İran yönetiminin ABD ile kapsamlı bir anlaşma yapma hazırlığı en çok da 'stratejik dostları' Moskova ve Pekin'de alarma yol açmış görünüyor. Anlaşma ihtimali belirir belirmez savaşın en şiddetli anlarında sırra kadem basan ve sadra şifa en küçük bir açıklama yapmaktan bile imtina eden Rus ve Çinli yetkililer, şimdi beyan üstüne beyan veriyor.
Bir bakıma zevahiri kurtarmak için çırpınıyorlar. İstihbarat kaynaklarından sızdırılan haberlerle bu iki ülkenin İran'ın ABD ve İsrail'e karşı verdiği başarılı misillemelerde Rus ve Çin istihbarat uydu sistemleriyle füze teknolojisi aparatlarını kullandığı propagandası yapılıyor. Ne var ki Rusya ve Çin için bir devrin kapandığını söylemek lazım. İran'ı ve İran'ın içinde bulunduğu zorlu şartları istismar çağı artık sona eriyor. ABD'nin başta Ortadoğu olmak üzere Batı Asya'da devrede olan 1980'lerden kalma Soğuk Savaş rejimi/statükosu kökten değişiyor.
Bu değişimin en somut adımı, 15 Ağustos 2025'teki Alaska Zirvesi'ydi. Bu zirvede ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'ya karşı kılıçlarını gömerek Avrupa'nın hedefindeki Rus Lider Vladimir Putin'e istediği uluslararası meşruiyeti verdi.
***
Peki, karşılığında ne aldı dersiniz? Bana göre İran'ı aldı. Daha önce de
Suriye, Venezuela, Ermenistan ve Azerbaycan'ı almıştı. Bu yolla ABD
başta Ortadoğu olmak üzere Kafkasya, Orta Asya ve Latin Amerika'ya istediği gibi nüfuz etme imkânına kavuşmaya başladı.
Unutmayalım ki Putin, Suriye'den sonra Kafkasya'yı Alaska zirvesinden hemen önce Trump'a hediye etti. Alaska'daki buluşmadan bir hafta önce
8 Ağustos 2025'te Washington'da imzalanan anlaşma ile
Zengezur Koridoru, ABD desteğiyle
'Trump Rotası/TRIPP' adıyla yeniden yapılandırıldı. 99 yıllığına Zengezur'un işletme hakkını elde eden ABD, bu avantajla
Orta Asya'ya doğrudan erişim imkânına kavuştu.
İran'a saldırı öncesi Trump,
Orta Asya liderlerini de Beyaz Saray'da ağırladı. 6 Kasım 2025'te
Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan liderleri Beyaz Saray'da C5+1 formatında bir araya geldi. Bu hamleyle ABD,
Hazar'ın doğusunda Çin'i, batısında Rusya'yı ve güneyinde ise İran'ı dengeleyecek stratejisinin startını da vermiş oldu. Aynı bağlamda ABD ve İsrail'in İran hamlesi öncesi
Batı'nın Hindistan ile 20 yıldır beklettiği serbest ticaret anlaşmasını 27 Ocak'ta imzalaması da dikkat çekiciydi.
***
Geldiğimiz aşamada küresel güneyde
"Rusya neden İran'a yardım etmedi?" tartışması giderek büyüyor. Aynı derece Çin'in pasifliği de tartışılıyor. Zira Tahran, merhum
Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin Şubat 2023'teki ve şu anki Cumhurbaşkanı
Mesud Pezeşkiyan'ın Eylül 2025'teki Pekin ziyaretlerinden eli boş döndü.
İran'ın
ılımlı Fararu haber ajansı bile Rusya ve Çin'in ihanetini şu ifadelerle eleştirmişti: "Biz onlara Şahed-136, 131 ve 129 İHA'ları verirken onlar neden bize SU-35 uçakları, S-400 ve Mi-28 saldırı helikopterlerini vermiyor? Çin'e ucuz petrol veriyoruz. Ama karşılığında ne teknolojik katkı ne de diplomatik alabiliyoruz!" Devrim Muhafızları'nın sitesi
Tabnak da Pekin ve Kremlin'in ABD ile İsrail'in saldırılarına yönelik ılımlı dilini eleştirmişti.
Hasılı kelam aslında daha savaş başlamadan
İran, Rusya ve Çin'e stratejik müttefik olarak güvenemeyeceğini biliyordu. Fakat çaresizdi. İran'ın içinde bulunduğu şartları istismar eden bu iki güce karşı alternatifleri sınırlıydı. Ancak şimdi İran, ABD ve İsrail'e karşı gösterdiği direnişle düşmanları kadar sözde dostlarını da afallatmış görünüyor.
Haliyle bu sözde dostlara verilecek en anlamlı mesaj
Tahran'ın ABD ile kapsamlı bir anlaşmaya varması olacaktır. Unutmayalım ki İran'ın ABD gözündeki stratejik önemi Rusya ve Çin'den az değil hatta daha fazladır. Özellikle de Çin söz konusu olunca. Zira İran ile anlaşan ABD,
Çin'i sadece Hint Okyanusu ve Güney Asya'dan değil
Hazar Havzası, Kafkasya ve Türk dünyası yoluyla
Orta Asya'dan da çevreleme imkânına kavuşacaktır. Dolayısıyla bundan sonrasını İran'a ihanet eden Rusya ve Çin düşünsün artık!