Hayır, görmeye gitmeyeceğim...
Karanlık salonda geniş perdeye merak ve heyecanla bakma alışkanlığımı kaybedeli epey oldu...
Bir elimde cips paketi, ötekinde meşrubat...
Bir koltuğa oturup mitolojik masallar izleme hevesim yok...
***
Anlamışsınızdır...
Christopher Nolan'ın
"yeni bir başyapıt" olduğu söylenen filmi
"The Odyssey"den bahsediyorum.
Sinemalarımıza gelmiş...
Medyamız görev kabilinden film hakkında haberler yapıyor malum...
Matt Damon'ın canlandırdığı
baş karakterin kızıl tüylü miğferine falan bakan var mıdır acaba, şüpheliyim.
***
İçinizden "Bak sen şu bir zamanların entelektüel bozuntusu Haşmet'e, kalkmış neler diyor" diye geçiriyor olabilirsiniz...
Umurumda değil...
Bozuntu olan filmin yönetmeni Nolan!
Trump çağına uygun biçimde 250 milyon dolara mitolojik bir kahramanlık hikâyesi patırtısı çıkarmanın başka bir anlamı var mı?
Ama şunları da ekleyeyim...
Bir...
Kör şairin (Homeros) anlattıklarıyla tekrar haşır neşir olmak için
okumayı tercih ederim...
İki...
Uzun yıllar sonra evine, karısına, ailesine umutsuzca geri dönme temasına bakacaksam eğer...
Bunun için şaşaalı bir mitoloji filmi yerine
savaştan kaçan bir göçmenin hikâyesine göz atmayı tercih ederim...
***
Ben eski günleri istiyorum...
Urban Kafe'de oturup festival filmlerinin saatinin gelmesini beklediğimiz aşkla dolu günleri...
Hem birbirimize hem de
Bergman'ın yeniden gösterimlerine, hem de
Theo Angelopoulos'un yeni filmine âşık olduğumuz o günleri...
Sinemanın kötü perdesine bulanık biçimde yansıtılan filmlerde
"insan"la karşılaşıp hesaplaştığımız günleri...
Dışarıda hep bahar yağmurları...
Masada festival broşürleri ve makarna tabaklarımız...
Dikkatimizi dağıtacak sosyal medya akışı yoktu, cep telefonlarımız gerçekten telefondu...
***
Günümüzün sürekli "hikâye akışı"na dayalı ve bizi odaklanma problemlerine düçar eden
dijital görsel kültürü karşısında sinema salonunda film izlemek solmaya mahkûm bir nostaljik eylemdir.
Ha benim ballarla sinemada
çocuk filmi izlemeyi seviyorum, bak!
Niye?
Çünkü onlar
salonu lunaparka çeviriyorlar, başka bir neşesi var...
***
Bir dakika yahu!
Çok da büyük konuşmasam mı?
Bir boş vaktimde kalkar gider miyim yoksa?
Zaten son günlerde zihnimde de Kör Şair'den bir dize çınlıyor:
"Kötü şeydir, kötü kişiye arka çıkmak!"