Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bildiğiniz gibi çok bilgili, çok kültürlü bir adamdır.
Özü sözü bir, dosdoğrudur. Asla yalan söylemez.
Binde bir söylediği yalan yüzüne vurulunca utanacak kadar da dürüsttür.
"Atatürk Köy Enstitüleri'ni kurarak işe başladı" diyecek kadar tarih bilir.
Daha sonra bu derin birikimini, Atatürk'ün ölümünden sonra "kırklı yıllarda Köy Enstitüleri'ni kurduğunu" söyleyecek kadar pekiştirmiş ve ufak tefek yanlışlarını da böylece düzeltmiştir.
Geçen gün Anıtkabir defterine yazdığı mektupta, mücadelesinin "hakimiyet kayıtsız şartsız milletin olana kadar süreceğini" belirtmişti.
Partisinin "güçlenerek yaşamını sürdürdüğünü" söyleyecek kadar da gerçekçidir.
Nitekim girdiği bütün seçimleri kazanmış, o seçimlerin tek kaybedeni AK Parti olmuştur.
Bir de başı kıçı belli olmayan "akıl var, mantıklar" şeklinde bir söz etti ki, "akıl var mantık var" mı demek istedi, "akıllar ve mantıklar" mı dedi, kimse anlayamadı.

***

Bu çok bilgili adam, geçen gün yaptığı tarihi konuşmada şöyle cümleler de kurdu:
"Bizim yolsuzluklar konusundaki hassasiyetimiz köklerimizden geliyor. Ama 1950'lerin sonunda Türkiye ABD'den yardım almak zorunda kalır."
Bu iki cümle arasındaki mantık ilişkisini, aklımız ermediği için çözemedik.
Yolsuzluklarla Amerikan yardımı arasında ne gibi bir "illiyet bağı" olabilir?
Tercüme edelim: "Biz yolsuzluklara karşı olduğumuz için Amerikan yardımı almadık, DP iktidarı yolsuz olduğu için aldı" demek istiyor.
Ya da, ekonomimiz darboğaza yolsuzluk olduğu için girdi... Bunu mu kastediyor?
Böyle bir paragrafı kompozisyon ödevinde yazsan kırık not alırsın.
Ama parti başkanı söyleyince amigo gazeteciler "zikrediyorlar"...
Türkiye'ye Amerikan yardımının 1947'ye yani İsmet İnönü devrine dayandığını ilkokul öğrencileri bile bilirler. Hazret bilmez.
Marshall Planı 1947'de yapılmış, yardım 1948'de gelmeye başlamıştır.
Ayrıntılarını öğrenmek isteyen Google'a sorar.
1950'lerin sonunda Türkiye, yardım aldığı için değil, tam tersine "artık yardım alamadığı" için darboğaza girmişti...
Tabii kimsenin aklına ekonomiyi "liberalize" etmek, kambiyo rejimini değiştirmek gelemiyordu.
Bu İnönü'nün de aklına gelemedi, Menderes'in de, Ecevit'in de, önceleri Demirel'in de.
Türkiye'nin ellili yıllarda çektiği ekonomik sıkıntıların "yolsuzluklarla" hiçbir ilgisi yoktur.

***

Bu adam hiçbir şey bilmiyor, bilmediğini de bilmiyor.
Desteksiz atıyor.
'ya müdür oldu, SSK'yı batırdı.
'ye başkan oldu, CHP'yi batırdı.
Allah Türkiye'yi korusun.
Bu adamı bu partinin başından kim yürütecek?
Bir tek babayiğidin çıkıp da "saçmalama" diyemediği o partiden...
Bu adamın "gadrine" uğramaktan öcü gibi korkan arslan solcular mı?
Başlattığı hareket muhalefet hareketi olmayan Muharrem mi?
İnönü sağ olsaydı "hadi canım sen de" derdi...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA