Sinema deyince gözlerinin içi parlıyor. Kendine ve yaptığı işe güveniyor ama bir o kadar da mütevazı ve samimi bir duruşu var. Bu dengeyi, konuşmasında ve hayata bakış tarzında da hissetmek mümkün. "İyimser değilim" diyor ama gerçek ile kurmaca, eski ile yeni, olumlu ile olumsuz, amatörlük ile profesyonellik arasındaki o dengeyi hep muhafaza ediyor. Onun için belgesel ya da kurmaca fark etmiyor zaten. Önemli olan, anlatacağı konu hangi türe uygunsa o yolda ilerlemek ve sağlam bir sinema yapmak.
Pelin Esmer'in adını, "Oyun" adlı ilk uzun metraj belgeseli ile duymuştuk. Kendi deyimiyle "kurmaca gibi bir belgesel" olan "Oyun" ile 2005 yılında San Sebastian'da yarıştı. Dünyada elliden fazla festivalde gösterilen filmi ile Adana Altın Koza Film Festivali Yılmaz Güney Anı Ödülü, SİYAD - Türk Sineması Ödülleri Özel Ödülü ve New York Tribeca Film Festivali En İyi Yeni Belgesel Film Yönetmeni Ödülü başta olmak üzere pek çok ödüle layık görüldü.
(...)
"11'e 10 Kala" Pelin Esmer'in ilk uzun metraj kurmaca filmi. Film kurmaca ama temelinde Esmer'in belgeselcilikten gelen araştırma hevesi mevcut. "Filme bu müthiş koleksiyoncuyu anlama arzusuyla başladım" diyor yönetmen. Ve "merakım bitmedi" diye de ekliyor.
Hayli karamsar sayılabilecek bir konuyu ve karakterleri, "aslında hepsi kendi dünyalarında haklı" şeklinde bir gerçekçilikle dengelemesi de onun belgeselci tarafsızlığından geliyor muhtemelen.
"11'e 10 Kala", transistörü icat eden kişi olmayı hayal etmiş, 83 yaşındaki koleksiyoncu Mithat Bey (Mithat Esmer) ile kapıcısı Ali'nin (Nejat İşler) kesişen öyküsünü anlatıyor. İçkiden tutun da ekmek üzerindeki etiketlere kadar her şeyin koleksiyonunu yapan ve bu yüzden karısının çekip gitmesine bile engel olmayan Mithat Bey'in saat gibi işleyen hayatı depremle aniden değişir. Oturduğu Emniyet Apartmanı, depreme karşı emniyetli değildir ve daire sakinleri binanın yıkılıp yeniden inşa edilmesi için karar alır. Kapıcı Ali, kızı kapıcı dairesindeki rutubetten astıma yakalanınca, daha iyi koşullar sağlayana kadar bir süre önce ailesini köye geri yollamıştır. Apartman yıkılırsa Mithat Bey koleksiyonunu; Ali de işini ve evini kaybedecektir. Mithat Bey, koleksiyonunu kurtarmak için çabalarken Ali de bir yandan ona yardım eder bir yandan da kendine güvenceli bir iş arar.
(...)
İlk gösteriminin yapıldığı İstanbul Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'nü, Adana Altın Koza Film Festivali'nde En İyi Film ("Köprüdekiler" filmi ile birlikte) ve En İyi Senaryo Ödülü'nü kazanan "11'e 10 Kala" bu hafta vizyona giriyor. Ekim'de ise Antalya Film Festivali'nin Uluslararası Yarışma bölümünde Altın Portakal için yarışacak. Biz de Pelin Esmer ile Nejat İşler'in ünlü Tezgâh Sahaf Cafe'sinde buluştuk ve ilk kurmaca filminin ayrıntılarını konuştuk.
Sinemayla ilişkiniz nasıl başladı?
