Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Dün (Bu yazıyı yazdığım tarihe göre dün. Yani çarşamba) kahve içmeye uğrayan iki dostla sohbet ediyorduk.. "Yazılarınızı önceden planlar mısınız" dediler.. "Hayır" dedim. "Yaşam öyle sürprizlerle dolu ki, plana sığmaz.."
Örnek verdim.. Salı günü "Futboldan nefret ediyorum" diye bir yazıya başladım. Konu önemli ve uzundu. Bir bölümünü yazdım, altına "Devamı yarın" yazdım.. Ama ortaya öyle acı ve güncel Galatasaray gerçeği çıktı ki, devam yazısını bugüne erteledim. 'in kulübü nasıl kişisel oyuncağı haline getirdiğini yazdım.

Bu bir Steven Spielberg filmi sahnesi değil. Gerçek.. Trump'tan aldıkları emir üzerine kalabalık bir faşo gurubu, Biden'ın başkanlığını onaylamak için toplanan Amerikan Senatosu'nu ellerinde bayraklarla, marşlar söyleyerek bastı. CNN olayı "Darbe Teşebbüsü" olarak vasıflandırdı. Amerika'da darbeyi filmlerde olur sanıyorduk. Gerçek, Spielberg'in hayallerinin de ötesine geçti.

..Ve o devam yazısı bugün de yok.. Sabah bir uyandım ki, yer yerinden oynamış..
Amerika'da, demokrasinin beşiği, dünyaya demokrasi dersi veren, demokrat dünyanın lideri olan Amerika'da, alenen, resmen bir darbe teşebbüsü olmuş, biz uyurken.. Başlıktaki laf benim değil. Olayı "Darbe teşebbüsü" olarak nitelendiren, merkezi 'de olan International!.
Amerika'da seçimler yapıldı. Aslında bu seçimler, doğrudan Başkan Trump ve rakibi Biden için değil, başkanı seçecek "İkinci Seçmenler Kurulu"nu seçmek içindi.
Bu ikinci seçmenler seçiminde Biden fark attı.
Trump yenilgiyi kabul etmedi. Seçime hile karıştığını söyledi. Davalar açtı. Hepsini kaybetti.. Birinci aşama bitti.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

"İkinci Seçmenler Kurulu" yasal günde toplandı. Oylar verildi ve tabii Biden kazandı.
İkinci aşama da bitti. Trump hâlâ "Seçime hile karıştırıldı" demeye devam ediyordu.
Çarşamba gecesi ben uykuya dalarken, üçüncü aşama başlamış, Biden'ın seçimini onaylamak için toplanmıştı. Bu bir formalite oylamaydı aslında.
Ve de 12 Cumhuriyetçi senatör, Demokrat Biden'ı onaylayacaklarını açıklamışlardı bile.. Bu formalite aşama da geçilecek ve gene yasal günde, 20 Ocak'ta Biden, başkanlığı "Topal Ördek" Trump'tan alacaktı. Amerika'da, seçimden sonra görevi seçilmiş olana bırakacak olan Başkan, yetkileri pek kısılmasa da, geleneksel olarak uzun vadeli kararlar almadığından "Topal Ördek" denir.
Trump bu geleneği de tanımadı, bakmayın.. Senato da Biden'ı oylayınca, artık bütün yasal işlemler, yani üçüncü kademe de bitecek, geriye sadece Yeni Başkan'ın yemin ederek, Beyaz Saray'a yerleşmesi kalacaktı.
İşte ne olduysa, bu sonuncu, aslında formalite üçüncü aşamada oldu. Senato, Amerikan Kongre Binası, yani Meclisi'nde, Biden'ı onaylamak için toplanırken Trump taraftarlarına "Gidin Meclis'i basın" talimatı verdi..
..Ve güvenlik güçlerinin önleyemediği bir büyük gurup, Meclis binasını (Capitol) işgal etti. Senato salonunu bastı, oylamayı durdurdu.
Sonra..
Başkent Belediye Başkanı, şehre 18 saat sokağa çıkma yasağı koydu.
Ardından ABD Başkenti'nde 21 Ocak'a dek sokağa Olağanüstü Hal ilan edildi.
Yani Yemin Günü 20 Ocak'ta bir darbe teşebbüsü daha istenmiyordu.
Capitol'u basanlar ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada bir kadın Amerikan Meclis binası içinde vuruldu ve öldü.
Twitter şirketi, Trump'ın tweet atmasını yasakladı. Onu Facebook ve Snapchat şirketleri izlediler. Topal Ördek, ama hâlâ ABD Başkanı Trump'ın sosyal medyayı kullanma imkânı kalmadı..
Ardından, dünyadan tepkiler başladı..
Fransa Meclis baskınını lanetledi.
Almanya, İngiltere lanetledi.
Kanada lanetledi..
Avrupa Birliği lanetledi..
NATO lanetledi..
Trump'ın yardımcısı, şimdi bu olaylar sonucu, Trump mahkemeye verilir ve geçmişteki Nixon gibi görevden alınırsa, Biden göreve başlayana dek ABD Başkanı olacak Başkan Yardımcısı Mike Pence, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo bile lanetlediler..
Şu anda ne oluyor bilmiyorum..
Merak da etmiyorum..
Çünkü darbe başarılı olamadı. Trump büyük olasılıkla mahkemeye verilir, hatta başkanlık Görevinden azledilir, hakkında ceza davası açılır.
Biden geleneksel Yemin Günü 20 Ocak'ta, yani Washington'da hâlâ "Olağanüstü Hal" varken yemin eder, göreve başlar. Belki de Trump'ı affeder. Yetkisi var.. Çünkü Trump'ın mağdur duruma düşerse "kahraman" olacağını bilecek kadar ülkesini tanır..
Ben de tanıyorum.. Amerikan halkını, içlerinde yaşadım, biliyorum.. Bu ülkenin gerçek Demokrat yerleri, Doğu ve Batı sahilleridir.. Ortaya doğru gidildikçe, sağcılar, ayrılıkçılar, giderek Capitol'u basan faşistlerin oranı hayli artar..
Trump iyice azıtmasa, "Merkez sağda Demokrat bir lider" olarak kalsa ve durmadan "Ben" sadece "Ben" demese ve ülkede bu kadar nefret uyandırmasa, yazılı, görsel hemen tüm medyayı karşısına almasa, inanın gene kazanırdı..
Bakmayın bizdeki yansımalara..
Mesela Güney ve Orta Amerika halkı genelde, hani şu alaya alınan Meksika sınırına duvar örme fikrini içten içten alkışlıyordu. Güya Demokrat Kaliforniya'da bile halk Meksikalılardan nefret ediyor.
Sınırdaki nehri geçerek Amerika'ya sızdıkları için "Wetback/ Islak Sırtlılar" diye aşağıladıkları Latinleri firmalarında kaçak işçi olarak, vergi, sigorta ödemeden, onda bir fiyatla köle gibi çalıştırıyor, kafaları kızınca da polise ihbar edip yakalatıyorlar.
Hepsini gördüm, yaşadım.. Bu millet Demokrat olur mu?. Millet böyle olunca, o ülkede gerçekten "Demokrasi" olur mu?.
İnanıyor musunuz?.
Şimdi bu yazıya nokta koyup yukarı çıkacağım ve gelişmeleri izleyeceğim.. Ama hiç merak etmeden.. Hiç heyecanlanmadan..
Amerika gerçeği "1 gecede" değişmez çünkü!.
Kennedy'yi vurdular, değişti mi?.
Şu anda penceremden içeri harika bir güneş sızıyor, içeriye.. Cep telefonumda sıcaklık 15 yazıyor.. Ocak 7.. Hâlâ 15 derece..
Kış güya aralıkta başladı, ama sıcaklık 15'in altına düşmedi. Öğle yemeklerini hâlâ bahçede yiyoruz.
Yani bu sene kış, kışlığını yapmıyor..
İnşallah hayra alamettir!.

***


TABELACILAR İŞ BAŞINDA..

Türkiye'de Spor değil, Skor Yazarı olduğunu kanıtlamak için harika bir fırsat..
Beşiktaş, Rizespor'u 6-0 yendi ya.. Fener ve Galatasaray'ın ardından gelebilen Beşiktaş'ı ve onun okurlarını mutlu etmek için fırsat geçti ellerine.. "Destan" sayfaları yaptılar, mal buldular ya..
Eee!. 6 at.. 0 ye.. Bundan iyi fırsat mı olur?.
Peki bir tek gazetede bu 6-0'a meydan okuyan ve "Siz skora bakmayın.
Bu maçta da Beşiktaş, Konya önündeki Galatasaray'ın akıbetine uğrayabilirdi" diyen sayfa gördünüz mü?.
Oysa aynen öyle oldu maç..
6 golün üçünde gol pasını veren Rize savunmasıydı. Birinde de yardımcı olan.. Birinci gol güzel, son gol muhteşemdi, o ayrı.. Onların hakkını vermek lazım ama, o göklere çıkarılan "Sergen Takımı"nın savunmadaki hal ve pür melali neydi?. Onlar da Rize savunması kadar açık verdiler, Rize kadar döküldüler.. Ama Rize'de o ikramları kabullenecek adam yoktu. Öyle net pozisyonları öyle aptal şutlar ve tercihlerle kaçırdılar ki..
Mesela Boldrin, mesela Umar Aminu'dan biri olsa yeterdi öylesi..
Sergen gaza gelme.. Bu feci savunmayla, Fatih'in topu rakibe bırakıp kendi sahanda bekleme oyununu oynarsan, kontratakların seni kurtarmaya yetmez. Çünkü her rakibin savunması, Rize gibi, senden yana oynamaz, Beşiktaş'a Beşiktaş forması giyenlerden bile fazla yardım sağlayan bonkörler olmaz..
Skor medyasının yarattığı gaza kapılma.. Savunmanı yeni transferler gelene dek, elindekilerle güçlendirme çareleri bul.. Olmadı.. Maçı yarı sahanda değil, rakibin tarafında oynamaya bak ki, savunman bu rezil hataları hiç değilse kalesine uzakta yapsın da durmadan gol pozisyonu vermesin.

***


GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ..

Hayal gibi bir fotoğraf.. Kalitesi çok bozuk.. Çünkü bir kitaptan aktardım. Orda da baskı böyleydi ama daha iyi.. "Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer" derler ya.. Bu da öylesi işte.. Sol yanımda bir muhteşem dost.. Büyük gazeteci.. Büyük, artık ucuzcu medyanın unuttuğu röportaj ve gezi yazarı ve foto muhabiri.. Anadolu'yu hem de rakip gazete Cumhuriyet'in yazarı Yaşar Kemal'le adım adım dolaşıp kendi gazetesi Dünya'ya yazan adam.. Sonra.. Sonra olağanüstü ressam.. Fikret Otyam.. Sağımda.. Adı Tokyo'dan Sydney'e, Paris'ten Los Angeles'a bilinen ve dünyanın taktığı adla "Çininin Picasso'su" diye tanınan, UNESCO'nun "Yaşayan İnsan Hazinesi" Sıtkı Usta..

"Bana dostunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" diyen ülkede, en büyük gurur kaynaklarım onlar.. Dostlarım.. Küçük kızı Kübra Olçar Erden "Babamı Alan Martı" diye bir kitap yazmış.. Aslında yaşarken yazmış, babasıyla anlarını.. "Yazarsam unutmam" demiş, almış bir defter, Anlar olmuş Anılar.. Sonra işte o defter, Arel Kitap/ Umuttepe yayınlarından çıkmış. Bitmesin diye azar azar okuyorum.. Her gün iki sayfa, Sıtkı Ustamı yaşatıyor bana.. Öyle canlı anılar yazmış Kübra.. Bu resim de o kitaptan.. Adına Kütahya'da Japonların katkısıyla bir sempozyum düzenlenmişti. Ustam ağır hastaydı.. Yataktan çıkmaması gerekiyordu, ama otelin lobisinden ve sempozyum salonundan çıkmadı.. Kız kardeşim Serpil'le bir saat bile odasına gönderemedik, bir dinlensin diye.. Son günlerini yaşadığını biliyor, o son anları yaşamak istiyordu çünkü.. Bu resim orada, 23 Eylül'de çekildi. "Yaşayan İnsan Hazinesi" 2 ay sonra, 15 Kasım'da "Ölümsüz İnsan Hazinesi" oldu.. Bize de Cihan değer bu anılar kaldı, işte..

***


Tebessüm
İkinci sınıf hocası, Küçük Temel'e "Yılbaşı tatilinde nereye gittiniz" diye sordu..
"Afyonkarahisar'a öğretmenim" dedi Temel..
"O zaman o gittiğiniz yerin harflerini, arkadaşlarına teker teker söyle bakalım" dedi öğretmen.. Temel bir düşündü ve cevap verdi..
"Aslında biz Van'a gitmiştik, öğretmenim!."

Sevdiğim Laflar
"Neredeyse bütün erkekler güçlüklere dayanabilir ama, bir adamın karakterini test etmek istiyorsan, ona güç ver."
Abraham Lincoln (ABD Başkanı.)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA