Artık son olsun!..
Bazı şeyleri öğrenin ve bir daha unutmayın!
Mitomani (yalan söyleme, yalan kişilikler uydurma hastalığı) sandığınızdan daha yaygın...
Sosyal medyanın bütün ilişkilerimizi "gösteri" haline çevirmesi mitomanları cesaretlendiriyor...
Yalanın parıltısı artıyor...
***
Şunu da aklınızda tutun...
Yalan söylemeyi kişiliğinin bir parçası yapanlar bundan kolay kolay vazgeçemezler; hayal ettiğimiz hızla iyileşemezler.
***
Bildiğimiz (eski) yalanlarla yeni yalan rüzgârları arasında büyük fark var.
Düzenli okurlarım bilirler, geçmişte bunun üzerine çok yazdım...
Eskiden yalan söyleyen yalanından utanır, belli olmasın diye çırpınırdı.
Artık yalanlar 32 kısım tekmili birden renkli, heyecanlı...
Bayağı iş görüyor; seriye bağlıyor; her yeni sezonda daha gösterişli yeniliklerle geliyor.
Şimdiki yalancılar hem kendilerine hem yalanlarına âşık...
***
Birbiri ardı sıra eklenen
çekici hikâyelerden, romantizmi artırılmış öz yaşam anlatılarından
korkun...
Mitomanlar bu zemin üzerinde iş yaparlar.
***
Gelelim dolandırıcılara, suç şebekelerine ve bunların mitomanlarla ilişkilerine...
Mim koyun!
Sahnedeki yalancı bir aparattır, yönetenler karanlıktadır.
***
Futbolun
"içine eden" bir
Dünya Kupası'nın sonuna geldik...
Bu FIFA'yla olacağı buydu...
Öyle yavaş yavaş değil, hızla değişecek futbol...
Amerikanlaşacak...
Eğlence ve endüstri tarafı diğer yanlarını ezip geçecek...
UEFA direnir, diyorlar.
Eh, en fazla dört yıl, sonrası yok!
Seyirciler mi?
Onların ne gücü var?
Seyirciyi "güçlü" gösteren palavralara aldırmayın!
***
Youtube'daki programda (
Libero TV) söyledim...
Biz futbolseverlerin maçları izleme biçimi bile değişti bu kupada...
Akıp gitmiyor maç...
Zihnimizde de parçalara ayrıldı...
Her pozisyonda VAR'ın gözünü merak ediyoruz, hakemin gözünü merak ediyoruz; yakında toptaki minik kameradan "topun gözü"nü de görürüz...
***
İlgi görmek çekici kılar insanı; çekiciliğini artırır.
Sevilmek ve sevmek ise güzelleştirir...
***
Modernite, hakikatin ortalardan kayboluşu, yeni iktidar ilişkileri ve
"insan"ın krizi...
Bu konulara en baştan ve nitelikli bir "ders" gibi başlamak isteyenlere yeni çıkan bir kitabı şiddetle tavsiye ediyorum...
Mahir Ünal'ın
"Bronz Süvari" adlı çalışmasını okuyun...