Halkbank Gençİz Zirvesi İstanbul Volkswagen Arena'da düzenlendi. PÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, gençlere 'sürdürülebilirlik' başlığını açtı. "Sürdürülebilirlik " diyen Bakan Kurum, insan ve doğanın kusursuz uyumunun sanayi devrimiyle birlikte bozulduğuna vurgu yaptı.
"BEBEKKEN KULLANDIĞINIZ EMZİK BİZİM ÖMRÜMÜZDEN 6 KAT DAHA UZUN ÖMÜRLÜ"
Birleşmiş Milletler (BM) İklim Raporu'ndan alıntılar yapan Bakan Kurum şöyle devam etti: Dünya kirleniyor. Aşırı hava olayları artıyor. İklim değişiyor. Türler yok oluyor. 100 yıl içerisinde deniz seviyesi bir metre yükselecek. Denizler 100 metre daha karaya doğru ilerleyecek. Yani, İstanbul adalara bölünecek. İzmir'in bir kısmı sular altında kalacak. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki; bebekken kullandığınız emzik bizim ömrümüzden 6 kat daha uzun ömürlü. Kredi kartınız doğada bin yıldan fazla kalıyor. Bugün atıklarımızın ömürleri ömrümüzün yüz katına ulaştı. Mesela bizler günlük ortalama 7 bin litre su tüketiyoruz. Bir yumurtanın üretimi için yaklaşık 200 litre, bir hamburger için 2 bin 500 litre, kot pantolon için 10 bin litre su tüketiyoruz. Bugünün dünyasında maalesef artık tüketim çılgınlığı diyeceğimiz bir çılgınlıkla karşı karşıyayız. Aslında kendi geleceğimizi yok ediyoruz.
"MODERN DÜNYADA İNSANIN EN BÜYÜK ESERİ MAALESEF PLASTİK"
Dünyada bugün küresel ısınmayı 1.5 derecede tutmak için çaba sarf edildiğinin altını çizen Bakan Kurum, bu doğrultuda sürdürülebilirlik kavramının 1992'de Rio Dünya Zirvesi'nde konuşulduğunu söyledi. Ardından BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin hazırlandığını anlatan Bakan Kurum şunları söyledi: Artık tüm dünya sürdürülebilirliği, ekonomik ve sosyal kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olarak görmeye başladı. Yine 'Dünya bir kriz yaşıyor. Mikroplastikler buzulların içine kadar girdi. Ormanlar yok oluyor. Su kaynakları tükeniyor. Bu enkazı birlikte kaldıralım' denildi. Bu anlayışla Paris İklim Anlaşması imzalandı, BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri belirlendi. Sürdürülebilir kalkınma bu mücadelenin anahtar kavramı oldu.
İnsan yaradılışı itibariyle dünyaya bir iz, bir eser bırakmak ister. Örneğin Mısırlılar dünyaya miras olarak piramitleri bıraktı. Komagene Krallığı Adıyaman'a Nemrut'u bıraktı. Ecdadımız kaleler, su yolları, kemerler, muhteşem camiler, medreseler, külliyeler, hanlar, hamamlar, kütüphaneler bıraktı. Ancak modern dünyada insanın maalesef dünyaya bıraktığı en büyük eseri şüphesiz plastiktir. Öyle ki Pasifik Okyanusu'nda 80 milyon tonluk bir mikroplastik adası, atık adası oluştu. Bizler gelecek nesillerimize, sizlere plastikle kaplı bir dünyayı bırakmak istemiyoruz.
"ASİL MİRASIMIZI SİZLER KORUYACAKSINIZ"
Daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çevreyi korumanın bir tercih değil zorunluluk olduğunun altını çizen Bakan Kurum, "Doğanın insanın kölesi olmadığının, basit bir hammadde olmadığının farkında olmalıyız. Bizler doğayı insanın kölesi değil, insanı doğanın bir parçası olarak gören bir medeniyetin mensuplarıyız. Bizim medeniyetimizde insan, doğaya rakip değil dosttur. Bu dostluk öyle alelade bir dostluk değildir. Bu dostluk bazen Âşık Veysel'in 'Benim sadık yârim kara topraktır.' sözüyle ruh bulmuştur. Biz çok asil bir mirasa sahibiz ve bu mirası sizler koruyacaksınız" dedi.
"TÜKETİM KÜLTÜRÜNÜ ELEŞTİRİYE TABİ TUTMALISINIZ"
Hazreti Mevlana'nın, "Her şey birbirine bağlı, hepimiz bir zincirin halkalarıyız," sözüne atıfta bulunan Bakan Kurum, "Doğaya saygı, popüler bir akım ya da geçici bir trend değil tek kelime ile öze dönüşün simgesi olmalıdır. Tüketim kültürünün zihniyetini temelden eleştiriye tabi tutmalısınız. Bizim tüketim sınırımızı, kredi kartımızın limiti değil doğaya olan sorumluluğumuz belirlemelidir. Paranız, gücünüz, imkanınız olabilir ama bir yandan da doğaya karşı sorumluluğunuz sınırlarınızı belirlemek durumunda. Tek kullanımlık ürünlerden kaçınmamız, geri dönüştürülebilecek her materyalin çöp değil bir enerji kaynağı olduğunu görmemiz gerekiyor. Kullan at değil, kullan dönüştür. Geri dönüştürülebilecek her materyalin çöp değil enerji kaynağı olduğunu bilelim" diye konuştu.