John Travolta'dan Sylvester Stallone ve Bruce Willis'li yapımlara uzanan bir Hollywood kariyeri... Los Angeles'ta film müziği, ses tasarımı ve dublaj miksajı alanlarında çalışan Emmy ödüllü Yağmur Kaplan, aslında sinemada çoğumuzun fark etmeden duyduğu o dünyanın içinde.
Geçen tesadüfen izlediğim bir filmin jeneriği akarken bir isim dikkatimi çekti: Yağmur Kaplan. Türkçe bir ismi Hollywood yapımının sonunda görünce ister istemez durdum. Kim bu Yağmur Kaplan? Araştırınca karşıma müziğe ve sese kendini adamış, Los Angeles'ta Hollywood yapımlarının görünmeyen kahramanlarından biri çıktı. Üstelik sıradan işlerden söz etmiyorum. John Travolta'dan Sylvester Stallone ve Bruce Willis'li yapımlara kadar uzanan bir kariyer... Filmi izlerken oyuncuyu görüyoruz, yönetmeni biliyoruz, bazen besteciyi tanıyoruz. Ama sinemanın seyirci üzerinde yarattığı etkinin çok önemli bir bölümü görüntünün arkasında kuruluyor. İşte Yağmur Kaplan tam o dünyanın içinde. Bir aksiyon sahnesini düşünün.
Yumruk, silah sesi, otomobilin asfalt üzerindeki hareketi, kapının kapanışı, arkadan yükselen müzik... Bunların hiçbiri gelişigüzel yerleştirilmiyor. Ses de tıpkı bir enstrüman gibi kullanılıyor. Bazen görüntünün tek başına veremediği duyguyu ses veriyor. Bazen gerilimi yükseltiyor, bazen seyirciyi rahatlatıyor, bazen de birkaç saniye sonra olacak şeyin haberini fark ettirmeden kulağımıza bırakıyor. Kaplan'ın yaptığı işin büyüsü de burada. Türkiye'den çıkıp Los Angeles'a gitmek, dünyanın en rekabetçi sektörlerinden birinde kendine yer açmak ve Hollywood filmlerinin jeneriğine adını yazdırmak kolay bir hikâye değil.

Teknoloji elbette değişecek. Film yapım biçimleri de müzik üretimi de değişecek. Fakat sahnenin ruhunu anlayıp doğru sesi doğru saniyeye yerleştiren insan sezgisini tamamen makineye teslim ettiğinizde ortaya teknik olarak kusursuz ama ruhsuz işler çıkma tehlikesi var. Bundan sonra Hollywood filmi bittiğinde jenerik başlar başlamaz kumandaya uzanmayın. Çünkü bazen o küçücük akan isimlerin arasında, Hollywood'un sesine yön veren bir Türk'ün imzasını görebilirsiniz.

BAŞARIMIN SIRRI GiTAR ÇALMAK
■ LA yolculuğunuz nasıl başladı?
Sene 1999'du. Gitar öğretimimi ilerletmek için Berklee College of Music'e başvurmuştum. Burslu giriş kazandım ve bu şekilde Boston'a taşındım. Orada Film Müzikleri Bölümü'nü okuyup mezun olarak bu işin başkenti olan Los Angeles'a taşındım. Bu şekilde asistanlık işleri yaparak bir süre devam ettim. Bu endüstriye girmem bu şekilde mümkün oldu.
■ Bir filmi ilk izlediğinizde müziği nasıl duyuyorsunuz?
Genelde editörler ve yönetmen, başka filmlerin müziklerini kullanıp 'geçici müzik' dediğimiz şekilde sahneleri hazırlıyorlar. Yani fikirler çoğu kere yönetmenden gelebiliyor. Eğer yönetmen daha açıksa beraber sahneleri seyredip üstünde konuşarak enstrümantasyona ve stile karar veriyoruz. Tabii bazen seyrederken aklıma değişik sesler ve fikirler gelebiliyor.

Önemli olan filmin benim değil, yönetmenin filmi olduğunu unutmamak. Benim görevim, müzik bilgimi ve yeteneğimi kullanarak yönetmenin vizyonunu ortaya koymak.
■ Aksiyon sahnesinde müzikle ses efektleri arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz? Hangisinin öne çıkacağına kim karar veriyor?
Bu genelde yönetmene ve dublaj mikserine bağlı oluyor ve miks sırasında buna karar verebiliyorlar. Biliyorum çünkü ben de aynı zamanda ses miksi yapıyorum. Bazen miks sırasında yönetmen çeşitli şekillerde denemeler yaparak neyin öne çıkması gerektiğine bu şekilde karar verebiliyor. Ama bazen neyin öne çıkması gerektiği kendisini belli ediyor; mesela bir araba takip sahnesinde veya büyük bir patlama sırasında. Müzik genelde sahneye ve aksiyona destek oluyor.

TRAVOLTA HEMEN SÖYLER
■ John Travolta, Sylvester Stallone ve Bruce Willis gibi yıldızların yer aldığı yapımlarda çalışmak size nasıl bir sorumluluk yüklüyor?
Evet, özellikle John Travolta kendisi müzisyen ve müzikle çok ilgili olduğu için buna çok önem veriyor. Eğer beğenmediği bir sahne varsa bunu söylemekten hiç kaçınmaz. Hatta bazı müziklerin onun onayından geçmeden filme giremediği bile oluyor. Bir filmde Frank Sinatra'nın bir şarkısını kullanmak istiyordu ve bunu kontratının bir maddesi yapmıştı.
■ İyi bir ses tasarımı seyircinin duygularını nasıl yönlendiriyor?
Endüstride ses ve müziğin filmin yarısı olduğunu hep söyleriz. Tabii ki sinema görüntü öncelikli ama ses ve müzik, izleyicinin bilinçaltını etkileyerek çok önemli bir iş görüyor. Sessiz sinema günlerine uzanarak bu gelişmenin ne kadar etkileyici olduğunu ve sinema tarihinde ne kadar büyük bir yer edindiğini anlayabiliriz. Hem müzik hem ses tasarımı, sinema için büyük öneme sahip etkenler.
■ LA'de uluslararası yapımlara imza atan biri olarak, aynı yolu izlemek isteyen genç müzisyenlere ve ses tasarımcılarına ne önerirsiniz?
Tamamen pozitif olmalarını öneririm. İnternet ile herkese ulaşmak mümkün ve bunu iyi bir fırsat olarak kullanmaları mümkün olabilir. Benim bu fırsatlara ulaşabilmemin en büyük iki nedeni gitar çalmak ve internet olmuştur. Kararlı olmak ve ne istediğini bilip bunun ardından gidip çok çalışmak ile her şey mümkün olabilir.