Beşiktaş, uzun yıllardır özlediği istikrarı yakalayabilmek adına bu yaz transfer döneminde dikkat çekici hamleler yapıyor. Siyah-beyazlı yönetim, eksikleri doğru analiz ederek nokta atışı transferlerle kadroyu güçlendirmeye çalışıyor. Henüz transfer dönemi tamamlanmamış olsa da ortaya çıkan tablo, Beşiktaş'ın bu sezon iddialı bir takım kurmak istediğini net şekilde gösteriyor. Son yıllarda takımın en büyük problemlerinden biri kaleci mevkiiydi. Ersin Destanoğlu'nun ardından yaşanan belirsizlik, savunma güvenliğini de olumsuz etkiledi. Yönetim bu sorunu çözmek adına önemli bir adım attı ve Almanya futbolunun yetiştirdiği kaliteli kalecilerden Nübel'i kadroya kattı. Üstelik Beşiktaş bununla da yetinmedi. Doğan Alemdar transferiyle kaleci rotasyonunu da güçlendirdi. Genç, gelişime açık ve geleceğe yatırım niteliğindeki bu hamle, sadece bugünü değil yarını da planlayan bir yönetim anlayışını ortaya koyuyor.
SALİH KALİTE KATACAK
Görünen o ki Beşiktaş, uzun yıllar yaşayabileceği kaleci sorununu büyük ölçüde geride bırakmaya hazırlanıyor. Orta sahaya yapılan Salih Özcan transferi de en az kaleci hamleleri kadar değerli. Yerli statüsünde olması önemli bir avantaj sağlarken, Avrupa'da edindiği tecrübe ve oyun disipliniyle Beşiktaş'ın merkezine kalite katacaktır. Mücadele gücü yüksek, oyunun iki yönünü oynayabilen bir futbolcunun takıma katılması, teknik ekibin elini de ciddi anlamda rahatlatacaktır. Transfer çalışmalarının en önemli ayağı ise santrfor bölgesi. Lukaku ismi gündemde ve görüşmelerin devam ettiği konuşuluyor. Elbette böyle büyük transferler kolay sonuçlanmıyor. Ancak Beşiktaş'ın bu seviyede isimlerle anılması bile kulübün yeniden büyük hedefler koyduğunu gösteriyor. Şurası unutulmamalı ki Beşiktaş'ın son yıllardaki en büyük sorunu sadece kadro kalitesi değildi. Sürekli değişen yönetimler, teknik direktör istikrarsızlığı ve yanlış planlamalar kulübün yarıştan uzaklaşmasına neden oldu. Böylesine yıpratıcı bir sürecin ardından başarıyı bir anda beklemek gerçekçi olmaz. Kalıcı başarı için sabır, doğru planlama ve istikrar şarttır. Bu noktada belki de Beşiktaş'ın en büyük transferi sahadaki futbolculardan biri değil, kulübenin başındaki teknik direktör olacaktır. İtaliano, çalışkanlığı, enerjisi, hırsı ve modern futbol anlayışıyla takıma yeni bir kimlik kazandırabilecek bir isim görüntüsü veriyor. Kenarda oyunun içinde yaşayan, takımına sürekli müdahale eden ve kazanma arzusunu oyuncularına hissettiren yapısıyla Beşiktaş'ın yeniden ayağa kalkmasında önemli rol oynayabilir.
GS VE FB FAVORİ AMA!
Bugün Galatasaray ve Fenerbahçe ekonomik güçleri ve oturmuş kadrolarıyla yarışın doğal favorileri olabilir. Ancak doğru transferler, doğru teknik adam ve sağlanacak istikrar sayesinde Beşiktaş'ın bu yarışın dışında kalacağını düşünmek büyük hata olur. Şimdi siyah-beyazlı camiaya düşen en önemli görev sabırlı olmak. Yeni kurulan bir takımın zamana ihtiyacı vardır. Taraftarın desteği, futbolcuların özgüveni ve teknik ekibin çalışma ortamı için belirleyici olacaktır. Eğer bu sabır gösterilir ve istikrar korunursa, Beşiktaş yeniden şampiyonluk yarışının en güçlü adaylarından biri haline gelebilir. Çünkü büyük başarılar, günü kurtaran hamlelerle değil, doğru planlanan projelerle gelir.
***
PSİKOLOJİ FUTBOLUN ANA DAMARI OLDU!
Galatasaray'da yaz aylarının değişmeyen bir klasiği var. Takvim transfer dönemini gösterdiği anda tribünlerde, sosyal medyada ve televizyon ekranlarında aynı soru yankılanmaya başlıyor: "Nerede bu transferler?" İşin ilginç yanı, bu telaş artık kulübün geleneklerinden biri hâline geldi. Okan Buruk'un yıllar önce söylediği, "İyi ki transfer dönemi bitti, rahatladık" sözü aslında her şeyi özetliyordu. Çünkü Galatasaray'da transfer dönemi, sadece futbolcular için değil; teknik heyet, yönetim ve taraftar için de ciddi bir stres sınavı. Bu yaz da tablo farklı değil.. İcardi dönemi bitti. Lemina'nın durumu belirsiz!. Aral Trabzon'a gitti! Oysa mevcut kadroya bakıldığında öyle büyük bir enkaz da yok. Tam tersine, Galatasaray'ın omurgası hâlâ ligin en güçlü kadrolarından biri. Ama futbol biraz da psikoloji işi... Rakiplerin peş peşe açıkladığı transferler dengeleri değiştiriyor. Beşiktaş nokta atışı hamlelerle dikkat çekiyor. Trabzonspor planlı ve sistemli ilerliyor. Fenerbahçe ise ses getiren yıldızları kadrosuna katıyor. Transfer uçakları İstanbul'un ve Trabzon'un pistlerine indikçe Galatasaray taraftarının sabrı da aynı hızla tükeniyor.
OYUNCU BEĞENMİYORLAR
İşte o anda son dört sezonda kazanılan şampiyonluklar bile ikinci plana düşüyor. Yazık! Çünkü futbol taraftarı bugünü yaşar. Dün kaldırılan kupalar, yarın gelecek oyuncunun heyecanının önüne geçemez. Sosyal medya da bu beklentiyi her geçen gün biraz daha büyütüyor. Oysa transfer dönemi uzun bir maraton. Bugün sessiz kalan kulüp, ağustos sonunda en doğru hamleyi yapabilir. Ya da tam tersi, erken davrananlar sezon içinde bunun bedelini ödeyebilir. G.Saray yönetiminin önünde hâlâ zaman var. Taraftar artık bir isim görmek, bir uçağın İstanbul'a indiğini duymak istiyor. Üstelik sadece transfer de yetmiyor; gelen oyuncunun herkesi heyecanlandırması gerekiyor. İşte asıl zorluk da burada başlıyor. Özbek ve yönetimi yalnızca transfer yapmakla değil, beklentiyi de yönetmek zorunda. Çünkü G.Saray'da transfer döneminin en pahalı maliyeti bazen bonservis bedeli değil, sabırsızlığın oluşturduğu baskı oluyor.