Türkiye'nin en iyi haber sitesi

1957 yılında Ankara Yeni Gün'de başladım gazeteciliğe.. Para yok, pul yok.. İmkan da yok.. Tek telefon kesik. Tek haber kaynağı, o zaman tek ajans vardı, Anadolu Ajansı, o da kesik. Muhalif gazeteyiz ya, Menderes emir vermiş, hepsini kestirmiş.
O koşullarda gazete çıkarıyoruz, anlayın..
Yazı işini bir şekilde çözüyoruz da, resim zor.. Bir defa resmi temin etmen zor. Fotoğraf işi pahalı.. İkincisi çekilen resmin, gazeteye girmesi için gereken teknik işlemler saatler sürüyor.. Hele olay İstanbul'da, diyelim saat üçte oynanan maçta ise, o resmin baskıya hazır olması ve rotatifin dönmesi, araya giren uçak dahil 12 saat falan sürüyor. Rotatif ertesi sabaha karşı dönüyor..
Bu yüzden bir klişe arşivimiz var. Sayfa, simsiyah yazı olmaz ya, araya resim gerek.. Habere göre bir hazır klişe uydurup onu koyuyoruz.. Mesela, "Lefter dün idmana çıkmadı" diye bir haber.. Yanında resim "Lefter'in sakatlığı sürüyor, resimde Şükrü görünüyor" diye.. Lefter'in klişesi kullanıla kullanıla, kullanılmaz hale gelmiş. Yenisi de yok. Para yok ki.. Metelik hesaplı.. O zaman böyle..
Bugün.. Yıl 2014.. Maça giden arkadaşın cebinde bir akıllı telefon varsa, çektiği resim, saniyeler içinde hazır. Rotatif, o resmi de içeren gazeteyi basmaya on dakika sonra başlar..
Teknoloji o hale geldi.. Ama gazetecilik?. Yani, yazılı gazetecilik zaten bitti de.. Günlerdir konumuz, görüntülü medya.. Haber kanalları teknolojiye paralel ilerledi mi?...
Şimdi size bir görüntü anlatıyorum..
Soma madeni çıkışı.. Bir set var, ahşap.. Setten aşağı doğru bir ahşap merdiven.. Merdivende beş altı kişi, bir sedye indiriyorlar. Sedyede battaniyeye sarılı bir işçi..
Bu görüntüyü kaç kere izlediniz, kazanın olduğu günden bu yana, hemen her haber kanalında aynen.. On.. Kırk.. Yüz.. Bin..
Yahu ezberlemiş gibi, her kanal, her Soma haberini bu eski, bu bayat, bu ezberlenmiş görüntüyle veriyor..
Hepsinin her haber için klişeleri var çünkü.. Kolay ya.. Diyelim borsa haberi.. Ya bir para makinesi dolar sayıyor, ya bir fabrika para basıyor..
Yahu ezberledik, bıktık, usandık, kustuk.. İlle de her habere görüntü takmak zorunda değilsiniz. Bir akıllı telefonlu adamı (Adamın akıllı olması şart değil) yollasanız canlı görüntü hazır..
Üşeniyorlar.. Ver arşivden, ezber görüntüyü.. Ver tamam.. Ama o zaman bir habercilik ahlakı, bir seyirciye saygı kuralı var.. Ekranın bir köşesine "Arşiv" diye yazacaksın.. O katiyyen yok.. Bayat filmleri dayıyorlar, spikerin önüne..
Kaç defa başınıza gelmiştir, benim geldiği gibi..
Açıyorum, ekranın köşesinde "Canlı" yazıyor.. Görüntüde Galatasaray idmanı.. "Vay anasını.. Kulüp idmanlarını bile canlı izleyip haber yapmaya başlamışlar. Haber televizyonculuğunun canlı yayın olduğunu nihayet öğrenmişler" diyorum. Derken koşan oyunculardan birine takılıyor gözüm.. Yahu bu Galatasaray'ın üç ay evvel kiralayıp yolladığı adam değil mi?. O zaman bu film, bayat ötesi.. Kokuşmuş.. Galatasaray'da olmayan adamı gösteren Galatasaray haber filmi olur mu?.
Film kırk yıllık. Peki köşedeki "Canlı" ne?.
Efendim haberi okuyan spikermiş meğer "Canlı" olan.. Bayat görüntüleri, hayatta olan biri okuyorsa, bu haber televizyonculuğu dilinde "Canlı" oluyor bizde..
Yuh.. Haberleri de banttan okusaydınız bari, iki gün evvelden çekip, depolayarak!..
Üç gündür yazıyorum, hem de öfkeden ipin ucunu öyle kaçırıp öyle kocaman yazıyorum ki, sayfada başka yazıya yer kalmıyor.. Dün dört yazı artmıştı. Bugün kaç artar bilmem ama, diyeceklerim hala bitmedi. Hafta sonu siz de dinlenin, ben de.. Haftaya gene devam edeceğim..
Bu arada, sizin diyecekleriniz varsa, onları da beklerim..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN