Büyüklerimiz hep derler, "Ağzından çıkana dikkat et, kaderin olur dileklerin" diye... Cem Yılmaz'ın Karakomik filmlerinin birisinde taksici arabasına binen dünyalar güzeli kıza bakıp "Keşke ömrüm hep sana bakarak geçse" der. Filmin sonunda akıl hastanesine düşen taksicinin bakıcısının o kız olduğunu görürüz. İşte buna benzer bir gerçek hayat hikayesiyle karşınızdayım bu hafta. Ama içinde muhteşem bir başarı hikayesi var. Paralimpik milli okçulardan Nil Mısır, 2024 Paris Paralimpik Oyunları'na katılma hakkı kazanmıştı. Riva'da ondan 'pes etmeme' hikayesini dinledik. "Lise ikinci sınıf öğrencisiydim. Başarılı bir öğrenciydim. Sevilen bir tiptim. Mahallemde, komşularım tarafından... Üç abim tarafından şımartılarak büyüdüm. Eğitimim güzel gidiyordu, doktor olmak istiyordum. Ta ki o güne kadar! Düşmeden 15-20 gün önce yan balkondan bizim tarafa kedi atlamış.
Vücudunun yarısı dışarıda sıkışmış. Kurtarmaya çalıştım, o sırada korkup atladı. Aşağıya baktım ölmüştü. Çok uzun süre gece gündüz bu olaya ağladım, kendimi çok kötü hissettim. Anneme 'Keşke benim başıma gelseydi' dedim. Günler sonra benim düştüğüm yer orasıydı. Orası hoş görünsün diye babamla kayalar koymuştuk, boynum benim koyduğum kayaya çarptı. O taş olmasaydı kafam çarptığı gibi dağılırdı. Yere düştüğümde ilk gördüğüm şey kedinin cesediydi. Orada duruyordu. Kulaklarıma 'Keşke benim başıma gelseydi' laflarım geldi. Tansiyon sorunum hep vardı. 15 yaşımın ilk zamanlarında çok artmıştı. Çünkü aralıklarla az besleniyordum. Çok fazla ders çalışıp, spor yapıp kendimi yoruyordum. Bu olay da çok aşırı yorgun olduğum bir günde oldu. Kendimi biraz aç bıraktığım bir gündü. Öyle bir baş dönmesiyle beşinci kattan aşağıya düştüm. Düştüğümde boynum kırıldı. Kollarımı, parmaklarımı, bel dengemi, ayaklarımı, vücudumu zaten hissetmiyordum. Kaslarımın kontrol kabiliyetini tamamen kaybettim. İlk düştüğümde boynumun kırıldığını hissetmiştim. Boynumdan ayak ucuma kadar bir sıcaklık çıktı. İlk zamanlar boynumu dahi tutamıyordum, düşüyordu. Kollarımı hareket ettiremiyordum.
Sonrası sürekli, ardı arkası kesilmeyen ameliyatlar. Ben okula çok bağlı bir kızdım. Bütün dünyam eğitimdi. Doktor bana bir süre yürüyemeyeceğimi söylediğinde okula nasıl gideceğimi düşündüm. Bir de ben yürüyememek ne demek bunu bilmiyordum. Yürüyememeyi bir kenara oturup dinlenmek olarak sanıyordum. Aklımda hep yürümeye başlayıp sonrasında okula gitmek vardı. Bu çok kısa bir sürede olacak zannediyordum. Sonra iki yıl geçti. Doktorum Profesör Doktor Belgin Erhan bana iş evrakları getirdi ama ben ellerimi tutamıyordum bile. Evrakları birlikte dolduracağımızı söyledi. Okulu tamamlamak istediğimi söyledim. Kalem tutabilmem için kas transferi ameliyatına girebileceğimi söyledi. Sağ elimle 3-4 ay fizik tedavide çalıştık. Bileklerim güçlenmeye başladı ve hareket ettirmeye başladım. Sonra ameliyat oldum. Aylar süren uzun bir süreçti. Kalem tutabilmeye başladığım an ilk mektubumu doktorum Belgin Hanıma yazdım."