Boğaziçi Üniversitesi'nde sosyoloji okudum. O yıllarda tek okumak istediğim şey sosyolojiydi. Çok zevkle, keyifle okudum ve çok beslendiğimi düşünüyorum. Üniversite yıllarında sinemaya merakım başladı. İyi bir İstanbul Film Festivali izleyicisiydim. Ayrıca antropoloji derslerinde çok sevdiğim hocam Leyla Neyzi, bize çok enteresan belgeseller izlettiriyordu. Bu arada 3. sınıftayken Jeanne Finley adlı Amerikalı yönetmen kamerasını alıp belgesel yapmak üzere tek başına Türkiye'ye gelmişti. Türkiye'de kadın ve İslam ile ilgili bir belgesel yapıyordu ve bir asistana ihtiyacı vardı. Leyla Neyzi ona beni önermiş. Jeanne'e asistanlık yapmaya başladım. 8 ay ikimiz çok yoğun çalıştık. O deneyim bana bu işin o kadar da imkânsız olmadığını gösterdi ve cesaret verdi. Sonra sinemaya karar verdim. Kendimi daha iyi ifade edeceğim bir alan olduğunu düşündüm.
(...)
"11'e 10 Kala"nın senaryosunu Cannes Film Festivali'nde yazmışsınız. Bu süreci anlatır mısınız?
Cannes Film Festivali'nin bir organizasyonu, Cinefondation, her sene Paris'te iki dönem 6 genç yönetmeni senaryosu üzerinde çalışmaya davet ediyor. 2007 senesinde 4,5 ay boyunca, sakin bir ortamda yazma şansım oldu. Senaryoya orada başladım ama orada bitirmedim. İçimden bu senaryonun hep İstanbul'da biteceğini hissediyordum. İstanbul'da bitirmek istedim. Çünkü filmin benim için İstanbul'la çok bağlantısı vardı.
(...)
"Oyun" için "kurmaca gibi bir belgesel yapmak istedim" demişsiniz. "11'e 10 Kala" için de tersi mi söz konusu? Yani film için "belgesel gibi kurmaca" denebilir mi?
Çok doğru olmaz. Bu bir kurmaca film. Belgeseli andıran neyi olabilir? Gerçek bir karakterden esinlendiğim ve esinlendiğim karakteri kendisi canlandırdığı için belgeseli andıran bir yanı olabilir ama sonuç olarak film için 'belgeselimsi' diyemem.
(...)
Belgeselden sonra kurmacaya geçiş yapmak zor oldu mu sizin için?
En büyük fark kurmacada elinizde bir senaryo ve belirlenmiş bir çekim süresi var. Belgeselde biraz daha özgürsünüz. Ancak karakterlerin gerçek hayattaki ritimlerine adapte olmanız, sizin o hayatlara misafir olmanız gerekiyor. Belgesel çekmek yönetmen için çok besleyici ve eğlenceli bir şey. Kurmacada ise farklı bir heyecan var. Hayalinizde canlandırdığınız dünyayı gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz. Hayal ettiğiniz her neyse ona yakın olanı peliküle yansıtmaya çalışmak gibi müthiş bir zevki var.
Filmin adı hem Reşat Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'yle bağlantılı hem de saati çağrıştırıyor. Bunu seçmenizin nedeni neydi?
Koleksiyonu zaman kavramından bağımsız düşünmek benim için mümkün değil. "11'e 10 Kala"nın saat, dakiklik, kesintisizlik ve süreklilikle ilişkisi var.
(...)
İlk kurmaca senaryonuzla Adana'da ödül almayı umuyor muydunuz?
Ümit ediyordum tabii ki. Ödül açıklanana kadar bilmiyordum. Ümidimiz güzel sonuçlandı.
İstanbul Film Festivali'nde HD formatında ve 124 dakika gösterilmişti. Vizyona hangi formatta girecek?
Adana'ya gitmeden yani 35 mm'ye basmadan önce filmi 110 dakikaya indirdim. Vizyona da bu versiyonu girecek.
Film hangi uluslararası festivallerde yarışacak?
San Sebastian Film Festivali'nin hem ana yarışmasına hem de genç yönetmenler bölümüne davet edildik. Epey davet var ama prömiyer problemleri nedeniyle bir sıralama ve strateji belirliyoruz.
Bundan sonraki projeniz belgesel mi olacak kurmaca mı?
Belgesel projeleri de var, kurmaca projeleri de... Her ikisinden de ayrı tat alıyorum. Yaptığım film ne biçimde olursa olsun elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Üzerinde çalıştığım projeler var. Hangisinin öncelik kazanacağı imkâna ve zamana bağlı.