Ne yazık ki herkesin tahmin ettiği gibi saha içi ve dışı olayları tırmanışa geçti. Neden herkesin tahmin ettiği gibi diyorum çünkü ülkemizde futbolun bir oyun olduğu kabul görmüyor. Yöneticiler sorumsuz, medyanın bazı kesimleri sorumsuz, cezalar dünya standartlarının altında. Eğer zirve yarışı at başı gidiyorsa, küme düşmeme mücadelesi çok takımlı dönem yaşıyorsa olaylar kaçınılmaz oluyor.
D.Bakır'ın hassas bir bölge olduğunun başta medya olmak üzere herkes bilincinde. Bu yüzden sağduyulu davranılıyor, burada yaşananların üzerine gidilmiyor. Konya maçında çıkan olaylar dünya standartlarında çok ağır bir ceza gerektirir.
Olaylar sonrası D.Bakır yönetimi özür dilemişti. Herkesin beklentisi bundan sonra daha dikkatli davranacaklarıydı. Ama Konya maçında rakip futbolcuya tekme atan ardından da istifa eden eski yönetici, seyircisiz maçı şeref tribününden izledi!. Bir de üstelik maç berabere bitince hakem sözlü ve fiili saldırıya uğradı. Olacak iş mi! Kuddusi Müftüoğlu son dakikalarda Samsun'un net bir penaltısını vermedi. Bir hata yaptı diye futbolcuların hakeme saldırmaları mı gerekir? Yöneticiler ve futbolcular bunları yaparsa seyirciden olgunluk beklenir mi? Bülent Tulun her maç sonrası tahrik edici demeçler veriyor. F.Bahçe cephesinde işler sıkışınca suskunluk bozuldu. Buna benzer üslupla Murat Özaydınlı sahne aldı. Zirvede ortam artık iyice gerildi. Zaten derbide Ali Sami Yen'deki yabancı madde yağmuru da ortada. Bundan sonrası için Allah sonumuzu hayır etsin demekten başka söz bulamıyorum.
Ben bir futbolsever ve yazar olarak hep Türk futbolunun gelişmesi ve herkesin keyif alması için çekişmeli bir lig isterim. Ama bu olayları yaşadıkça gelecek yıl için düşüncelerim değişti. Kısa sürede şampiyon da, düşecekler de belli olsun ki bu olayları yaşamayalım diyorum.