Birkaç gün süreceği tahmin edilen Ukrayna savaşı I. Dünya Savaşı'nın rekorunu kırdıktan sonra şimdi beşinci yılına doğru ilerliyor. Oysa 22 Şubat 2022'de Rusya güçleri Ukrayna'ya girdiğinde hemen herkes Kiev'in birkaç günde düşmesini bekliyordu. Fakat tersi oldu. Hâlâ da kimse Ukrayna krizinin ne zaman biteceğine dair en ufak bir fikir sahibi değil.
Benzer bir çıkmazı İran savaşında da görüyoruz. ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarında ruhani lider ve A kadrosunun kritik isimleri yok edilince herkes İran'ın kısa sürede teslim olacağını sandı. Beklenen olmadı.
İran uzmanı Karim Sadjadpour'un dile getirdiği gibi "İran'dan kayıtsız şartsız teslim olmasını talep eden ABD Başkanı Donald Trump, karşısında Venezuela'daki Delcy Rodriguez'in İran versiyonunu bulacağını sandı ama bunun yerine Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un İran versiyonunu buldu."
***
Haliyle Trump, İran savaşında 17 Mart'ta dile getirdiği
ilk askeri zaferden sonra defalarca savaşı kazandığını ilan etmek zorunda kaldı. Trump'ın dört haftada biter dediği savaşın bugün 81'inci gününe giriyoruz. Böyle devam ederse birkaç 81 gün daha göreceğiz.
Zira birbirlerine hükmedebilseler de kimse zamana hükmedemiyor. Daha dün ABD Başkanı yine İran'a tehditler savurdu...
'Saat işliyor' dedi. Ancak herkes şunu görüyor ki zaman sadece İran'ın değil ABD'nin de aleyhine işliyor. Çünkü
Niall Feguson'un işaret ettiği üzere "Savaşlar her zaman düşündüğümüzden çok daha az zaman alır ve düşündüğümüzden çok daha uzun sürer."
Bu gerçeği Trump da yakından tecrübe ediyor. Bu nedenle İran savaşı bitse de bu savaşın en yakıcı sonuçlarından olan
Hürmüz Boğazı krizi kolay kolay bitmeyecektir. Zira Hürmüz krizi, daha da çatallaşacak gibi görünüyor.
Hürmüz meselesi, İran savaşında krizin asıl nedeni konumundaki nükleer programdan ve zenginleştirilmiş uranyumdan çok daha fazla öne çıkmasına rağmen ne hikmetse ABD'nin önceki gün Tahran yönetimine ilettiği
beş maddelik anlaşma şartları arasında yoktu.
***
İran'ın 14 maddelik teklifi reddetmesinden sonra
ABD önceki gün 5 maddelik bir teklif daha sundu... 1) ABD herhangi bir tazminat ödemeyecek. 2) İran zenginleştirdiği 400 kilo uranyumu ABD'ye verecek. 3) İran, Rusların işlettiği
Buşehr nükleer santrali dışındaki tesisleri kapatacak. 4) Dondurulmuş ve el konulmuş İran varlıklarının yalnızca yüzde 25'i serbest bırakılacak. 5) Müzakerelerin tamamlanmasına bağlı olarak çatışmalar tüm cephelerde sona erdirilecek.
Görüldüğü üzere beş madde içinde Hürmüz yok. Bundan daha vahimi ise şartların tam bir kölelik ve teslimiyeti şart koşmasıdır.
ABD'nin 96 nükleer reaktörü varken İran'ın
Natanz, İsfahan, Fordo ve Arak'taki tesislerini kapatıp sadece Buşehr ile idare etmesi isteniyor. Ürettiği uranyumu teslim etmesi şart koşuluyor. Ve en önemlisi de
tüm koşulları kabul etse bile İran'a yönelik saldırıyı yeniden başlatma tehdidinin süreceği vurgulanıyor.
Amerikan yönetimi,
İsrail lobisi ve kendi iç kamuoyu karşısında kuyruğu dik tutmak amacıyla da böyle üst perdeden şartlar koşmuş olabilir. Fakat hangi saiklerle hazırlanmış olursa olsun İran'ın bu talepleri kabul etmesi çok zor. Haliyle bu teklifi, kırılgan ateşkesin tabutuna çakılan çiviler olarak okumak lazım. Yani
bu çatışmanın hamuru daha çok su kaldıracak gibi görünüyor.