Geçen cuma gecesi TİM Gösteri Merkezinde, turistik, muristik değil, gerçek, pür, saf ve tertemiz bir flamenko gecesi yaşadık. Dünyaca ünlü Flamenkocu Ursula Lopez akıllara seza dans etti. Bir başka dünyaca ünlü Rafael de Utrera da söyledi..
Seyirci her dansın, her şarkının ardından salonu yıkarken ben, "Bu nasıl bir dans, bu nasıl bir müziktir" diye düşünüyordum..
Bir şey daha düşünüyordum..
Çingenelerin sırrını..
Hindistan'da yaşayan Romanların bir koluydu, Çingeneler.. Çen ve Gen adlı iki genç, birbirlerine delice aşık olmuş, ama evlenmelerine izin verilmeyince, kabileyi ve ülkelerini terketmişlerdi.
Destekleyicileri de yanlarında..
İlk Mısır'a gittiler..
Orda çoğalıp dünyaya dağıldılar..
Çingen adı onlara, o aşk çocukları Çen ve Gen'den kaldı. Cipsi adı da, dünyaya Mısır'dan (Egypt/ Ecip) yayıldıkları için..
Yaşamları müzik ve danstı.
Yerleşik yaşama geçmediler pek. Göçer oldular hep..
Ve gittikleri her ülkede de hor görüldüler. Vatandaş bile yapılmadılar. Ezildiler, itildiler..
Peki nasıl oldu da, varlıklarını yüzlerce yıldır, günümüze kadar, sürdürdüler ve sürdürüyorlar?.
Çingeneler, gittikleri ülkelerin halkı arasında nasıl erimedi, kaybolup gitmediler?.
İşte yanıtı karşımda, TİM'in sahnesinde..
Müzik ve dans!..
Müzikleri ve dansları onların kültürleriydi. Nesilden nesile akarken, bu müzikle daha beş yaşında dans etmeyi öğrenen çocuklar, anne ve babalarından öğrendiklerini aynen kendi çocuklarına geçirdiler.
Tabii, yaşadıkları ülkenin kültüründen de etkilendiler, onlarca, yüzlerce yıl boyu. Tabii Macar'ın çiganı ile, İspanya'nın flamenkosu arasında fark vardı ama öz ayniydi.
Rafael enfes bir flamenko söylerken, yanımda oturan arkadaşımın kulağına "Ezanı hissediyor musun" dedim müziğin içinde.. Endülüs'e Emeviler hakimden, günde beş vakit ezan dinleyen Çingenenin bu melodiden etkilenmemesi mümkün müydü?.
Müzik ve dans, bir milletin kuşaklar boyu devamını sağlayan "Kültür"ün özüydü işte!..
Çingeneler hiç devlet olamadılar. Hep sürüldüler, hep ezildiler, hep kovuldu, kovalandılar..
Ama müzikleri ve dansları ile hep ayakta ve hep "Çingene" kaldılar!.
Bugün böylesi bir gurur isminden utananlara da, bu sözcüğü hakaret olarak kullananlara da çok şaşıyorum!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN