Giriş Tarihi: 23.09.2009 17:26Son Güncelleme: 24.09.2009 14:56
Ebru Çeliktuğ: İnsanlık aslını kaybedince
Yakın gelecekte insanların gerçek hayatı bir kenara bırakıp robot kopyalarıyla sanal bir hayatı yaşamalarını konu alan bilimkurgu filmi “SURETLER” (Surrogates), sonbaharın merakla beklenen büyük bütçeli filmlerinden biri. Bruce Willis, Radha Mitchell ve Rosamund Pike’ı bir araya getiren film, bir çizgi roman uyarlaması.
ABONE OL
Bilgisayar dünyasındaki teknik gelişmeler şüphesiz işlerimizi kolaylaştırıyor, sunduğu imkânlar göz kamaştırıyor. Ama bir de madalyonun öbür yüzü var ki, özellikle bilimkurgu edebiyatının bazı kalemleri, bu konuyla ilgili, hiç de parlak olmayan bir gelecek tasvir ediyorlar. Suretler'i yazan Robert Venditti de çok da ileride olmayan bir gelecekte, insanların evlerine kapanıp tamamen sanal hayatlar sürdürdükleri karanlık bir dünya kuruyor eserinde: "Uzun vadede üzerimizdeki etkilerinin ne olacağını kale almadan teknolojiyi hayatlarımıza sokuyoruz. İşte bu duruma dikkat çekmeye çalıştım." Bunu yaparken de günümüz modern toplumlarının, güzellik, cinsellik, sağlık konusundaki saplantılı tavırlarına eleştirel, daha doğrusu sorgulayıcı bir tavırla yaklaşıyor yazar. İstediğiniz tüm özellikleri taşıyan bu gerçek görünümlü robotlar sayesinde, hastalık korkusu ya da ahlaki endişeler olmadan sevişebilir, akciğerlerinizi riske atmadan sigaranızı tüttürebilirsiniz. Tüm bunları yattığınız yerde, sinirlerinizin her hücresine kadar hissederek yaşayabilirsiniz hem de! 2006'da yayımlanan Suretler'in kazandığı başarı üzerine Venditti romanın devamını yazdı. Aslında devam demek doğru değil, öncül bir çizgi roman bu, adı da "Surrogates: Flesh & Bone". Suretler'in 15 yıl öncesini, sözkonusu teknolojinin ilk kez ortaya çıkıp popülerleştiği dönemi ele alıyor. Üç yeni yetme arkadaş, babalarının suretleriyle sokakta yaşayan bir evsizi öldürüyorlar. Suretlerin gençler tarafından kullanılmasının ne derece uygun, ahlaki ve doğru olduğu üzerinde duruyor hikâye. Daha sonra üçüncü kitap olarak ilk kitabın 15 yıl sonrasını yazmayı planlayan Venditti'nin eserlerini resimleyen isimse çizgi roman çizeri Brett Weldele. Robert Venditti aslında bilimkurgu edebiyatı ve çizgi romanlarla fazla ilgisi olmadığını, bu nedenle de literatüre fazla hâkim olmadığını belirtiyor.
(...)
Yakın gelecekte karanlık bir dünya tasviri
Film, 2054 yılında, sanal gerçeklik ve sibernetikteki ilerlemelerin sayesinde, insanların artık odalarından bile çıkmadan sürdürdükleri bir yaşam tarzını temel alıyor. Yattığınız yerden kopyanızın her hareketini kontrol edebiliyor ve deneyimlerini sanki bizzat siz yaşıyormuş gibi hissedebiliyorsunuz. Kopyanız alışveriş yapıyor, büronuzda çalışıyor, başkalarıyla tanışıyor -ki büyük ihtimalle onlar da başkalarının kopyaları. Bu deneyimi tercih etmenizin nedeni de her zaman olmak istediğiniz insanı olabilme şansını elde etmek. Çünkü kopyanızı siz seçiyorsunuz ve onun güçlü, çekici, hep genç ve sağlıklı olması da yaşattığı deneyimlerin verdiği zevki artırıyor. Ama bu yaşam tarzından memnun olmayan birisi var ki, insanların robotlar aracılığıyla sanal bir hayat sürmesini değil, gerçek hayatlarına dönmelerini istiyor. İlk kurbanı da bu üstün teknolojiyi geliştiren genç üniversite öğrencisi oluyor. Daha sonraki, suretleri hedefleyen cinayetlerde ise ilginç bir şekilde suretlerin ait olduğu gerçek insanlar da hayatını kaybediyor. Olayı çözmek içinse ajan Greer (Bruce Willis) ve partneri ajan Peters görevlendiriliyorlar.