Tüm Türkiye 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası'nda olmanın mutluluğu içinde, sokaklar, caddeler, şehir meydanları sabahın erken saatinde ayakta tek yürek olmuş, büyük moral ve umutla ekranları başındaydı. Maça iyi başladık ancak alışık olduğumuz ritimli pas trafiğimiz istenilen seviye değildi. Kalabalık Avustralya savunmasını açmakta zorlandık. Popoviç eski bir stoper olduğu için çok iyi bir savunma takımı inşa etmiş. Arda ile takımın bağlantısını ikili sıkıştırmalarla mümkün olduğunca kesti. Kanat forvetlerimize yakın stoperlerin baskısı ile final paslarını ve şutlarını engelledi. Belli ki Montella'ya göre dersini daha iyi çalışmış. İyi kapanan, açık alan bırakmayan rakip savunma arasında Kerem etkili olamadı. Buna rağmen 85'e kadar oyunda kalması kabul görmedi. Barış verimli olamayınca ikinci yarıya Kenan ile başladık.
Avustralya tüm hücumlarımızı 5-4-1 ile karşıladı. Kaptıkları toplarla kalemize çok çabuk geldiler. İlk golde Irankunda'yı üç savunmacı ile durduramadık. İkinci golde ise Metcalfe'ye çok rahat vurdurduk. Jordan Bos kanadını iyi kullandı önlem alamadık. Kenan oyuna girdikten sonra adam eksiltti, tehdit eden ataklar üretti ancak sonuç alamadık. Topta da bizi istemedi! Dünya Kupası bitmedi. Bu takım bundan önce çok şeyi başardı yine başaracaktır. Önümüzdeki iki maçtan alacağı puanlarla gruptan çıkacağına inancım tamdır.
Maçın hakemi 42 yaşındaki Venezuelalı Jesus Valenzuela futbolun doğasında olan basit temaslara izin verdi. Oyunu tempo kattı. Ekibiyle birlikte çok başarılı performans sergiledi.