ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail'i aşağılayarak İran ile anlaşması siyonistleri histerik bir travmaya soktu. İsrail'dekilere rahmet okutan bir fanatizmle Trump'a saldıran Amerika ve Avrupa'daki siyonist medya kalemşorları hakarette sınır tanımıyor. Hepsi 'delirium' sınırlarında, tam bir ruhsal çöküntü içinde. Nedeni de yaklaşan kıyameti görmeleri.
Öfke ve sıkışmışlığın verdiği duygusal ve rasyonel yıkım bütün melekelerini felç etmiş hâlde. Zira Latince 'de-lira' kelimesinden türetilen delirium 'yoldan çıkmak/ çıldırmak' anlamına geliyor.
Nörobilişsel bir bozukluk olan delirium hastalığına yakalan siyonistlerin algı, muhakeme ve düşünce bozuklukları dip yapmış durumda. Hezeyan içindeler.
Bir bakıma Gazze ve Lübnan'da yol açtıkları yıkım, kaos ve mezalimin yanında yaşadıkları bu travma hiç mesabesindedir. Tek tesellimiz Filistinlilere yaşattıkları acı ve çaresizliğinin bin beterini ruhsal dünyalarında tecrübe etmeleridir. Çünkü zalim, hissiz, insani ve ahlaki değerlerden yoksun oldukları kadar da korkak, kırılgan ve paranoyak bir haletiruhiyeye sahipler.
***
Öyle ki kendi kıyametlerini Batılı ve Doğulu hatta insanlığın kıyameti diye pazarlıyorlar. Bir tek Batılı dünyanın sonu konusunda haklılar. Zira
Batılı sistem hegemonik ölüm döşeğinde olmasaydı siyonizm yine bir çıkış yolu bulurdu. Himayesine girdikleri sistem de çöktüğü için kendi yıkımlarını Batı'nın da yıkımı diye algılamakta haklılar.
Örneğin Yahudi lobisinin kurşun askerlerinden
Foreign Policy dergisi, yaz sayısında
siyonizmin kıyametini kapak yapmış. Derginin kapağında bir
kum saatinin yanındaki 'the End of' başlığıyla çıkmış.
'Sonu' anlamına gelen bu manşetin hemen altında da nelerin bittiği ve sona erdiği sıralanmış. Listede yok yok. Aslında kapaktaki başlık
'The end of the world as we know it/ Bildiğimiz dünyanın sonu' ifadesinin kısaltılmışı.
Kum saatinin üst kısmında hayli azalmış kumların üzerinde ise
dünya küresi yer alıyor. Kapaktaki listede ABD-İsrail ittifakının, neo-liberalizmin, trans-Atlantikçiliğin, iklim politikalarının,
BM'nin, sığınmacılığın, siyasi partilerin, Çin mucizesinin, ahlakın ve son olarak da geleceğin sonunun geldiği sıralanıyor.
***
Bir bakıma eceli yaklaşan siyonizm kendiyle birlikte Batı'yı da Doğu'yu da ahlakı da geleceği de yok ediyor. Yok sayıyor.
Benden sonrası tufan çılgınlığıyla hazırlanmış bir kapak.
Çünkü çırpınış ve manipülasyonlarının artık fayda etmediğini onlar da görüyor. Çünkü sonu gelen siyonizm ne yapsa da içine yuvarlandığı girdaptan bir daha çıkamayacak.
Zira şairin
'çare yok, secde etsem anılarıma' dizesindeki kadar net, geri dönülemez, kesin ve bıçak ağzı keskinliğinde bir değişimden geçiyor dünya.
Zamana ve insanlığa hükmedeceklerini sanan siyonistler
kum saatindeki taneler gibi eriyor. Boşuna "Her bidayeti olan şeyin bir nihayeti de vardır" dememişler.
Siyonistlerin bu hezeyanları insana
Roma mitolojisinde bilgelik tanrıçası; akıl, sanat, strateji ve barışın sembolü
Minerva'nın Baykuşu'nu hatırlatıyor.
Minerva'nın Baykuşu, sadece alacakaranlık başladığında yani güneş çıkmadan önceki veya battıktan hemen sonraki o
belli belirsiz ışıklar içinde göğe kanatlanırmış.
Yani bir dünya yok olurken başka bir dünyanın doğuşunu simgeliyor. Tıpkı
siyonizmin yaklaşan sonunda yeni beliren bir dünyanın başlangıcının bulunması gibi...