ABD Başkanı Donald Trump'ın henüz İran savaşı bitmeden bir sonraki durağın Küba olduğunu açıklaması akıllara Vietnam karşıtı gösterilerin şarkıcısı ünlü siyasi aktivist Country Joe'nun o tarihi dizelerini getiriyor... "Ve işte 1, 2, 3/ Ne için savaşıyoruz?/ Bana sorma, umurumda değil!/ Bir sonraki durak Vietnam!/ Ve işte 5, 6, 7/ Cennetin kapılarını açın!/ Ah, nedenini merak etmeye zaman yok/ Yaşasın! Hepimiz öleceğiz!"
'Savaşa karşıyım' diyen Trump'ın daha Venezuela darbesinin teri kurumadan İran'a saldırması ve şimdi de Küba'yı hedef tahtasına koyması, bir savaşın nerede başlayıp nerede bittiğini zorlaştırıyor. Oysa hepsi aynı stratejinin bir parçası. Pete Hegseth'in adını 'Savaş Bakanlığı' yaptığı Pentagon, farklı bölgelerde çok cepheli bir 'sonsuz savaş' stratejisiyle hareket ediyor.
Bu cephelerin başında da Venezuela, İran, Lübnan, Gazze, Yemen, Somali, Libya, Nijerya, Panama, Grönland, Kanada ve Meksika gibi ülkeler geliyor. Haliyle 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra George W. Bush döneminde 'terör ile mücadele' adı altında lanse edilen 'ebedi savaş' stratejisini Barack Obama, Joe Biden ve Donald Trump gibi başkanlar kaldığı yerden devam ettirdi.
***
Çünkü değişen başkanlara ve farklı iktidarlara rağmen 11 Eylül'den sonra 26 Ekim 2001'de çıkarılan Vatanseverlik Yasası (USA Patriot Act) gibi uygulamalarla ABD'nin 1973 yılına ait Savaş Yetkileri Yasası fiilen rafa kaldırıldı. Benzer şekilde 19 Şubat 1976'da Gerald Ford Yasası olarak bilinen yabancı liderlere siyasi suikastı yasaklayan 11905 sayılı Başkanlık Kararnamesi de fiilen yok sayılıyor.
Dolayısıyla şu an gördüğümüz şey 'terörle savaş mimarisi'nin bütün mekanizmalarıyla devam ettiğidir. Hatta bu strateji bir üst aşamaya bile taşındı. Örgütlerle savaş artık devletlerle savaş düzeyine yükseltilmiş durumda.
Devletlerle savaş konseptinin pratiğinden önce köklü bir temizlik yapıldı. Trump göreve gelir gelmez stratejisi önünde ayak bağı olabilecek bütün engelleri kaldırdı. Yeni benimsenen militer proje için Amerikan devlet yönetiminde büyük değişikliklere başvuruldu.
ABD'nin yumuşak güç altyapısı, özellikle insani yardım ve kalkınma kolu USAID başta olmak üzere devlet destekli düşünce kuruluşları, medya örgütleri ve diğer Soğuk Savaş mirası kültürel propaganda kurumları ortadan kaldırıldı. Bürokrasi içindeki temizlik yeni kurulan Devlet Verimliliği Bakanlığı'na atanan Elon Musk'a yaptırıldı.
***
Ardından BM, NATO, DSÖ, UNICEF, AB, DTÖ, TTIP ve NAFTA gibi küresel ve bölgesel ittifak sistemleri hedefe konuldu. NATO'nun kâğıttan kaplan olduğu ilan edildi. Birleşmiş Milletler'e karşı bir 'Barış Kurulu' kuruldu. Keyfi gümrük vergileriyle Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) temelini oluşturduğu küresel ekonomik düzen adeta lağvedildi.
Hâsılı kelam, terörle savaş hiç bitmedi. Şimdi Gazze, İran, Lübnan ve Venezuela'da da görüldüğü üzere daha da derinleşerek yayılıyor. Çünkü ABD'nin 2001'de ilan ettiği terörle savaşın yasal, siyasi ve askeri yapısı hiçbir zaman ortadan kaldırılmadı. 2001 ve 2002 yıllarında çıkarılan anti-terör yasaları süreleri dolmasına rağmen yürüklükte kalmaya devam ediyor. Kongre savaş yetkilerini tamamen yürütmeye (Beyaz Saray) devretmiş halde.
Terörle savaşın yani ebedi savaşların bitmediğinin diğer bir ölçütü de bu stratejinin mimar, destekçi ve uygulayıcılarının geçmişteki hatalardan dolayı hiç hesap vermeden hâlâ bürokrasi ve siyasi iktidardaki konumlarını sürdürmesidir. ABD'de 2001'den bu yana her şey aynı. Değişen tek şey isimler ve farklı yöntemler. Temel stratejide bir sapma yok. Yakın vadede olmayacak gibi de görünüyor. İran'dan sonra Küba'ya saldırı hazırlığı da bunun kanıtı zaten.