Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ENGİN ARDIÇ

Kurtarabildiğini kurtardı

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Her yıl malum terane: Lozan, "İsmetçiler'e" göre zafer, İnönü'yü sevmeyenlere göre hezimettir...
Daha 99 yıl da tartışılır.
Her şeyden önce bu tartışmanın "eşekçe" yapılmaması gerekiyor... "Lozan'da gizli maddeler olduğu" safsatasından vazgeçmek şart.
"Niçin imparatorluğu yeniden kurmadılar?" gibi eleştirileri de Ahmet Davutoğlu'na yöneltirsiniz artık.
Lozan'da adaları vermedik. Daha önce elimizden çıkmış olan adaları tartışma konusu yapmayacağımızı belirttik.
Lozan'da İnönü "kurtarabildiği kadarını kurtarmış", birçok konuda boyun eğmiş, birçok konuyu havada bırakmış ya da bıraktırılmıştır.
Bunların başında "Güneydoğu sınırımız" gelir.
Türkiye'nin "Ben sınırı böyle çizdim, işinize gelirse" diyebilecek gücü yoktu.
Yunan ordusunu yenmişti ama soluğu da tükenmişti.
Hiç kimseyle, hele İngiltere gibi bir devle yeni bir silahlı çatışmaya girecek hali kalmamıştı.
Dolayısıyla, bazı şeylere razı oldu.
Musul'u, Kerkük'ü bıraktı.
Doğu Trakya'yı kurtarmıştı ama Batı Trakya'yı tartışma konusu bile yapamadı.
Çünkü orayı Enver ile Talat bile kurtaramamışlardı!
Güneydoğu sınırını, üç yıl sonra İngiltere, Kürt kabilelerini ayaklandırarak zorla çizdi.

***

Bilindiği gibi, İnönü, aradan on beş yıl geçmiş olsa bile, Hatay"istemiyordu!" Evet, Suriye'nin "mandater" devleti olan Fransa'nın tepkisinden çekiniyordu...
Fransa'nın kof bir balon haline geldiğini görebilen iki lider vardı: Atatürk ve Hitler.
Atatürk kararlıydı.
Hasta yatağından bile kalkıp Hatay'a gidecek ve Türk milis kuvvetleri örgütleyecek, o yaşında ve o haliyle bile çarpışacak dirayete sahip olduğu ve bunu yakın çevresine açıkça söylediği bilinir.
İnönü'nün 1937 yılında başbakanlıktan kovulmasına, Hatay konusundaki çekingen tavrı da neden olmuştur.

***

Lozan'ın berbat ettiği diğer bir mesele "azınlıkların mübadelesi" meselesidir.
Herkes mübadeleyi İnönü'nün istediğini sanır, oysa Venizelos istemiştir.
Lakin ölçüde vahim bir yanlış yapılmış, karşılıklı gönderilecek kitleler için "dil" değil "din" kriteri esas alınmıştır!
Dolayısıyla, Türkçe konuşan ve Rumca bilmeyen, Karamanlı halis muhlis Hıristiyan Türkler vatanlarından koparıldılar...
Din kriterine bakmadan, dil kriterine göre, mesela Kürtler gönderilselerdi Kuzey Irak'a...
Şimdi bir "Kürt sorunumuz" olur muydu?
Çetin Altan merhum, acaba "Sınır yanlış çizilmiştir" derken bunu mu kastediyordu?
Maçası sıkan tartışsın.
Ben Kemalistler'e başka bir soru sorayım:
Osmanlı borçlarının bir kısmını kabul ediyorsun da, Ermeni tehcirindeki Osmanlı sorumluluğunu niçin kabul etmiyorsun?

***

GALERİCİ KEMAL
"İkinci el parasına sıfır araba aldıracağım sizlere." Kemal Kılıçdaroğlu

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA