Bu köşede iki hafta üst üste Tuncay Güney'in özel TV kanallarıyla TRT'de denetimsiz bir şekilde ekrana çıkarılmasını eleştirdim. Gördüğüm editoryal hataları anlatmakla kalmadım, basınımızda kendi hatalarını görmezden gelenlerin sadece TRT'yi günah keçisi ilan etmelerindeki iki yüzlülükten de söz ettim. Ayrıca evrensel yayın kurallarının "sorumlu habercilik" bölümlerini de okurlarla paylaştım.
Bunun üzerine Hıncal Uluç, köşesinde benim "TRT'yi savunduğumu" iddia etmekle kalmadı, "SABAH'ın iktidar uşağı olduğunu düşünenlerin eline yeni bir koz verdiğimi" savunmaya kadar vardırdı.
Yazdıklarım ortada (web sitesinde duruyor) olduğuna göre, okurlarla şu gerçeği paylaşmak makuldür herhalde:
Hıncal Uluç okuduğunu anlamıyor.
Benim bu koşullar altında yapabildiğim en iyi niyetli yorum budur.
Koz vermek nasıl olur?
Mesela şöyle:
Gazetenizle ilgili, aslında kapalı toplantılarda sunmanız gereken şahsi eleştirileri uluorta köşenize taşırsanız, yönetimi ve yazı işlerini zor durumda bırakmakla kalmaz, aynı zamanda bu köklü kurumun hasar alması için pusuda bekleyenlerin eline işte o kozu vermiş olursunuz.
Gazetecilik ilkelerini ve meslek doğrularını anlatmakla koz verilmez, tersine okurun bu gazeteye güveni tazelenir.