Türkiye'nin en iyi haber sitesi

yıkılsa Türkiye medyası için üçüncü sayfa haberciliğinin önem sırası değişmez.

Kan, revan, aşk, , aldatma, sapıklık, pedofili ve aile içi şiddet gibi konular medyanın gündeminin ilk sıralarından hiçbir zaman inmez.

Böylesi içeriğe sahip bir olay, eğer iki medyatik şartı da karşılıyorsa haftalarca hatta aylarca medyanın gündemindeki yerini korur.

Birincisi, olayın faillerinden veya mağdurlarından biri iyi eğitimli, şöhretli ya da medya için yeterince 'servete' sahip zengin biriyse o olay haftalarca didik didik edilir.

İkincisi, işin içinde seks, cinayet veya sapıklık varsa haberin öznesinin yoksul veya cahil olması fark etmez medya için bulunmaz fırsattır.

Burada habercilikten ziyade 'kötülüğün' kamusal alanda dolaştırılmasıdır söz konusu olan.

Toplum psikolojisini domine eden şey, kötü haberdir ve bu durum-olay sürekli gündem tutularak toplumda 'umutsuzluk' ve 'karamsarlığın' hâkim olunmasına sebep olunur.

Bu, işin arka planı düşünülmeden sadece habercilik refleksi ile yapılıyorsa fena.

***

Ancak stratejik olarak kötülüğün çoğaltılması için böylesi haberler araçsallaştırılıyor sanki. Ve durum gerçekten böyle ise çok daha fena

Özellikle, çocuk istismarına yönelik haberler bütün toplumun kırmızı çizgisi.

En çabuk empati yapılan böylesi sapıklık hadiselerinde zerre kadar vicdan taşıyan herkes, olayın kapatılmasını istemez ve faillerin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep eder.

Dünya görüşü, inancı, ideolojisi ne olursa olsun insanlık ortak paydasında çoğunluk, böylesi insanlık dışı olayların failleri söz konusu olunca "İdam geri gelsin" gibi sert yaptırımlar bile istiyor.

Kimse, vahşi, çirkin, sapıkça yapılmış eylemlerin faillerinin hesap vermemesini istemiyor.

Hiç kimse, bu tür olayların üstünün kapatılmasını istemiyor.

***

Fakat Mersin'deki Özgecan olayında da gördüğümüz gibi bir kısım kutuplaştırma yanlısı insanlar, o vahşetten bile politik rant çıkarmaya çalıştı.

Örneğin, Özgecan Aslan'ın katillerinin yargılandığı mahkeme önünde KADEM üyesi başörtülülerin basın açıklaması yapmasına bile tahammül edemeyenler, o insanların zorla oradan uzaklaştırmaya çalışanları gördük.

Muhalefet partileri ise özellikle 'daki taciz olayında olduğu gibi bu türden her olayı, iktidara karşı araçsallaştırıyor, bu olaylardan politik rant devşirmeye çalışıyor.

Mesela dün Kılıçdaroğlu'nun Grup'ta yaptığı konuşma bunun tipik örneği. Karaman'daki olayın faili aylardır cezaevinde. 600 küsur yılla yargılanıyor. Ailelerin hepsi şikayetçi, Milli Eğitim ve Aile Bakanlığı ailelerle temasta ve onları rehabilite etmek için devlet gayret gösteriyor. Meclis'teki dört parti de mutabakatla olayla ilgili Soruşturma Komisyonu kurdu. Ancak Kılıçdaroğlu öyle bir hava oluşturuyor ki çocuk istismarı konusunda sanki 4 parti Meclis'te hiç uzlaşmamış, konu yargıya taşınmamış gibi davranıyor. Ucuz popülizmle adeta kamuoyuna algı operasyonu çekiyor. Hükümeti, yetkilileri suçlayarak, toplumda Karaman sapıklığı konusunda hiçbir adım atılmamış algısı oluşturmaya çalışıyor.

***

En son vahşice bir cinayete kurban giden daha dokuz yaşındaki Beratcan olayında da bunu yaşadık. Haftalardır, katil zanlısından, Beratcan'ın anne ve babasına, zanlının kardeşlerinden, arkadaşlarına kadar konuşturulmayan kimse kalmadı.

Televizyonların sabah kuşağındaki kadın programları neredeyse haftalardır bir çocuğun hunharca katledildiği olaydan 'besleniyor!'

Medya hala bu işin farkında değil.

Üçüncü sayfa haberciliği toplumu depresyona sokuyor. Siyaset de farkında değil maalesef.

Gene millet olarak iş başa düşüyor.

Biz, kötülüğün değil iyiliğin, şiddetin değil kardeşliğin artması için gayret göstermeye devam edelim…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN