Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türk toplumundaki hoşunuza gitmeyen bazı gelişmelere bakıp "Böyle gelmiş, böyle gider" demek, işin kolayına kaçmaktır.
Aslında bazıları da, "Toplum Mühendisi" olmaya heveslenip, "Her şey, bizim şekillendirdiğimiz gibi gelişecek" demiyorlar mı?
Oysa, yurt ve dünya gerçeklerini yakından izleyenler ve "Değişim"in, önünde durulması mümkün olmayan etkilerini anlamaya çalışanlar, "Yeni Türkler"in niteliklerini saptıyor.
Geçen hafta, "The Wall Street Journal"de yazan Melik Kaylan, genç erkek ve kadınların canlı yayında başgöz edildikleri "Reality Show"ların, Türkiye'de ve diğer Ortadoğu ülkelerinde, toplumlar tarafından farklı tepkilerle algılandığını ele almıştı..
Örneğin Ortadoğu ülkelerinde, programa katılıp, sonunda evlenmeyen genç kızlar için, "Onursuzluk" damgası hemen vuruluyordu. Bu yüzden Lübnan yapımı program, yayından kaldırılmıştı.
Türkiye'de ise, aynı tür programlar, artan ilgi ile devam ediyor.
Bu bile, Türk toplumunun, içinde bulunduğu coğrafyadaki diğer toplumlardan farkını vurgulayabilir.
"Töre"nin, kadınlara karşı nasıl işletildiğini, cinayetlerle de görmedik mi?
"Gelenek"ler, gelişmeye, değişime ve dünyalılığa kapalı tutulduğu zaman, toplum tıknefes olmaya başlamıyor mu?
Peki "Yeni Türkiye"nin eskisinden tek farkı, kadınların erkeklerle giderek daha fazla eşit ve özgür olmalarından mı ibaret?
DAP Pazarlama Araştırmaları şirketinin yöneticisi Akın Alyanak, "Marketing Türkiye" dergisine verdiği demeçte, "Trend Analizleri"ndeki eski ve yeni paradigmaları karşılaştırıyordu.
Alyanak'a göre "Yeni Türkler", kalıpları kırmışlar. Yeni ve eski kurumlar birbirine karışmış.
Aynen şöyle demiş DAP yöneticisi:
- AKP'nin İslam devleti düşünden, ılımlı Müslüman demokrasi dileğine uzanan karmaşık yapısına, geleneksel bağımsız laik ve devletçi yapı karşı çıkıyor. Bu karşı çıkış, aydınlanmadan kalan eşitlik, özgürlük gibi kodlarla da destekleniyor. Tartışmaların sonunda hangi yeni söylemlere varılacağını kestirmek mümkün değil.
Yani, bir anlamda laik ve devletçi yapı, "Tutucu" konumda ve AK Partililerin değişmesinin karşısında.
Acaba "modernite"nin, gelenekçi kesimler tarafından da paylaşılmasına mı kızıyorlar?
"Yeni Türkiye" ile eskisinin farklarını, eğilim araştırmalarında kullanılan araç ve gereçlerin farklılaşmasından da görebiliriz.
İşte eski ve yeni bakış açılarından bazıları:
Akıl yerine sezgi, ataerkil yerine eşdeğer, çözme yerine birleştirme, egemenlik yerine katılma, hiyerarşi yerine ağ, indirgeme yerine bütünleme, kesin yerine belirsiz, koordinat yerine çok boyut, model yerine senaryo, nicelik yerine nitelik, rekabet yerine işbirliği, sistem yerine süreç, statik yerine dinamik, tüketici yerine insan, tesadüfi yerine düzenleyici.
Bunlar, eğilim araştırmalarında varılmaya çalışılan görünüme ulaşmak için kullanılan bakış açılarından bazıları.
Ve çalışanlarda "Karmaşıklık" (complexity) kavramı da devreye girmiş. Toplumu anlamak için, disiplinler-arası işbirlikleri yapılıyor.
1980'lerde Santa-Fe Enstitüsü'nde başlatılan ve hiçbir toplumsal olayın tek nedene bağlı olarak anlaşılmayacağını esas alan "Karmaşıklık Okulu", şimdi Türkiye'yi, Engin Geçtan gibi uygulamacılarla ele alıyor.
Bu "Yeni Türkiye"yi, toplum mühendislerinin anlaması, zaten imkansız.
Ama eski bakış açıları ve değerlerle, bir dönemde "Yenilikçi" olanların da, bugünü anlamaları çok zor.
Neticede AK Partililer değişmeye çalışıyor, laikçiler ise 1930'larda durmuş gibiler.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA