Dünya bir şeylere hazırlanıyor...
Arka planda olup bitenler ekranlarda tartışılmıyor.
Kapıda bekleyen devasa çatışmayı ve dönüşümü görmek için düz politik manzaraya bakmak aldatıcı olur.
Tam da bu yüzden...
Biraz geçmişe...
Mesela dönüp 1930'lara bakmalıyız...
Bugünle benzerlikler kurmak için değil, yanlış bu!
Bir "büyük savaş" öncesi atmosferi nasıldır, bunu kavramak için...
***
Hangi akademik makaleyi okusam şu türden cümlelerle karşılaşıyorum:
"1920'ler ekonomik sıçramaya sahne oldu.
Sonra kriz geldi ve hemen bütün ekonomiler modern tarihin en büyük kolektif gerileyişini yaşadı. 1930'lara ABD ekonomisi üçte bir oranında küçülerek girdi. Kriz hâli öylece sürdü..."
***
Dahası var...
Altının ekonomilerdeki merkezi yeri gerilemeye başladı. (Oysa tersi doğru bilinir, savaşa doğru gidişin altını güçlendirdiği düşünülür.) Yüzyıl başında göklere çıkartılan
"serbest ticaret" doktrini çöktü, gümrük duvarları ortaya çıktı ve özellikle
ABD tamamen korumacı bir ekonomiye geçti...
1933'te dünya ticaretini yeniden "genişletme" hedefiyle Londra'da toplanan
Dünya İktisat Konferansı hiçbir anlaşma üretmeden, bir bakıma
fiyaskoyla sonuçlandı...
Bankalar batıyor, devalüasyonlar yapılıyordu...
Sadece ABD'de birden 15 milyon işsiz ortaya çıkmıştı.
***
Hep vurguluyorum...
Hollywood savaş sonrası hepimizi bir palavraya inandırdı.
Mussolini ve Hitler ortaya çıkmış da...
Hür dünyanın lideri ABD buna sert tepki göstermiş de...
Yalan bunlar...
Filmler
1930'ların ikinci yarısında bile 300 Amerikan şirketinin Almanya'da varlıklarını sürdürdüğünü, Alman çelik ve otomotiv sanayiinin tamamen Amerikan işbirliğiyle çalıştığını anlatır mı? Asla...
***
En okumuşumuza bile ABD'nin başından beri Nazizme karşı olduğu fikrinin yerleştirilmiş olması vahimdir...
Oysa Avrupa'yı Sovyetler'le baş başa bıraktı ABD ve savaşa gerçekten girdiği 1944'e kadar bekledi...
O arada da ekonomisini toparladı; dünyanın en büyük gücü olacak kadar...
Bunu aklımızda tutalım, sonra yine konuşacağız...
***
NOT DEFTERİ
İnsanlar sessizliğe katlanamıyorlar, katlansalardı, kendilerine katlanmayı becereceklerdi. (PASCAL MERCIER / Lizbon'a Gece Treni)