Batılı işgalciler şaşkın şaşkın soruyor? "Herkesi öldürdük, orduyu, donanmayı ve askeri altyapıyı yok ettik. Füze stokları, üretim merkezleri ve rampaları kullanılamaz hale getirdik. Bize karşı kim direniyor? Bize hâlâ karşılık veren İran hangi İran?"
Hemen söyleyelim direnen İran eski İran. Sadece yönetimde 'de facto' olarak bayrak değişimi yapıldı. Zira ABD ve İsrail'in saldırıları sivil ve dini otoriteyi yok edince bayrağı Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) en sert ve en ideolojik kadroları devraldı.
Bu kadroların başında ise İran Meclis Başkanı Muhammed Bager Kalibaf, eski savunma bakanı ve şimdiki Genelkurmay Başkanı Ahmed Vahidi ile eski İstihbarat Başkanı ve Hüccetül İslam konumundaki din adamı Hüseyin Taeb'den oluşan trio yer alıyor. Üçü de DMO kökenli.
Bu üçlü ülkeyi "Mecma-i Teşhis-i Maslahat-ı Nizam" adlı anayasal kurum eliyle yönetiyor. Yani nizamın maslahatını, düzenin toplumsal ve siyasi yararını teşhis edip koruyan konsey.
***
Teşhis-i Maslahat-ı Nizam Konseyi'nin başkanlığını öldürülen
Ali Laricani'nin kardeşi Ayetullah Sadık Laricani yapıyor. Dini, askeri ve siyasi otorite arasında sorun çıktığında krizi aşmak için
1988'de İmam Humeyni tarafından kurulan Maslahat-ı Nizam Konseyi'nin
48 üyesi var. Aldığı kararlar dini, askeri ve sivil kurumların kararları üzerinde. Bağlayıcılığı var.
Ülkenin yararını korumak üzere kurulan bu konseyin üyeleri arasında Sadık Laricani ve Cumhurbaşkanları
Mesud Pezeşkiyan dışında eski cumhurbaşkanları
Hasan Ruhani ve Mahmud Ahmedinejad, eski nükleer müzakereci
Said Celili, eski savunma bakanı
Ahmed Vahidi, meclis başkanı
Muhammed Bager Kalibaf,
Ali Hamaney'in başdanışmanı
Ali Ekber Velayeti, yüksek yargı başkanı
Gulam Huseyin Ejei ve ulusal güvenlik konseyinin yeni başkanı
Muhammed Bager Zulkadir gibi isimler de yer alıyor.
Yani cumhurbaşkanlarından askeri komutanlara, ayetullahlardan akademisyenlere, mühendislerden sivil politikacılara kadar devrimin en kritik isimlerinin bu konseyde bir araya geldiğini görüyoruz. İşte İran'ın dini, askeri ve sivil liderleriyle altyapısı yok edilmesine rağmen
devletin hâlâ ayakta durmasının ve direnmesinin nedeni bu Maslahat-ı Nizam Konseyi.
***
Bu konseydeki üyelerden Bager Kalibaf, Ahmed Vahidi ile Hüseyin Taeb İran'ın yönetiminde şu an bütün ipleri ellerinde tutan trio olarak gösteriliyor.
Mücteba Hamaney'i yeni dini lider seçenler de bu üçlü. Bu üçlü son hamlesini
Ali Laricani'den boşalan Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanlığına Muhammed Bager Zulkadir'i seçerek yaptı.
Zulkadir'in seçilmesiyle
askeri otoritenin sivil ve dini otorite üzerindeki üstünlüğü yeniden tescillendi. Son söz ne Mücteba Hamaney'de ne de
Mesud Pezeşkiyan'da.
Resmi olarak son söz Bager Kalibaf, Ahmed Vahidi ve Hüseyin Taeb'in Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanlığı'na seçtiği Muhammed Bager Zulkadir'de olacak. Haliyle bizim medya yanlışlıkla 'Bakır' diye çeviriyor ama 'kasırga' anlamına gelen
iki Bager -Kalibaf ile Zulkadirülkenin kaderini belirleyen iki kritik isim konumunda.
İran'ın kaderini elinde tutan bu isimlerin bir diğer ortak özelliği ise hepsinin
Mahmud Ahmedinejad'a yakın kişiler olması. Hâsılı kelam,
İran'daki rejim kendini ve ülkeyi Maslahat-ı Nizam Konseyi yoluyla koruyor. İşte İran'ın yıkılmasını engelleyen güç ve isimler bunlar. Önümüzdeki süreçte ABD daha çok Kalibaf, Vahidi ve Taeb triosu ile muhatap olacak. Ancak bu triodaki her ismin ve seçtiklerinin ayrı birer çetin ceviz olduğunu unutmamak lazım. Bu yüzden
ABD ve İsrail'in bu trioyla ve seçtikleriyle baş etmesi de barışması da hayli zor görünüyor.