Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Rap’e ayarı Sokaktan değil tarladan besleniyorum

Rapçi Ben Büdü, 30 yaşında ve ’da yaşıyor. Köyde büyüyen, yazları tütün toplayan Ben Büdü, aynı zamanda ’nde felsefe okuyor... ’da konserler veren rapçi ’de albüm çıkarmaya hazırlanıyor. Ben Büdü rap müziğin sokaktan beslendiği görüşüne de katılmıyor...

Giriş Tarihi: 7.9.2019
Rap’e Batı Trakya ayarı Sokaktan değil tarladan besleniyorum

Dimetoka, Edirne'den yarım saat uzaklıkta, Evros'a bağlı bir kasaba. Akdenizli havasıyla cıvıl cıvıl. Ben Büdü ismiyle tanınan Batı Trakyalı rapçi Hasan Binbaşı, 1989 yılında burada dünyaya gelmiş. Hayatının büyük bir bölümü de Ahrenpınar Köyü'nde geçmiş. Ailesi Yunanistan, Batı Trakyalı. Babası öğretmen. Geçim kaynakları hep tütüncülük olmuş. Ben Büdü de hem okumuş hem de yazları köyünde tütün ekmeye devam etmiş. Bir yandan da gönül verdiği müzikle ilgili çalışmalarını sürdürmüş. Şu sıralar İstanbul'da ekim ayında piyasaya çıkacak albümünü hazırlıyor. Kendisiyle albümü konuşmak için buluştuğumuzda yetenekli, gelecek vaat eden bir rapçi olması dışında hakkında çok az bilgiye sahiptik. Sohbetimiz sırasında hem hayat hikayesini dinledik hem de rap müzikle ilgili görüşlerini... Zenginliği, lüks markaları, spor otomobilleri yücelten rap şarkılarının popüler olduğu günümüzde Ben Büdü'nün anlattıkları gerçekten de zihin açıcıydı.
- Rap müzikle nasıl tanıştınız?


- Ortaokul ve liseyi Gümülcine'de yatılı okudum. Okulda askeri bir disiplin vardı. Rap müzik merakım o dönem başladı. Türkiye'de okuyan abimin getirdiği albümleri dinliyordum. Ceza, Sagopa Kajmer, Fuat ilk dinlediğim isimlerdi. Bir yandan da Yunan rapçileri takip ediyordum.
- Dinleyicilikten rap yapmaya geçiş ne zaman gerçekleşti?
- Rap yapmaya başlamam 2000'lerin başında Batı Trakya'daki ilk Türkçe sözlü rap grubu Uneba Realm sayesinde oldu ki bu grup abim Mehmet ve empam (ahbabım) Ali'den oluşuyordu. Atina Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü kazanınca 2007'de Atina'da yaşamaya başladım. Başlarda korkutucuydu. Kapalı bir toplumuz, Yunanlara karşı sosyolojik yapımızdan da kaynaklı olarak önyargılı büyürüz. Köyde doğarız, anadilimiz Türkçedir, Yunancayı sonra öğreniriz. Azınlıksın, Müslümansın bir yandan da... Birçoğumuz için Yunan halkı ile ilk ciddi temas üniversite dönemidir denebilir. Tabii bunun her Batı Trakyalı için geçerli olduğunu söyleyemem, istisnalar mutlaka vardır. Ben de kafası karışık olanlardandım. O dönem benimle aynı bölümde olan güzel insan Andreas ile tanıştım. Kendisi de rapçiydi, Salto Mortal grubundan Assos. Atina'ya uyum sağlamam konusunda bana çok yardımcı oldu ve aramızda rap sayesinde oluşan bu bağ, hayata karşı olan bütün tabularımı ortadan kaldırdı ve bir dinleyiciden bir rapçiye dönüşmem bu zamanda oldu diyebilirim. Devamında Uneba Realm'le Atina'da bir araya gelip 13 İhmal adı altında toplanıp çok güzel işlere imza attık. Bu vesileyle abim ve Ali'ye de çok selam, üzerimde çok emekleri vardır.
- İlk kez sahneye Atina'da mı çıktınız?
- Çok garipti benim için. Çünkü Türkçe söylüyordum. Oysa ki seyircilerin hepsi Yunandı. Ama güzel dönüşler aldım. Özellikle birkaç festivalde...
- O dönem Batı Trakya'da da adınız duyulmaya başlamış mıydı?
- Benim ulaşmak istediğim zaten Batı Trakya'ydı. Batı Trakya'da 150 bin civarında Türk var. Gençlerin sayısı da çok. Çünkü aile yapısı korunur. Toplumun büyük bölümü çiftçi olduğu için de çok çocuk olması tercih edilir. Benim de ilk başta amacım bu gençlere müziğimizi dinletmekti.
- Adınızın Türkiye'de de duyulması hedefleriniz arasında var mıydı?
- Türk müziği hayatımızın bir parçasıydı, arabada Barış Manço kasetleri olurdu ama yaptığımız müziği Türkiye'de dinletmek o dönem aklımızda yoktu. Düşününce uzak bir ihtimal gibi geliyordu. O dönem yaptığın işin dinletmek zaten zordu. Piyasada sayılı isimler vardı.
- Solo çalışmaya ne zaman başladınız?
- Ekip olsak da aslında başından beri solo çalışıyordum. Uneba Realm ile sound ve tarz olarak çok farklıydık. Onların müzik anlayışı karanlıktı ben ise daha entertainment işler yapıyordum. Yerel Trakya aksanında şarkılar yapmaya çalıştım. Bu da bölgemde daha çok tanınmamı sağladı. Atlim diye bir parçam var örneğin. Ahiretlikten gelir. Bizim orada herkes birbirine "Atlim" der. Ahbap, kanka gibi.. O parçayı babam bile sevmişti, müzik yapmamı istememesine rağmen. Klip de çektiğimiz Skibidip ve Kutu Kutu Kaçavida ise bölgemde herkesin bildiği şarkılar haline geldi.
- Rap müzik dışında neler yapıyorsunuz o dönem?
- Üniversitede okuyorum, yazları da köydeyim. Köyde üç ay tütün ekiyorum, tütün bittiğinde Atina'ya okula dönüyorum. Yedi-sekiz yıl bu şekilde devam etti.

MÜZİKTE EN BÜYÜK DESTEKÇİM BABAM
Rap müzik sizin için ne anlam ifade ediyor?
- Rap müzik günümüzde sadece eğlencedir. Ama 2000'lere kadar politik duruşu vardı. - Ama hâlâ muhalif, sert sözlerle rap yapan isimler var? - Elbette o çizgide ilerleyenler var ama ben hip hop'ın o çizgiden çok uzun zaman önce saptığını düşünüyorum. Kendi çıkış noktasındaki felsefesini kaybedeli yıllar oldu. O yüzden bu saatten sonra çıkıp "Rap aslında bu değil" demek çok zor. Yeni anlayış bütün dünyayı ele geçirmiş durumda. - Türkçe rap Batı Trakya'dan nasıl görünüyor?
- Ben beğeniyorum. Gayet iyi durumda. Herkesin rap yapmaya başlaması garipseniyor olabilir. Ama ben şuna inanıyorum; insan yaptığı işte iyiyse kesinlikle başarılı olur. Köyde de bu böyle. Tarlayı görünce kimin sürdüğünü anlarsın. En iyi tarla süren bilinir. - Babanız artık rap yapmanızı kabullendi mi? - Kabullendi ve artık en büyük destekçilerimden. Her baba gibi başta karşıydı. Çünkü 17 yaşında bir çocuk çıkıp küfürlü bir şarkı yaptığında, bir baba bunu doğal karşılamamalı. Hatta arayıp "O şarkıyı kaldır" dediği bile oldu (gülüyor). Bugün dönüp baktığımda ben de baba olsam o şarkıları çocuğumun söylemesini istemezdim.
- Rap sokaktan beslenir, denir. Siz sohbetimizin başından beri köyden, çiftçilikten bahsediyorsunuz... - Bu Brooklyn için geçerli olabilir. Çünkü Amerika'daki siyahilerin sokakta yaptığı müzikten bahsediyoruz. Sokak tarafı mutlaka var ama bu herkes için geçerli değil. Ben köyde büyüdüm, bizde de sokak vardı ama tehlikeli adamlar yoktu ki. Okula, tütüne giderdim, top oynar, cips yerdim. En fazla yüzmeye gidersin dereye. Atina'da da aynı şekildeydi, Bir direniş yolu olarak görmedik bu müziği, herhangi bir kalıba uymaksızın total duyguların dışavurumuydu bizim için. Muhtemelen şehir stresinden bunalan gençlerin hayalindeki bir şey bence bu sokak fikri. Sokaklarda takılmak bir ruh hali, romantik bir fikir...
Kulak faşisti olmadım
- Yeni albümün hazırlıkları ne zamandır devam ediyor?
- Üç dört aydır albümün hazırlığı sürüyor. Ama sürekli albüm üzerinde çalışmadım. Tütün ektim, şarkı kaydettim, yine tütün ektim, yine şarkı kaydettim. Şimdi kayıt için tütünü bırakıp İstanbul'a geldim. - Albümde bizi neler bekliyor? - Yaptığım müziğin güzel olduğunu düşünüyorum. Güzelden ziyade çoğu kişinin denemediği bir şey yaptığımı söyleyebilirim. Ama başarılı olur mu, olmaz mı o konu benim için muallak. Albümde beş şarkı var. Sound olarak iddialıyım. Yerel müzikleri çok severim. Doğu ve Batı'dan çok beslendim. Ama rap müziğin tabuları vardır. Bazı insanlar içine Anadolu ezgisi kattığınızda bile tepki gösterebiliyorlar. Ama ben hiçbir zaman kulak faşisti olmadım. Her müziği dinledim. Bu da ufkumu açtı.
Bozulmaz, olgunlaşır
- İlk dönemde sözlerinizde neler anlatıyordunuz?
- Rap müzikte şöyle bir sıkıntı var. Bunu her rapçi yaşar. İlk başta protest bir tavır vardır. Hiçbir şey bilmeden her şeye karşısındır. Rapçilerin genelde küçük yaşta müziğe başlamalarından dolayı, hayatla ilgili tecrübeleri çok kısıtlı olmasına rağmen her şeye karşı bir fikirlerinin olması, daha sonra pişman olacakları bir durum haline gelir. Biz de ilk başta böyleydik. Ama yaş ilerledikçe sözler de evriliyor. İnsanlar sizin için "bozuldu" derler ama aslında o sizin olgunlaşmanızla alakalı. Kompleks bir yapıdan çıkıp hayatta gerçekten anladığınız şeylerden bahsetmeye başlarsınız. Hatta sözler anlamsız bir yere bile gidebilir.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Rap’e Batı Trakya ayarı Sokaktan değil tarladan besleniyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN