Daha önce de kimi oyunlar, TV skeçleri ve senaryolar (O Şimdi Asker, O Şimdi Mahkum, Neredesin Firuze? vb.) yazmış olan 1967 doğumlu yazaroyuncu Levent Kazak'ın yeni oyunu Cam'ı izledim. Doğrusu kimi yazarlar, örneğin Güneri Cıvaoğlu kadar ayılıp bayılmadım. Ama ilgiye de-ğer ve görülebilecek bir oyun olduğu söylenebilir. Laçin Ceylan'ın yönettiği oyun iddialı bir mizansene ve büyük tiyatro anlarına dayanmıyor. Temelde bir bulvar komedisi bu. Yani esprili bir metne ve insan ilişkilerine dayanan... Bir özel resim dershanesinde kadın öğretmen, boşanmak üzere olduğu kocası, iki öğrencisi ve de yakın bir arkadaşı arasındaki ilişkiler. Tanık olmadığımız, ancak uzaktan sesini duyduğumuz bir kaza, bu insanların kaderini değiştiriyor. İkinci perdede ise 'Kaza kurbanı farklı olsaydı ne olurdu?' sorusu işleniyor. Yani sinemada Sliding Doors-Raslantının Böylesi gibi filmlerin işleyegeldiği bir tema. Temel kusur, metnin dağınıklığı, ana temalara ve kişilere yoğunlaşma eksikliği. Sanki Kazak aceleye getirmiş, üzerinde yeterince çalışmamış. Ancak çok güzel dekoru, kimi esprilerin gerçekten birinci sınıf olması ve genel oyun düzeyiyle, bir yerlere yükseliyor. Özellikle kadınlar çok iyi: başta Dolunay Soysert olmak üzere. Erkeklerden Bülent Alkış ilk perdedeki o harika sakız çiğneyen hinoğlu hin tiplemesini sanki sonra unutuyor! Mete Horozoğlu ise o gece sanki ses kısıklığı yaşıyordu, özellikle haykırma sahnelerinde. Sonuç olarak, bir başyapıt değilse de rahatça izlenen bir oyun.