Eminim aranızda pek çoğunuz "Bıktık artık bu yaş gruplarının sınıflandırılması olayından. Biri bitiyor biri başlıyor. İlk ergenlik dönemindeki her genç biraz asi, farklı değerleri benimseyen bir yapıda olur zaten. Sanki son 10 yıldır bu kuşakları analiz edip sınıflandırma olayının iyice suyu çıktı. Cidden yeter! E peki zilenyaller de kim?" diye içinizden hem sorup hem de merak ettiğinize eminim... Doğrusu ben de geçtiğimiz gün New York Times gazetesini okurken bir makaleye denk gelene kadar zilenyal kelimesinden habersizdim... Makalenin başlığı "Moda trendlerini şu an zilenyaller belirliyor" olunca ister istemez ben de merak ettim, araştırdım... Zilenyaller aslına bakarsanız son dönemin en popüler kuşağı Z kuşağı ile (1996-2012 yılları arasında doğanlar), milenyallerin (80'lerin başından, 90'ların ortasına kadar doğmuş olan kuşak) birleşimi gibi bir şey...
NAİF VE POZİTİF BİR RUH
Kısaca ifade etmek istersek bir mikro kuşak... 90'ların ve 2000'lerin ne kadar naif, sanatsal açıdan yaratıcı, bolluğun ve refahın daha fazla olduğu dönemler olduğunu da hatırlamak gerekli tabii ki bu analizi yaparken... O dönemde gençlik döneminin bir kısmını geçirmiş olan milenyaller de daha yaratıcı, daha eğitimli, daha sorgulayan, daha pozitif ve daha ılıman ve naif bir ruha sahip tam da bu nedenle... Salgınlarla, ekonomik krizlerle, savaşlarla yoğrulmamış hayal ettikleri pek çok şeyin gerçekleşmesinin mümkün olduğunu gören bir nesil... 90'lar ve 2000'ler modasının bu kadar yaygın olmasının nedeni de tam olarak bu... O dönemin sınırları aşan, rahat, pratik, feminen, gösterişli, az markalı, çok pozitif algılı giyim tarzı şu an tam olarak Z kuşağının kalbini çalmış durumda... Yani sözün kısası çok kısa bir yaşam birimi içinde estetik, sağlıklı yaşam ve sporun da etkisiyle gençlik algısını kaybetmemiş milenyaller ve Z kuşağı birbirine çok benzeyen dolaplara, yaşam algısına, sorgulama yeteneğine ve olumlu düşünme kapasitesine sahip bir mikro jenerasyon yaratmış durumdalar...
BİRER STİL İKONU OLDULAR
New York Times'ta yayınlanan makale de tam olarak bu durumdan bahsediyor aslına bakarsanız. Makalede, "Z jenerasyonundan biriyle herhangi bir butiğe girin. Eğer bir milenyalseniz sizin lise, üniversite ya da iş hayatınızın ilk dönemlerinde giydiğiniz ve dolaplarınızda bulunan kombinlerin benzerlerini satın alıyorlar. Sizin o dönemlerinizde bayılarak satın aldığınız markalara onlar da hayranlar. Jean pantolonunuzun altına giydiğiniz spor ayakkabısı modelinin peşindeler... Bu öyle ciddi bir durum ki tüm moda markaları o döneme ait koleksiyonlarını arka arkaya piyasaya çıkarıyor... 90'lar ve 2000'lerde sokaklarda görülen her şey çok ama çok popüler yeniden ve milenyaller tam olarak birer stil ikonu!" yorumunda bulunuyor...
DAPDAR GÖZLÜKLER
"Abartmayalım, o kadar da değildir!" diye içinizden geçirmeyin sakın. Şu an stilistler, stil danışmanları o döneme ait arşivleri didik didik inceliyor. Okula giderken düşük belli ve aşırı bol jean pantolonların üzerine, incecik spagetti askılı kısa tişört giyen, ayakkabı olarak da Nike Cortez, adidas Samba, Onitsuka Tiger tercih eden o milenyaller ile Z jenerasyon arasında giyim konusunda herhangi bir fark var mı çok emin değilim... Dapdar güneş gözlüğü modelleri, mini mini el çantaları, zincir ya da meta detaylı kemerler, ünü kapalı plastik üstü çiçek işlemeli Japon terlikleri, kargo pantolonlar, ince askılı saten elbiseler, saten etekler, diz altına kadar uzanan salaş şortlar, üzerinde ülke isimleri yazılı kol kısmı farklı renklerde olan beyaz tişörtler... Şu an popüler olan ve arka arkaya hepimizin bir nefeste sıralayabileceği bu tarz ne kadar çok aksesuvar ve giysi modeli varsa hepsi aslına bakarsanız milenyallerin popülarize ettiği parçalar... Eğer giyinmek bir kendini ifade etme şekliyse düşünün bu iki jenerasyon aslında zilenyal ismiyle birleşmiş bir durumda ve neredeyse aynı ruha sahipler çünkü aynı lisanı kullanıyorlar... Glamour dergisinin bu ayki sayısında yine bu mikro kuşakla ilgili bir makale yer alıyor. Makalede, "Ben 80'lerin başında doğdum. Şu an iş hayatına yeni adım atmış arkadaşlarım da var, çocuğu liseye giden ikinci evliliğini yapmışlar da... Her iki gruptakiyle hiçbir sorun yaşamadan rahatlıkla iletişim kurabiliyorum. Birbirimizden dış görünüş olarak pek bir farkımız yok. Giyim konusundaysa neredeyse aynı dolaplardan giyinir gibiyiz... Milenyaller zaten kendilerinden önceki pek çok kuşağa göre daha çocuksu, ılıman ve kendisini değerli gören bir yapıya sahip. Kendilerine bakmayı seven, sağlıklı beslenen, dünya olaylarıyla ilgili bir nesil... Z jenerasyonu da tam olarak böyle... O kadar ortak yönleri var ki... Bir kalabalık içinde 1980'li biriyle, 2000 doğumlu biri neredeyse aynı konuları konuşuyor, aynı konulara dikkat ediyor. Çok hümanist, çevreye duyarlı, biraz rahatına düşkün ve iyicil iki nesil" deniliyor.
BU BEŞ PARÇASIZ OLMAZ
The Every Girl isimli moda içerik haber sitesi de bu iki neslin dolaplarındaki belirli ortak parçaların altını çizip, "Bazı kıyafetler olmadan milenyaller de Z jenerasyonu da kesinlikle aşırı mutsuz olurdu. Özellikle beş parça var ki bu beş parça bu iki nesle mensup olanların hepsinin dolabında yer alıyor. Mesela babetler... Z jenerasyonunun bayılarak kullandığı bu ayakkabı modeli, milenyallerin dolaplarının da vazgeçilmezi. Aşırı bol, düşük belli jean'ler olmasa her iki jenerasyon da sokakta ne giyeceğini şaşırırdı. Kurdeleler her iki jenerasyonun vazgeçilmezi. Bu detayı aklınıza gelebilecek her yerde kullanmayı seviyorlar. Ve leopar baskılar da yine iki jenerasyonun olmazsa olmazı... Son olarak parlak kırmızı da yine her iki jenerasyonun en beğendiği renk" yorumunda bulunuyor.
BÜYÜK ÇORAP TARTIŞMASI
Eğer "Moda arenasında bu iki jenerasyonun birbirinden ayrıldığı ana konu nedir?" diye soracak olursanız tek kelimeyle "Çorap" diyebilirim. Beyaz çorap milenyaller için korkulu bir kabus... Kendilerinden önceki, pek de haz etmedikleri jenerasyonları hatırlatıyor. Çorap olabildiğince gösterilmemesi gereken bir detay onlar için... En fazla Sebago, Timberland ya da George Hogg marka ayakkabılarıyla Ralph Lauren ya da Burlington marka çoraplar giymişler... Spor ayakkabısı ve çorap ikilisinden ölesiye nefret ediyorlar. Babet ise zaten çorapsız giyilmemesi gereken bir ayakkabı modeli... Oysa Z jenerasyon çorapları çok ama çok seviyor. Mini etek altına bileklerine kadar uzanan bir çorap ve spor ayakkabısı onlar için çok uyumlu bir görüntü sunuyor. Babetlerinin içine de zevkle çorap giyiyorlar.