Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Safa Heybet, yeni eğitim-öğretim yılıyla birlikte çocukların günlük hareket düzeyinin azalabileceğine dikkat çekti. Ders saatleri, servis yolculukları, ödevler ve ekran karşısında geçirilen sürenin çocukları uzun süre hareketsiz bırakabileceğini belirten Heybet, "Çocuğun hareket etmesi eğitimden alınan zaman olarak değil, sağlıklı büyümenin ve kaliteli öğrenmenin bir parçası olarak görülmeli" dedi.
Kalp yetersizliği toplumda sık görülmesine rağmen belirtileri günlük yaşamın olağan bir parçası gibi değerlendirilebiliyor. Merdiven çıkarken nefes nefese kalmak, kısa mesafelerde yürürken dinlenme ihtiyacı duymak, geceleri nefes darlığıyla uyanmak veya ayak bileklerinde şişlik fark etmek kalbin yeterince iyi çalışmadığının işareti olabilir. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Gülay Gök, özellikle yaşla ilişkilendirilen halsizlik, çabuk yorulma ve vücutta şişlik gibi şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini dile getirdi.
Yaş ilerledikçe yalnızca saçlar ve cilt değil, vücut kokusu da değişebiliyor. Halk arasında "yaşlılık kokusu" olarak adlandırılan bu farklılığın temizlik eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz; bilim insanları dikkat çekici bir moleküle işaret ediyor.
Karın ağrısı, bulantı ve kusma gibi şikayetler çoğu zaman mide veya bağırsak sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Ancak özellikle karından başlayıp kuşak şeklinde sırta doğru yayılan şiddetli ağrı, pankreas iltihabı olarak bilinen pankreatitin önemli belirtilerinden biri olabiliyor.Gastroenteroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç, pankreatitin akut veya kronik şekilde görülebildiğini ve özellikle tekrarlayan atakların pankreas dokusunda kalıcı hasara yol açabileceğini belirtti.
Okulların açılmasına sayılı günler kala çocukların sağlıklı bir eğitim hayatına başlayabilmesi için rutin sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerekiyor. Uzmanlar, özellikle fark edilmeyen görme ve işitme sorunlarının çocuğun tahtayı takip etmesini, öğretmeni anlamasını ve öğrenme sürecini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Çocuğun yalnızca hastalandığında değil, sağlıklıyken de düzenli olarak takip edilmesi ise olası sağlık ve gelişim sorunlarının erken fark edilmesini sağlıyor.
Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte yiyeceklerin daha hızlı bozulması ve hijyen koşullarının yetersiz olması ishal vakalarını artırabiliyor. Özellikle çocuklarda ishal sırasında yaşanan sıvı kaybı ciddi sorunlara yol açabileceğinden, belirtilerin dikkatle takip edilmesi gerekiyor. İshalin birkaç gün içinde geçmemesi, kanlı dışkı, yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı veya kusma gibi belirtilerin görülmesi halinde ise sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşıyor.
Çocukların konuşma ve dil gelişimi aynı hızda ilerlemeyebilir. Ancak yaşıtlarına göre daha az kelime kullanmanın yanı sıra göz teması kurmama, seslere tepki vermeme, isteklerini yalnızca işaretlerle anlatma ve iletişim kurma isteğinin zayıf olması, gelişimsel açıdan dikkatle değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor. Uzmanlar, aileleri yalnızca çocuğun söylediği kelime sayısına değil, sosyal iletişim ve diğer gelişim basamaklarına da dikkat etmeleri konusunda uyarıyor.
Ani görme kaybı, birkaç saniye içinde başlayabileceği gibi günler içinde de gelişebiliyor. Uzmanlar, özellikle perde inmesi, ışık çakmaları, şiddetli göz ağrısı ve geçici görme kaybının ciddi hastalıkların habercisi olabileceği konusunda uyarıyor.
Yaz sıcakları, hamilelik döneminde anne adaylarının beslenme ve sıvı tüketimine daha fazla dikkat etmesini gerektiriyor. Artan terlemeyle birlikte sıvı kaybının artması halsizlik, tansiyon düşüklüğü ve ödem gibi şikayetleri tetikleyebilirken, uzmanlar özellikle öğün atlama, su yerine şekerli içecekleri tercih etme ve uygun koşullarda saklanmayan yiyecekleri tüketme konusunda uyarıyor. Peki anne adayları yaz aylarında nasıl beslenmeli, hangi yiyecek ve içeceklerden uzak durmalı?
Kulak memesindeki çapraz çizgi, son dönemde kalp ve damar hastalıklarıyla bağlantısı nedeniyle yeniden gündeme geldi. “Frank işareti” olarak bilinen bu çizginin bazı araştırmalarda koroner arter hastalığıyla ilişkilendirildiğini belirten uzmanlar, ancak tek başına kalp hastalığı ya da kalp krizi anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Peki kulaktaki bu çizgi ne anlama geliyor ve kimlerin daha dikkatli olması gerekiyor?
Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Arif Akyıldız, kanser tedavisinde hastalığın türü ve özelliklerine göre kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önem kazandığını belirterek, akıllı ilaçlar ve immünoterapinin tedavide önemli seçenekler arasında yer aldığını söyledi.
Beyin iltihabı, bazı vakalarda ani ve ağır belirtilerle ortaya çıkarken, bazı hastalarda haftalar hatta aylar boyunca sinsi şekilde ilerleyebiliyor. Özellikle unutkanlık, davranış değişikliği, konuşma bozukluğu ve nöbet gibi belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini belirten uzmanlar, tedavide gecikmenin kalıcı nörolojik hasarlara yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Göğüs ağrısı, günlük hayatta sık karşılaşılan ve birçok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilen bir şikayet. Ancak özellikle aniden başlayan, şiddetli seyreden veya sırta, kola, boyna ya da çeneye yayılan ağrılar daha ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabilir. Uzmanlar, göğüs ağrısına nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı veya baş dönmesi gibi belirtilerin eşlik etmesi halinde vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye'de uyuşturucuyla mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar hız kesmeden devam ederken, gözaltına alınan kişilerin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının nasıl belirlendiği de merak konusu oluyor. Adli Tıp Kurumu'nun laboratuvarlarında gerçekleştirilen testlerde kan, idrar, tırnak ve saç örnekleri detaylı şekilde inceleniyor. Her aşaması kayıt altına alınan işlemlerde, kullanılan maddenin etken maddesine kadar tespit yapılabiliyor. Peki Türkiye'deki uyuşturucu testleri nasıl yapılıyor, saç ve tırnak örnekleri ne kadar geriye dönük bilgi verebiliyor? İşte Adli Tıp Kurumu laboratuvarlarındaki test sürecinin tüm ayrıntıları...
Göz kapağınız gün içinde istemsizce seğiriyor ve bu durum bir türlü geçmiyorsa, “Yorgunluktandır” deyip geçmeyin. Çoğu zaman stres, uykusuzluk, yoğun ekran kullanımı veya göz kuruluğu gibi basit nedenlerle ortaya çıkan göz seğirmesi, uzun sürdüğünde mutlaka değerlendirilmesi gereken bir şikayet olabilir. Uzmanlar, özellikle tekrarlayan ve günlük yaşam konforunu bozan seğirmelerde göz muayenesinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Peki göz seğirmesinin altında hangi nedenler yatıyor ve ne zaman doktora başvurmak gerekiyor? İşte merak edilenler...
Gebelik döneminde annenin beslenme düzeni, hem kendi sağlığının korunması hem de bebeğin sağlıklı gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Uzmanlar, gebelik boyunca artan biyolojik ihtiyaçların karşılanması ve olası sağlık risklerinin azaltılması için beslenme programının anne adayının yaşına, kilosuna ve sağlık durumuna göre kişiye özel planlanması gerektiğine dikkat çekiyor.
Çocuklarda sık görülen aftlar, yemek yerken ağrıya neden olarak günlük yaşamı olumsuz etkileyebiliyor. Ancak ağız yaralarının sık tekrarlaması, basit bir aftın ötesinde farklı nedenlere işaret edebiliyor; uzmanlar özellikle uzun süren ve tekrarlayan yaraların ihmal edilmemesi konusunda uyarıyor.
İstanbul'da son günlerde ev ve bina çevrelerinde akrep görülmesi endişeye neden olurken Prof. Dr. Ahmet Aydın, özellikle sıcak ve nemli havalarda akreplerin yaşam alanlarına yaklaşabileceğini söyledi. Akreplerin insanlara saldırma amacı taşımadığını belirten Prof. Dr. Aydın, “Bir yerde bir akrep görülmüşse, etrafında başka akrepler de olabilir. Çevrelerini kontrol etsinler. Akrep sokması durumunda ise özellikle büyük akreplerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor” dedi.
Besin, arı sokması veya nedeni belirlenemeyen alerjik reaksiyonlar sonucunda gelişebilen anafilaksi, dakikalar içerisinde ilerleyerek hayatı tehdit edebiliyor. Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ömer Akçal, özellikle daha önce anafilaksi geçirmiş çocukların adrenalin otoenjektörünü her zaman yanlarında bulundurmaları gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Akçal, “Adrenalin otoenjektörünü, hayatı tehdit eden anafilaksideki en güçlü kalkanımız olarak tabir ediyorum” dedi.
Yaz aylarında deniz, havuz ve duş keyfi yaparken kontakt lens kullananların dikkat etmesi gereken önemli bir risk bulunuyor. Uzmanlar, lenslerin suyla temasının ciddi kornea enfeksiyonlarına zemin hazırlayabileceğini ve bazı durumlarda kalıcı görme kaybına kadar ilerleyebilen hasarlara yol açabileceğini belirtiyor.