Ehliyet almak hiç kolay olmadı
"Araba kullanmıyorken, dışarı çıkmam büyük külfetti. Arabaya, şoföre ihtiyacım var, her yere gidemezsiniz. Ehliyet almalıydım. Daha sekiz yaşındayken, abim sürekli bana araba kullandırıyordu. Sanki başıma gelecekleri bilir gibi. Ama ehliyet almam hiç kolay olmadı. Kursa yazıldım, bana uyun bir araba verdiler. 'Belki aylarca sadece kontağı çevirmek için uğraşacağım' diyerek hocamdan bana karşı sabırlı olmasını istedim. Ertesi gün başka bir hoca geldi. Sonra yine bir başka. Baktım her gün hoca değişiyor. Meğer birbirlerine 'Sen de onunla çalışmalısın' diyorlarmış. Sınav günü geldi. Çok güzel kullandım. 'Biz bu kadar özgüvenli istemiyoruz' diyerek beni bıraktılar. Bizi izleyen hocalar geldi, 'Gayet iyiydi, niye bıraktınız?' diye sordular. 'Ben bu sorumluluğu alamam' diyor ellerime bakarak. Neyse, iki gün sonra tekrar sınava girdim. Aynı müfettiş var. Pişman olmuş, 'Kızım kullanabiliyorsan, alırsın ehliyetini' dedi. Ve sınavı geçtim."
SABAH'ın hayatımda önemi çok büyük
"Gaziosmanpaşa'da robotik tedavi görüyorum. Ben de arkadaşıma hâlâ aynı olduğumu söylerken elimin kıpırdadığını fark ettim. Şişeyi tutmaya çalışıyorum, onunla çalışıyorum. Hastanede yattığım ve fizik tedavi gördüğüm süreçte sizin gazeteniz SABAH'tan beni aradılar ve manşet olduğumu söylediler. Sonrasında telefonlarım sürekli çalmaya başlıyor. Televizyon kanallarından sürekli beni arıyorlar. O hafta sanırım sürekli haberlerde haberlerim döndü. İlgi o kadar çoktu ki hastanede çekimlere izin vermemeye başladılar, çok meşgul ettikleri için. İşte bu süreç beni okçuluk sporuyla buluşturdu."
Paralimpik sporculara önemli destek
Uzun yıllardır futbol ve basketbol başta olmak üzere spora destek veren Ülker, 2024 Paralimpik Oyunları öncesi anlamlı bir iş birliğine imza atarak Türkiye Milli Paralimpik Komitesi'nin destekçilerinden biri oldu. Anlaşma kapsamında engelli sporları ve paralimpik alanındaki çalışmaları destekleyerek sporcuları motive etmeyi, aynı zamanda fırsat eşitliği konusunda toplumdaki farkındalığı artırmayı hedefliyor. Bu sayede, toplumun her kesiminde fırsat eşitliği bilincinin yerleşmesi ve paralimpik sporcuların başarı yolculuklarında daha güçlü bir şekilde ilerlemeleri bekleniyor.
Okçular Vakfı çok profesyonel bir kulüp
"Tekerlekli sandalyede bile oturamıyorum. Gelen birkaç görüşme teklifini kabul etmedim. 'Okçular Vakfı Spor Kulübüne gider misiniz?' dendi. Ayıp olmasın, nasılsa beni gördüklerinde ikna olurlar dedim. Okçular Vakfı'nın spor müdürü Cenk Hoca vardı. Kapıdan girer girmez 'Sen yıllardır nerelerdesin? Biz de seni bekliyorduk' dedi. Ben şok! Şuan ki spor müdürümüz Mehmet Oruç geldi. Ellerime kollarıma baktı. Ben tekerlekli sandalyeye düzgün oturamıyorum bile. Ellerimi kullanamadığımı söyledim. O da önemli olmadığını söyledi. Yahu burası okçuluk kulübü değil mi, nasıl yani? Şoktayım. Dengemi sağlayamadığımı söyleyince 'Kemer takarız, bağlarız seni' dediler. Sonrasını biliyorsunuz, Türkiye, dünya şampiyonlukları ve tabi Olimpiyatlar..."
Hikayeleri ilham veriyor
Sanatçı Birnur Temel Birtane, Nil Mısır'ın tekerlekli sandalyesindeki harika desenleri çizeri... Hikayesini kendisinden dinleyelim: "2020 yılında Tekerrenk projesine başladık. Sivil toplum kuruluşlarının desteği ile ülkeyi gezerek, engelli insanların hikayelerini yakından dinledik. Bu turlar bize büyük bir ışık yaktık. Bir araya geldiğimiz gruplarla kendi engellerini değil, sosyal hayata katılımlarını masaya yatırdık. Eşit eğitim ve iş fırsatlarını erişimlerini konuştuk. Sonrasında her bir tekerleğe yerleştirilebilecek desenler oluşturduk, hayatlarındaki dönüm noktalarından çıkışla. Sporcularımızın hikayeleri, kendilerini nasıl sabır ve azimle disipline ettiklerini gösteriyor."