Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ENGİN ARDIÇ
ENGİN ARDIÇ

Yenilgiye de yanılgıya da doymazlar

Hep söylerim: Türkiye'de bir insan tipi vardır, bilmez, bilmediğini de bilmez, öğrenmek de istemez, öğretene de kızar.
Ne hikmetse bunlar da genellikle Kemalist çevrelerden çıkarlar.
"Çok partili sisteme geçmek için otuzlu yıllarda bütün hazırlıkların yapıldığını" sanan da vardır içlerinde.
Geçen gün emekli bir yüksek bürokrat, "Ahayalılar'ın Aka Türkleri olduklarını, Mikene kralı Agamemnon'un da aslında 'Ağa Memnun'dan geldiğini" ileri sürüyordu...
Kızar mısın sabaha mı bırakırsın?
İsterseniz Muazzez'e soralım.
Gene bir başka budala, "Atatürk'ün evrensel demokrasi ilkesinden" sözediyordu...
Ne anlama geldiğini sorsan söyleyemez, çünkü böyle bir şey yoktur.
Okumuş cahillerdir bunlar, ve de en tehlikelisidir. Okuma yazma bilmeyen çobana kurban olayım.

***

Bakınız adam ne demiş:
"30 Ağustos, ülkemizin emperyalist işgalden, saltanattan ve hilafetten kurtuluşunun günüdür." Batı bölgelerimizin Yunan işgalinden kurtuluşunun günüdür, evet.
Lakin bunun saltanat ve hilafetle ilgisi yoktur.
zaferinden 2 ay sonra saltanat, 19 ay sonra da hilafet kaldırılmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi isteseydi saltanatı Yunan ordusuna karşı son ve kesin saldırıya kalkışmadan önce de kaldırabilir miydi? Kaldırabilirdi.
İsteseydi ilk açıldığı gün, 23 Nisan 1920'de bile kaldırabilir miydi? Evet.
Üstelik bu daha anlamlı olurdu.
İsteseydi padişahı "sembolik devlet başkanı" olarak yerinde tutabilir miydi?
Tutabilirdi. (Vahdettin, İttihatçılar'ın Abdülhamid'e yaptıkları gibi tahttan indirilir, onun yerine İkinci Abdülmecid, hatta onu atlayarak onun oğlu "milliyetçi şehzade" Ömer Faruk Efendi "Birinci Ömer" adıyla padişah yapılabilirdi...) İsteseydi, hilafeti yerli yerinde tutabilir miydi?
Tutabilirdi. Nitekim kaldırmak için cumhuriyet rejiminin "yerine oturması" beklenmiştir, bu arada altı ay geçmiştir.
Elbette bunları yapacak olanlar Paşa ve arkadaşları değillerdi.
Fakat mecliste bir grup daha vardı...
Onlar ağır basabilselerdi...

***

Okumuş cahiller, Birinci Meclis'in baştan aşağı "laikçi Kemalistler'den" oluştuğunu sanırlar. Onlara öyle öğretilmiştir, onlar da anlayıp dinlemeden, araştırıp öğrenmeden kabullenmişlerdir.
Mebuslar içinde padişahı ve halifeyi kurtarmak isteyenler azımsanmayacak sayıdaydı.
Bunlar "tasfiye" edilmişlerdir.
İsmet Paşa'nın Lozan'da imzaladığı antlaşmayı da beğenmedikleri için 1923 seçimlerine sokulmamışlardır.
Evrensel demokrasi acaba böyle bir şey mi oluyor?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA