Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hiç unutmam. 1950'li yıllardaydı ve Ankara'daydık. Ankara Koleji'ne giden yolda, çarşamba günleri kurulan bir pazar vardı. Bütün Yenişehir, bu pazara akın eder, taze köy yumurtası, domates ve benzeri sebzeleri alırdı.
O çarşamba günü, annem pazardan gülerek döndü.
Sonra, başına geleni anlattı.
Pazar yerinde bir dilenci, annemden sadaka istemiş.. İsteğini güçlendirmek için de, kendince pazarlama cümlelerini sıralamış..
-Allah rızası için bir sadaka ver.. Sadaka ver ki kocan ölmesin, çocukların hastalanmasın, evin yanmasın.
Annem bu sözleri duyunca, dilenciye çıkışmış,
- Sana sadaka verecektim. Ama öyle kötü şeyler söylüyorsun ki, benden değil, kimseden beş kuruş bile alamazsın!
Annemin sözlerini duyan dilenci, sinirlenip, bağırmış,
- Hanım hanım... 40 yıllık mesleğimi nasıl yapacağımı sen mi bana öğreteceksin!
Annem bu olayı anlatırken, kahkahalarla gülüyordu.
Aradan yarım yüzyıl geçti...
Şimdi ben de annem gibi, bazılarına, 40 yıllık mesleklerini nasıl yapmaları gerektiğini her gün anlatıyorum.
Demek gerçekten, insan hafızası çok güçlü değil.
Örneğin 40 yıllık politikacılara, "Politika öyle yapılmaz, böyle yapılır" diyorum.
Yine de bunları söylemeye devam edeceğim galiba.
Örneğin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, seçim kampanyasında izlediği yöntemi yanlış buluyorum.
Baykal sadece çatıyor.
Hele şu Tayyip Erdoğan'ın "Başbakanlık maaşı bana yetmiyor" sözüne fazlaca takıldı.
Hemen her gün, ya "Erdoğan'a zam yapalım" ya da "Bıraksın distribütörlüğü" şeklinde cümleler kuruyor.
Bir işi çok uzatırsanız, tadını da kaçırırsınız.
Bir seçmen olarak benim CHP'den beklediğim, alternatif icraat programını açıklamasıdır.
CHP Kıbrıs'ta çözümü ne yapacak? IMF programını reddedecek mi? Yabancı sermayeyi çekmek için ne yapmayı planlıyor? Yerel yönetimlerin merkeze bağımlılığını doğru buluyor mu?
Projeleri olan CHP'liler, mesela Celal Doğan, mesela Mustafa Sarıgül, seçmen tarafından da tutuluyor.
Deniz Baykal bunları örnek alacağına, acaba neden, incir çekirdeğini doldurmayan ağız dalaşmalarını sürdürüyor? Tabii ki 40 yıllık mesleğini, Baykal daha iyi bilir hepimizden.
Ama o mesleği kötü yapınca oy alamıyor.
Takıldığım bir diğer konu da, Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan'ın seçtiği giysi modeli.
Türkiye'ye İslam ülkelerinin liderleri, eşleri ile geliyor. Suriye Başkanı'nın, Ürdün Kralı'nın eşlerini de gördük. Onlar da Müslüman.
Başbakanımızın eşi, sanki örtünmeyi giderek abartmış gibi bir görüntü veriyor.
Oysa Erdoğan, kravatı, özenle dikilmiş elbiseleri ile, dünyalı erkeklerden farklı değil. Eşi gibi giysisiyle inancını vurgulasa, kravat takmaz (İranlılar takmıyor), cüppe giyer (Suudiler böyle).
Tesettür için, bir başörtüsü yetmez mi acaba? Ya da sade erkekler mi değişecek?
Kimsenin inancını tartışmak işimiz değil.
Sadece, bir başbakan eşinin giysilerinden söz etmek istedik.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA