1897'de düzenlenmeye başlanan Boston Maratonu, 15 Eylül 2013'teki koşu sırasında bir terör saldırısıyla dünya gündemine oturdu. Bitiş çizgisinin yakınına yerleştirilmiş olan 2 ayrı 'ev yapımı' basınç tesirli bombanın patlatılmasıyla 3 kişi hayatını kaybederken, en az 183 kişi yaralandı. Bu patlamanın şöhreti sonucu öğrendiğimize göre terörist saldırı, Türkiye'de 'düdüklü tencere' adıyla bilinen basınçlı bir tencerenin, bomba düzeneği ile terör silahı olarak hazırlanması sonucu gerçekleştirilmiş. 2006'da Bombay tren bombalaması da bu tür bir düzenekle gerçekleştirilmişti. Aynı şekilde, 2010 yılında Stokholm bombalamaları ve yine 2010'da Times Square'deki terör saldırısı girişimi de aynı türden bir düzenekle yapılmıştı; ev yapımı bir bomba ile... Hatta öylesine ev yapımı ki, bildiğiniz masum düdüklü tencereyi kullanarak!
Ne yazık ki, 2013'e gelindiğinde, önceki düdüklü tencere girişimlerine kıyasla, kötüler bir adım öne geçmişti. İki bombanın patlamalarının arasında, 12 saniye gibi bir süre vardı. Bu patlamaların sonucunda üç masum insan hayatını kaybetti: 29 yaşındaki restoran müdürü Krystle M. Campbell, 23 yaşındaki Çinli üniversite öğrencisi Lü Lingzi ve sadece 8 yaşındaki Boston'lı Martin Richard. Bildirildiğine göre, yüzlerce insan yaralanmış olmakla beraber, en az 15'i ağır yaralı durumda. Doktorların medyaya verdiği bilgilere göre, yaralanmaların çoğu şarapnel tarzı bomba parçalarının vücutlara saplanmasıyla olmuştu.
İlk etapta yine bir Suudi'den şüphelenildi. Kendisi de şarapnelle yaralanmış olsa da, olay yerinden uzaklaştığı sırada polisin sorduğu sorulara şüpheli cevaplar verdiği düşünülmüştü. Bunun üzerine Boston'ın banliyösündeki evinde de bir arama gerçekleştirildi. Fakat CNN'in bildirdiğine gore, Suudi adamın terör saldırısıyla herhangi bir ilgisi tespit edilememişti. Bir Amerikalı yetkilinin yaptığı açıklamaya gore, "sadece yanlış zamanda, yanlış bir yerdeydi".
18 Nisan 2013'e gelindiğinde Boston terör saldırılarıyla ilgili herhangi bir tutuklama hâlâ yapılmamıştı. Ancak FBI, adları bilinmeyen veya açıklanmamış iki kişinin sırt çantalı görüntülerini, aranan zanlılar olarak kamuoyu ile paylaştı. Fotoğraflardan etnik köken tespit etmek kolay gözükmüyor. Ancak bu hassasiyet, eskiden yapılmış olan ve tüm dünyanın bildiği çeşitli hataların tekrarlanmaması gayretiyle doğrudan bağlantılı: 1995 yılında Oklahoma'daki malum ve meşhur bombalama yapıldığında, 11 Eylül öncesi olmasına rağmen, 19'u çocuk 168 kişinin ölümünden sorumlu olarak, koyu ten renkli kişilerden şüpheleniliyor ve Orta Doğu kökenliler mercek altına alıyordu. Sonuçta bir beyaz Amerikalı, Timothy McVeig yakalandı, yargılandı ve infaz edildi. Benzer şekilde, iki kişinin öldüğü ve 111 kişinin yaralandığı 1996'daki Atlanta Olimpiyatları bombalamalarında da terörist olarak yakalanarak suçunu itiraf eden isim Eric Robert Rudolph isimli bir beyazdı. 2011'de Norveç'teki terör saldırılarını hatırladığımızda da şüphelenilen ilk isimlerin Müslümanlar olduğu bilinir. Oysa hem başkent Oslo'daki patlamaların hem de gençlere yönelik katliamın sorumlusunun Anders Behring Breivik adlı bir beyaz olduğu ortaya çıkmıştı. Dolayısıyla şu aşamada doğru fail veya failleri tespit etmek adına acele edilmemesi en önemlisi.
Boston Maratonu terör saldırısının gündemi işgal etmesi yüzünden gözden kaçmaması gereken iki önemli konu daha var: Başkan Obama'ya ve Mississippi Senatörü Roger Wicker'e kimyasal zehirli mektuplar gönderdiği suçlamasıyla bir zanlı, FBI tarafından Mississippi'de tutuklandı. Boston saldırıları ile zaten gerilmiş olan Amerika gündeminde bu da yetmiyormuş gibi bir de Teksas'taki bir gübre fabrikasında, sebebi tespit edilememiş patlamalar meydana geldi, 35 kişi hayatını kaybetti, 160'dan fazla yaralı olduğu bildiriliyor. Birbirini bekliyormuşçasına farklı bölgelerde arka arkaya olan bütün bu hadiseler, belki tamamen ilgisiz olsalar bile, 'birileri Amerikan halkının hassasiyet derecesini denemek mi istiyor?', diye düşündürmekte.
cuneyder@gmail.com
@cuneyder