İnme aniden gelişerek yaşamı tehdit edebiliyor ve kalıcı engelliliğe yol açabiliyor. Erken müdahale ve doğru tedavi kadar, hastaların günlük yaşamlarına yeniden dönebilmeleri için uygulanan rehabilitasyon da önem taşıyor. 29 Ekim Dünya İnme Günü kapsamında Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Eren Toplutaş inmeden korunma ve erken müdahalenin önemini, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Üşen ise inme sonrası rehabilitasyon sürecini değerlendirdi.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Onur Kaşlı, kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte artış gösteren çocukluk çağı enfeksiyonları hakkında ailelere yönelik uyarılarda bulundu.
Genetik mirasla aktarılan ve her 5 kişiden 1'inde yüksek seviyelerde görülen lipoprotein (a) damar sertliği ve inme riskini artırırken, uzmanlar genetik risk faktörlerine karşı uyarılarda bulundu.
İstanbul’da 14 Ekim günü etkili olan yağışın ardından yaşanan sel sonrası bulaşıcı hastalık riskine ilişkin konuşan İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkan Yardımcısı Dr. Mete Güngör, "Su baskınlarında halk sağlığı kapsamında dikkat edilmesi gereken noktalar vardı. Bulaşıcı hastalıklar; böyle durumlarda alert olduğumuz konulardan. Çalışmalarımız tüm ilçelere yayıldı, Ayazağa’da bir günde 100’e yakın ev ziyareti yapıldı, çalışmalarımız halen devam ediyor. Bulaşıcı hastalıklarla ilgili şu aşamada intikal eden herhangi bir problem olmadı, endişe edilecek bir durum söz konusu değil. Zaten bir kümelenme durumu olsa erken uyarı sistemimizle tespitini yaparız. Vatandaşlarımız tek başlarına değiller, ilgili birimlerimiz sürekli yanlarında. Çalışmalar sel felaketinden sonra daha da arttırıldı" dedi.
29 Ekim Dünya İnme Günü kapsamında kritik uyarılarda bulunan Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hatice Yelda Yıldız, toplumda "yaşlı hastalığı" olarak bilinen inmenin artık gençleri de tehdit ettiğini açıkladı. İşte hayati inme belirtileri, risk faktörleri ve korunma yolları…
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kırmızı ve işlenmiş et tüketiminin kanser riskini tetikleyen yönlerine dikkat çekerek çok önemli uyarılarda bulundu. Her gün fazladan tüketilen 100 gram kırmızı etin kolon kanseri riskini yüzde 17 artırdığını belirten Özkaya, özellikle bazı işlenmiş et ürünlerinin yüzde 18 daha yüksek risk taşıdığını vurguladı.
Safra yolları ile pankreas hastalıklarının hayat kalitesini düşüren ve risk taşıyan belirtilerle kendini gösterebileceğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Koray Acarlı, kritik uyarılarda bulundu. İşte uzman ismin kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladığı şikayetler ve detayları...
Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayda Kart Aşkar, kış aylarında güneş ışığına maruziyetin azalmasıyla birlikte D vitamini seviyelerinin düştüğünü belirterek, bunun hem cilt hem de genel vücut sağlığında önemli sorunlara yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sertan Göktaş, çocuklarda göz tembelliğinin nedenleri, belirtileri, erken tanının önemi ve tedavi sürecinde dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Haydar Ürün, sonbaharla birlikte grip virüslerinin daha aktif hale geldiğini belirterek, özellikle risk grubundaki kişilerin grip aşısı yaptırması gerektiğini söyledi. Ürün ayrıca, halk arasında soğuk algınlığı ile gribin karıştırılmaması gerektiğinin altını çizdi.
Çocukların sigara dumanına maruz kalması, sanılanın aksine yalnızca aynı ortamda sigara içilmesiyle sınırlı kalmıyor Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sedat Öktem, pasif ve üçüncül sigara maruziyetinin çocuklarda astım ve solunum yolu enfeksiyonları başta olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açabileceği konusunda aileleri uyardı.
Çocuklarda uyurken ağzın açık kalması veya gün içinde sürekli ağızdan nefes alınması, çoğu zaman basit bir alışkanlık olarak görülse de ağız ve diş sağlığını etkileyebiliyor. Uzun süre devam eden ağız solunumu, diş eti sorunları, dişlerde çapraşıklık ve çene gelişimindeki bozukluklarla ilişkili olabiliyor. Özellikle horlama, ağız kuruluğu ve uykuda nefesin duraklaması gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerekiyor.
Kekemeliği olan bireyler, konuşurken yaşadıkları güçlüklerin yanı sıra çevrelerinden gelen iyi niyetli ancak yanlış müdahalelerle de karşı karşıya kalabiliyor. Özellikle “Sakin ol” demek, sürekli soru sormak veya konuşması için ısrar etmek, kişinin üzerindeki baskıyı artırabiliyor. Uzmanlar, kekemeliğe yaklaşımda sabırlı olmanın ve bireyin kendisini rahatça ifade etmesine fırsat tanımanın önemine dikkat çekiyor.
Sonbahardan kışa geçişle birlikte artan yorgunluk ve halsizlik, günlük yaşamı olumsuz etkileyebiliyor. Hava sıcaklıklarının düşmesiyle vücudun değişen koşullara uyum sağlaması gerekirken beslenme alışkanlıkları da enerji seviyesini ve vücut direncini etkiliyor. Bu dönemde dengeli beslenmek, yeterli su tüketmek ve vitamin ile protein açısından zengin besinlere sofrada yer vermek, mevsim geçişini daha zinde geçirmek açısından önem taşıyor.
Yağışlarla birlikte doğada mantar bolluğu yaşanırken, yabani mantar toplamaya ilgi de arttı. Ancak görünüşü zararsız olsa bile bazı mantar türleri, tüketildiğinde ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Üstelik pişirmek, kaynatmak veya kurutmak mantardaki zehirli maddeleri ortadan kaldırmayabiliyor. Mantar zehirlenmeleri konusunda yapılan uyarılar, özellikle doğadan toplanan mantarları tüketenlerin dikkatli olması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Antibiyotikler, bakteriyel enfeksiyonlarla mücadelede önemli bir rol oynasa da yanlış ve gereksiz kullanımları ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Antibiyotik direnci nedeniyle bazı enfeksiyonların tedavisi zorlaşırken, kullanılabilecek ilaç seçenekleri de giderek azalabiliyor. Özellikle grip ve soğuk algınlığı gibi viral hastalıklarda antibiyotik kullanılması iyileşmeyi hızlandırmadığı gibi direnç gelişimini de tetikleyebiliyor. Peki, antibiyotik kullanırken hangi hatalardan kaçınmak gerekiyor?
Kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında yer alan meme kanserinde erken teşhis, tedavi başarısı açısından büyük önem taşıyor. Ailede meme kanseri öyküsü bulunmasa da hastalığın gelişebileceğine dikkat çeken uzmanlar, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının ve düzenli kontrollerin önemini vurguluyor. Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşegül Akdoğan Gemici tarama programlarının kişisel risk faktörlerine göre planlanması gerektiğine dikkat çekerken, Meme Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Sina Ferahman ise meme kanserine karşı alınabilecek önlemleri anlattı.
Bacaklarda aniden ortaya çıkan şişlik ve ağrı, çoğu zaman yorgunluk veya kas zorlanması olarak değerlendirilerek göz ardı edilebiliyor. Ancak özellikle tek bacakta görülen ve nedeni açıklanamayan bu belirtiler, derin ven trombozu olarak bilinen toplardamar pıhtılaşmasının habercisi olabilir. Erken fark edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bu durum, bazı belirtilerle hayati tehlike oluşturabilir.
Gün boyunca telefon, bilgisayar ve tablet ekranlarına uzun süre bakmak göz yorgunluğu, kuruluk ve bulanık görme gibi şikayetlere neden olabiliyor. Bu sorunlara karşı çözüm olarak görülen mavi ışık filtreli gözlüklerin ise sanıldığı kadar etkili olmayabileceği belirtiliyor. Üstelik göz yorgunluğunun asıl nedeni mavi ışık değil, uzun süre yakına bakmak ve göz kırpma sıklığının azalması olabilir. Peki, mavi ışık gözlükleri gerçekten işe yarıyor mu, göz sağlığını korumak için nelere dikkat etmek gerekiyor?
21 Ekim Küresel İyot Eksikliği Bozukluklarını Önleme Günü kapsamında hayati uyarılarda bulunan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Kılıçlı, toplumda sıkça yapılan kulaktan dolma "iyot takviyesi" hatasına dikkat çekti. İyot eksikliğinin çocuklarda zihinsel ve fiziksel gelişimi olumsuz etkilediğini de belirten Kılıçlı, önemli açıklamalarda bulundu. İşte iyot kullanımında dikkat edilmesi gerekenler ve doğru bilinen yanlışlar…