Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HAŞMET BABAOĞLU

Konuşmaktan kaçındığımız şeyler...

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Günübirlik ziyaretçiler ve hastalar evlerine dönüp hastanede ortalık sakinleşince...
Koridorlarda görünmeye başlıyorlar...
Hep ikişerli grup halindeler...
Nasıl mı?
Şöyle...
Biri yürümekte çok zorlanan ihtiyar...
Diğeri refakatçisi ve şimdilik hastalığını kendine saklamak zorunda kalan ihtiyar...
Çocuklar, torunlar neredeler?
Belki bir Whatsapp mesajı kadar yakında ama "kanlı, canlı hayat" kadar da çok uzaktalar...

***

Toplum hızla yaşlanıyor...
Ve yaşlılar bin türlü hastalıkla elden ayaktan düşüyor, hırpalanıyorlar...
Bu gerçeği hastanelerde daha sert biçimde fark ediyorum.
Onlara rastladığımda bazen hatır soruyorum...
Bazen de fark ettim ki, gözlerimi kaçırıyorum...
Neden?
Bir sinemaya girmişim, ışıklar sönmüş de "pek yakında" filminin fragmanları başlamış ve ben görmek istemiyormuşum gibi bir duygu işte!

***

Şunun şurasında on yıl kadar önce bilim(!) adamları "Yaşlılık kaçınılmaz değil, tedavi edilir bir hastalık olacak" diye havalar basıyorlardı...
Güler misin, ağlar mısın!
Ha, tıp sektörü çok memnun tabii...
Sigortacılar memnun...
Yaşlı toplum demek daha fazla hastane yatağı, daha fazla muayene, daha fazla ilaç demek...
Gençleri esir ettikleri yetmiyormuş gibi yaşlıları da sıkboğaz etmeye kararlı "sağlıklı yaşamcılar" da bayılıyor bu işe...
Ama elden ayaktan düşmüş ve uzun yaşamı işkenceye dönüşme belirtileri gösteren bir yaşlıya "Bu sadece bir hastalık, hallederiz" diyebilir misiniz?

***

Şunu da bilelim...
Yaşlılık sadece yaşlı kişinin derdi değil...
Uzun sürmüş bir yaşlılığın ailenin bütün fertlerini sarsıp dağıttığı sayısız örnek biliyorum.
Yaldızlı sözlerin ve hikmetli hikâyelerin değiş tokuşu problemi çözemiyor.
Hiperaktif yaşam kültürü ve zorba iktisat ile yaşlı toplumun barış içinde yaşaması kolay mı?

***

İstiyoruz ki, bir dost gibi gelsin kaçınılmaz son...
İstiyoruz ki, bir misafiri ağırlamaya hazırlanır gibi sakin ve emin biçimde hazırlanalım göçüp gitmeye...
Keşke!
Lakin insan eliyle kurulan düzenin ne kadar "insansız" olduğunu da en çarpıcı biçimde yaşlanınca anlıyoruz...

***


NOT DEFTERİ
Susmayı oldukça erken öğrendim. Mademki ağzımı açtığım anda çevremdekilerin kafasını karıştırıyorum, susayım daha iyi diyordum. (SUSANNA TAMARO / Düşünen Bir Yürek)

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.