Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HAKAN UÇ

Çevir kazı yanmasın!

Müzik dünyasında son günlerin en çok konuşulan tartışmalarından biri; Saygı1: Mustafa Sandal konserinde, Sandal'ın Denize doğru adlı şarkısını seslendiren Nikbinler Grubu'nun solisti Berika Karadağ'ın yapay zeka kullanıp şarkıyı da playback yaptığı iddia edilmesiydi.
Mustafa Sandal'ın, Berika Karadağ'ın çıplak vokal kaydını paylaşarak "Benim için bu tartışma kapanmıştır" demesi beni şaşırttı. "Konserde yapay zeka okuması ile canlı okuması" arasında dünya kadar fark var, müzik kulağı olan anlar. Sanırım Mustafa Sandal, "Kız rezil oldu, aman konu büyümesin!" diye düşünüyor, neyse!

SERT ÇIKIŞINDA HAKLI MI?
Tartışmalar sürerken Berika Karadağ sessiz kalmadı. Eleştirilere sert sözlerle yanıt verdi: "Şimdiye kadar sahnede arkasına 7-8 tane back vokal alıp, ismini bilmediğim binlerce program kullanarak autonlar diye söylüyorsun (doğrusu autotune), melodynelar kullanıyorlar. Harbiye'ye kadar ses kayıtlarıyla çıkan kişiler, ben sanatçı demiyorum; kişiler ve şarkıcılar yorum yapıyor. Herkes önce kapısının önünü bir süpürsün sonra bakarsınız. Haddiniz de yok yani, böyle bir haddi vermiyorum."

Bu çıkış sosyal medyada tartışmayı daha da büyütürken, sektör içinde de iki farklı görüşü karşı karşıya getirdi. Bir taraf teknolojinin artık müziğin doğal bir parçası olduğunu savunurken, diğer taraf sahnede "gerçek performans" kavramının giderek kaybolduğunu düşünüyor. Bugün dünyada yalnızca rap müzikte değil; poptan rock'a, elektronik müzikten R&B'ye kadar hemen herkes kayıt teknolojilerinden yararlanıyor. Taylor Swift gibi dünyanın en büyük yıldızlarının prodüksiyonlarında bile vokal düzenleme sistemleri kullanılıyor. Çünkü mesele "sesi olmayan birine ses vermek" değil; kaydı teknik olarak kusursuz hale getirmek. Autotune'un temel amacı detone olan notaları düzeltmek, frekansları dengelemek ve kaydı daha temiz hale getirmek. Aynı şekilde melodi düzenlemeleri, editing işlemleri, nefes temizliği ve ritim kaydırmaları da artık stüdyo mühendisliğinin doğal bir parçası. Yani canlı performansta ya da stüdyo kaydındaki teknik düzenlemeleri 'hile' gibi göstermek, müzik teknolojisinin geldiği noktayı görmezden gelmek olur. Ancak burada başka bir ayrım var...

SES KADAR RUH DA ÖNEMLİ
Teknoloji kullanmak ile tamamen yapay zekâ üzerinden 'söylüyormuş gibi' görünmek aynı şey değil. Çünkü dinleyici hâlâ sahnede gerçek bir duygu, gerçek bir yorum ve gerçek bir performans görmek istiyor. Berika Karadağ'ın sert çıkışının altında da biraz bu var. "Canlı okuyabilmek" ile yalnızca dijital manipülasyon üzerinden var olmak arasındaki farkı vurguluyor. Sosyal medyada birkaç gündür yaşanan tartışmaların ardından görünen o ki mesele artık sadece müzik değil; samimiyet meselesi. Çünkü insanlar bir sanatçının sesini değil, ruhunu dinlemek istiyor. Ve bu yüzden bazen bir polemik, bir şarkıdan daha fazla ses çıkarıyor.


BANA HİÇ GEREK YOK YAYINDA...
Türkçe sözlü punk rock sahnesinin öncü gruplarından Second, 2026 yılında yayımlanacak ilk uzunçalar albümleri LUDDITE öncesinde merakla beklenen yeni single'ı Bana Hiç Gerek Yok'u dinleyicisiyle buluşturdu. Yüksek enerjili şarkıları ve güçlü sahne performanslarıyla yıllar içinde sadık bir kitle oluşturan grup, bu yeni çalışmasında da kendine has sound'unu koruyor.
Melodik punk rock tınılarını, şarkı yazarlığındaki pop yaklaşımı, hızlı tempo ve derin bir duygusal yoğunlukla birleştiren Second; Bana Hiç Gerek Yok ile dinleyiciyi hem içsel bir yolculuğa hem de yüksek tempolu bir pogo alanına davet ediyor.
Müzikleri katıksız pop-punk sularında yüzse de, hayata bakış ve dinleyiciyle kurdukları temel felsefeyi 'Pozitif-Core' olarak tanımlayan Second, şarkılarının ruhunda umutsuzluğa yer bırakmıyor. Dayanışmayı, her koşulda güçlü ve kendisi gibi kalmayı, pes etmemeyi merkezine alan grup, yeni single'ında da bu samimi ve doğrudan bağı güçlendirerek sürdürüyor.
Bugüne kadar NOFX, Yellowcard, MxPx, Therapy?, Frank Turner ve JayaTheCat gibi punk rock dünyasının dev isimleriyle aynı sahneyi paylaşan ekip, sahnedeki tecrübesini ve tavizsiz enerjisini yeni üretimlerine de yansıtıyor.


HALAYIN KRALI VE ARABESKİN USTALARI AYNI PROJEDE
Kenan Doğulu ve Serkan Kaya, Sidenur Töre ile başlayan dev projede bu hafta; Gaziantep'in coşkusu Mahmut Tuncer, Ege'nin hüznü Rubato ile hayat buluyor. Türkiye'nin usta müzisyenlerinden Murat Yeter, geleneksel ezgileri modern tınılarla buluşturduğu 'Folk' projesinde çıtayı yükseltmeye devam ediyor.
Türkiye'nin kültürel mirasını modern dokunuşlarla yeniden yorumlayan Murat Yeter, serüvenin yeni halkasında iki dev isimle, iki uç duyguyu bir araya getiriyor. Türk halk müziğinin efsane ismi Mahmut Tuncer, Gaziantep'in yerinde durmayan türküsü Mış Mış'ı kendine has enerjisi ve Murat Yeter'in modern dokunuşlarıyla yeniden yorumladı.
Diğer yanda ise enstrümanlarına fısıldayan grup Rubato, Ege'nin ciğer yakan ağıtı İki Keklik'e kattığı derin ve özel yorumla dinleyiciyi adeta bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA