerçek hayata taşıyan çözümler üretiyor. Bu eş zamanlı hareket, yapay zekânın Türkiye'de yalnızca bir teknoloji trendi değil, ekonomik dönüşüm ve rekabet aracı olarak konumlandırıldığını gösteriyor. Türkiye'nin yapay zekâ yolculuğunda önümüzdeki dönemin belirleyici unsurları ise netleşmiş durumda: güçlü dijital altyapı, erişilebilir ve güvenli veri setleri, yerli algoritma ve insan kaynağı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın attığı kurumsal adım ile Türk Telekom'un sahadaki uygulamaları, bu üç başlığı bir araya getiren yeni bir ekosistemin habercisi olarak görülüyor. Yapay zekâda 2025, Türkiye için yalnızca bir hedef yılı değil, yeni bir başlangıç noktası olma potansiyeli taşıyor.



TÜRK TELEKOM 2025'TE YAPAY ZEKÂYI MERKEZE ALDI
Özel sektör tarafında ise Türk Telekom, 2026 yılına girerken yapay zekâyı operasyonel ve stratejik seviyede konumlandıran şirketlerin başında geliyor. Şirket, ağ yönetiminden müşteri deneyimine, siber güvenlikten veri merkezlerine kadar geniş bir alanda yapay zekâ tabanlı çözümleri devreye almış durumda. Türk Telekom'un odaklandığı başlıklar arasında yapay zekâ destekli ağ optimizasyonu ve kestirimci bakım, müşteri hizmetlerinde otomasyon ve kişiselleştirme, bulut ve veri merkezi altyapısında yapay zekâ destekli verimlilik, yerli geliştiriciler ve girişimler için AI tabanlı platformlar öne çıkıyor. Bu yaklaşım, Türk Telekom'u yalnızca bir telekom operatörü değil, Türkiye'nin dijital ve yapay zekâ altyapısını taşıyan temel oyunculardan biri konumuna getiriyor. Bakanlık tarafındaki yapısal adım ile Türk Türkiye'de yapay zekâ alanında politik irade ile uygulama gücünün aynı dönemde hizalandığı görülüyor.

***

YAPAY ZEKÂDA YENİ DÖNEM: BÜYÜK OLAN DEĞİL AKILLI OLAN KAZANIYOR
Algoritmaların daha verimli hale gelmesi, pahalı çiplere ve büyük dil modellerine dayalı eski düzeni sarstı. 2026 yılında yapay zekâ yarışında belirleyici olan, kaç GPU'ya sahip olunduğu değil, her token'ın ne kadar ucuza ve hızlı üretildiği...



Yapay zeka sektörü 2026 yılına girdiği günlerde artık yeni bir gerçeği kabul ediyor: Yapay zekâda oyunu bozan, daha büyük makineler değil; daha akıllı algoritmalar oluyor. 2025'in son günlerinde NVIDIA ile Groq arasında yapılan anlaşma tamamen algoritmaların gücünü yapay zeka dünyasının en güçlüsünün bile davranış değiştirmesine sebep oldu. Yapay zekâ dünyasında uzun süredir geçerli olan bir kabul vardı. Daha güçlü yapay zekâ, daha fazla GPU ve daha pahalı çip demekti. Çin merkezli DeepSeek bu denklemi bozdu. DeepSeek'in geliştirdiği yüksek verimli büyük dil modeli yaklaşımı, yapay zekâ rekabetini donanım merkezli bir güç gösterisinden çıkarıp algoritma ve çıkarım (inference) verimliliği eksenine taşıdı. Bu kırılma, yalnızca yeni bir modelin ortaya çıkışı değil Nvidia'dan OpenAI'ye, Google'dan Meta'ya, Anthropic (Claude), AWS ve Microsoft'a kadar tüm büyük oyuncuları çıkarım yapma yeteneklerini artıran algoritmik çözümler geliştirmeye zorlayan bir dönüm noktası oldu.

TEORİ ÇÖKTÜ
DeepSeek'in yıkıcı etkisi, modelin "en büyük" ya da "en pahalı" olmasından değil; aynı işi çok daha düşük maliyetle yapabilmesinden kaynaklandı. Daha az parametreyle, daha kısa bağlam pencereleriyle ve agresif optimizasyon teknikleriyle benzer çıktılar üretebilmesi, sektörün en kırılgan noktası olan çıkarım maliyetlerine dokundu. Yapay zekâ şirketleri için eğitim maliyetleri yüksek ama sınırlıyken, çıkarım maliyetleri sürekli ve ölçeklendikçe artan bir yük oluşturuyor. DeepSeek, bu maliyeti dramatik biçimde aşağı çekerek "yüksek hesaplama gücü olmadan da rekabetçi olunabileceğini" gösterdi. Bu durum, pahalı yapay zekâ çiplerinin mutlak üstünlüğünü sorgulatmaya başladı.

BÜYÜK REKABET VAR
DeepSeek sonrası dönemde yapay zekâ rekabetinin dili değişti. Artık soru "Kim daha güçlü çipe sahip" değil, "Kim daha ucuz ve hızlı çıkarım yapabiliyor" oldu. Bu değişim, sektör devlerini algoritmik verimlilik ortak noktasında buluşturdu. OpenAI, daha az hesaplama ile daha fazla çıktı üreten çıkarım optimizasyonlarına yöneldi. Google, TPU'larla birlikte model içi verimlilik ve yazılım-hardware eşleşmesini hızlandırdı. Meta, açık kaynak modellerle düşük maliyetli inference stratejisini öne çıkardı. Anthropic (Claude), güvenli ama daha verimli çıkarım mimarilerine odaklandı. AWS ve Microsoft, bulut tarafında inference optimizasyonunu rekabet avantajı haline getirdi.Bu oyuncuların ortak noktası, çip gücünü artırmaktan çok çıkarım yapan algoritmaları daha akıllı hale getirmek oldu.



NVİDİA İÇİN ALARM ZİLLERİ ÇALDI ÇIKARIM İÇİN GROQ ANLAŞMASI YAPTI
Bu dönüşüm Nvidia açısından kritik bir uyarı anlamına geliyor. GPU'lar hâlâ yapay zekâ eğitiminin bel kemiği olsa da, DeepSeek benzeri yaklaşımlar inference tarafında GPU'nun "tek doğru çözüm" olmadığını ortaya koydu. Daha az hesaplama gerektiren modeller, özel mimarilere ve yazılım tabanlı optimizasyonlara alan açtı. Bu nedenle Nvidia da yalnızca çip üreticisi kimliğiyle değil, inference teknolojileri, özel mimariler ve yazılım destekli çözümlerle konumunu yeniden tanımlamak zorunda kaldı. Son dönemde atılan adımlar, GPU lideri Nvidia, yapay zekada gerçek zamanlı ve düşük maliyetli çıkarım ihtiyacının artmasıyla birlikte Groq'un inference teknolojisini lisansladı. Nvidia, yapay zekâ modellerinin eğitiminin ötesinde, gerçek zamanlı kullanım aşamasında kritik öneme sahip olan çıkarım yani "inference" alanında kapasitesini artırmak için Groq ile münhasır olmayan bir lisans anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında Groq'un düşük gecikme ve yüksek verimlilik odaklı inference teknolojisi Nvidia ekosistemine entegre edilecek. Anlaşmanın dikkat çeken bir diğer yönü ise Groq'un kurucusu Jonathan Ross ve şirketin üst düzey yöneticilerinin Nvidia bünyesine katılması oldu. Bu adım, Nvidia'nın yalnızca teknolojiye değil, bu teknolojiyi geliştiren mühendislik aklına da yatırım yaptığını gösteriyor.

***

KAMU TEKNOLOJİ PLATFORMU 2026'YI 'KAMUSAL ZEKÂ YILI' OLARAK İLAN ETTİ

Kamu Teknoloji Platformu (KTP), teknolojiyi yalnızca teknik bir ilerleme alanı olarak değil; toplumsal, siyasal ve etik boyutlarıyla ele alan yaklaşımı doğrultusunda 2026 yılını "Kamusal Zekâ Yılı" ilan etti. Platform, bu kararla birlikte teknolojinin yönünün piyasa dinamiklerinden ziyade kamu yararı ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Kamu Teknoloji Platformu, yapay zekâ, veri, yazılım, dijitalleşme ve yeni teknolojilerin kamusal alandaki etkilerini izleyen, bu alanlarda politika önerileri geliştiren ve kamu yararını merkeze alan bir sivil toplum platformu olarak faaliyet gösteriyor. Platform, teknolojinin denetimsiz biçimde güç yoğunlaştırmasına karşı; şeffaflık, hesap verebilirlik, etik ilke ve toplumsal adalet temelinde kamusal bir teknoloji anlayışını savunuyor. KTP, yerel yönetimler, akademi, sivil toplum, özel sektör ve yurttaşlar arasında teknoloji odaklı ortak akıl mekanizmaları kurmayı hedefliyor.



ŞEFFAF DENETLENEBİLİR ZEKA
Kamu Teknoloji Platformu'na göre "kamusal zekâ"; yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yalnızca hız ve verimlilik aracı olarak değil; insan onuru, toplumsal adalet ve kamu yararı temelinde ele alınması anlamına geliyor. Kamusal zekâ yaklaşımı, algoritmaların değil kamunun aklının; piyasanın değil toplumun ihtiyaçlarının merkeze alındığı bir teknoloji anlayışını ifade ediyor.
Günümüzde yapay zekâdan otomasyona, dijital platformlardan afet teknolojilerine kadar pek çok alanda karar alma süreçleri algoritmalar üzerinden ilerliyor. Bu süreçlerin büyük bölümü ise şeffaflıktan uzak, denetimsiz ve kamusal sorumluluk mekanizmalarından kopuk biçimde şekilleniyor. Kamu Teknoloji Platformu, Kamusal Zekâ Yılı ilanıyla bu gidişata dikkat çekmeyi ve teknolojinin yönünü toplum lehine yeniden tartışmaya açmayı amaçlıyor.

***

INSHA GSYF'DEN OKULYO'YA DESTEK: EĞİTİMDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM HIZLANIYOR

Albaraka Türk'ün iştiraki Insha Ventures öncülüğünde kurulan Insha GSYF, Okulyo platformuna yaptığı yatırımla eğitim teknolojilerinde sürdürülebilir büyümeyi destekliyor. Albaraka Türk'ün iştiraki Insha Ventures ve Albaraka Portföy Yönetimi iş birliğiyle kurulan Insha Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (Insha GSYF), eğitim teknolojileri alanında faaliyet gösteren Okulyo'ya stratejik bir yatırım gerçekleştirdi. Bu yatırım ile Okulyo'nun ürün geliştirme kapasitesinin artırılması, platformun ölçeklenmesi ve Türkiye genelinde daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşması hedefleniyor.



Yatırım kapsamında Okulyo, Insha Ventures tarafından sağlanan teknoloji ve stratejik büyüme desteğiyle platformunu daha hızlı ölçeklendirmeyi planlıyor. Insha Ventures, girişimi özellikle FLYP üzerinden sunduğu API tabanlı finansal servisler ile destekleyerek; ödeme, kimlik doğrulama ve süreç yönetimi entegrasyonlarını güçlendiriyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.