Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Dünyayı kasıp kavuran koronavirüs krizi daha şimdiden küresel sistemi değiştirmeye ve şekillendirmeye başladı. Geçmişte de olduğu gibi dünya düzenleri başlarda yavaş yavaş değişim gösterir sonra köklü dönüşüm süreçleri devreye girer.
Örneğin 1956 yılındaki Süveyş krizi, Ortadoğu'daki güç haritasını birden alt üst etti. Hegemonik gücü II. Dünya Savaşı'ndan sonra tedricen azalan İngiltere, Süveyş krizi ile İslam dünyasındaki ve küresel sahnedeki yerini ABD'ye bırakmak zorunda kaldı.
Şu an küresel sistem de 'Süveyş süreci'ne benzer bir aşamadan geçiyor. Korona ile mücadelede sınıfta kalan AB ve ABD'ye karşı başını Çin, Rusya, Japonya, Güney Kore ve Türkiye'nin çektiği Asya ülkeleri, küresel güç dengelerinde yükselişe geçti.
ABD liderliğindeki Atlantik ise 1945'ten sonra dünyada her anlamda hegemonya kurmuştu.
Bu hegemonyanın dayanağı sadece ABD ve Avrupa'nın sahip olduğu askeri güç, maddi zenginlik ve demokratik değerlerden kaynaklanmıyordu.
ABD'yi dünyada cazibe merkezi yapan ve hegemonyasına meşruiyet kazandıran en önemli faktörler, krizler karşısında içeride ve dışarıda sergilediği koordinasyona dayalı başarı öyküsüydü.
Ne var ki korona krizi ABD'nin küresel gücünün en kritik üç saç ayağını da çökertmiş durumda.
İç siyasette sergilediği yönetim kalitesi, küresel fayda sağlayan stratejik vizyonu ile krizleri yönetme ve sorunlara çözüm bulmada ortaya koyduğu uluslararası liderlik kabiliyeti artık tamamen yok olmuş durumda.

***

Bir anlamda korona krizi Atlantik için SSCB'nin çöküşüne yol açan Çernobil faciasına dönüştü.
Oysa Wuhan'da ilk vaka ortaya çıktığında Amerikan yönetimi ve medyası zafer naraları atarak Korona krizini "Çin'in Çernobil'i" diye nitelemişti.
Ancak işler sarpa sardı. Kriz tablosu ters yüz oldu. Daha şimdiden dünyada "Doğu nasıl oldu da koronaya karşı savaşta Batı'yı yendi?" sorusunun cevabı tartışılıyor.
Özellikle salgın hastalıklarda en büyük felaketin insanı insan yapan değerlerin kaybedilmesi olduğunu unutmamak lazım. İşte Batı dünyası bu erdem ve vicdan sınavında çuvalladı.
Bu bağlamda ağır bedeller ödeyen İtalya, kendisini yalnız bırakan Avrupa Birliği'ne haklı olarak sert tepkiler gösteriyor.
Son olarak İtalya'nın eski Başbakanı Matteo Salvini, AB'nin 'Birlik' olmaktan çok bir 'çakallar ve yılanlar mağarası' olduğunu söyledi. Salvini, "Önce virüsü yenelim, sonra tekrar düşünelim. Gerekirse teşekkür etmeden veda edelim" diyerek AB projesinin çöktüğünü ilan etti.

***

Özellikle Batı'daki sosyal ayrımcılık ile kötü siyasi liderlik bu başarısızlıkta önemli rol oynadı.
Bu nedenle krizde en büyük vaka ve ölümlere ABD, İtalya, ispanya, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler maruz kaldı.
Batılı toplumlar ile devletleri arasındaki güven bunalımı daha da derinleşti.
Asya ülkeleri ise inanılmaz bir başarı performansı sergiledi. Asya ülkelerinin dinamik bir sağlık sistemine ve güven veren birer liderliğe sahip olmaları krizle mücadelede önemli rol oynadı. Asyalı liderler halklarını organize etmede ve toplumsal sağlığı öne çıkarmada adeta seferber oldu.
Atlantik'i sarsan korona kasırgası bu yüzden sadece Batılı ülkelerin ekonomik yapısında değil bundan sonraki siyasi geleceklerinde de derin bir resesyona yol açacak.
Çünkü Sosyal Darwinizm'in ultra versiyounu olan 'sürü bağışıklığı' ile hareket eden Batılı siyasilerin can derdindeki halkı değil bir sonraki seçimleri düşündüğü ve bu yüzden de hayati önlemleri almada tereddüt ettikleri ortaya çıktı.
Ne var ki korona kasırgası bu küçük hesapları alt üst etti... İşte bu yüzden kritik süreçlerdeki her tereddüt küresel düzeyde büyük oyunu değiştiren devasa birer dalgaya dönüşüyor hemen...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA