Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İLKER GEZİCİ

Kabusun özüne dönüş

Sinema tarihinin en uzun soluklu ve ticari açıdan en başarılı oyun uyarlamalarından biri olan Ölümcül Deney (Resident Evil), beyazperdedeki yolculuğuna yıllar sonra yeni bir parantez açıyor. Dünya çapında yaklaşık 1.2 milyar dolar hasılat elde eden sinema serisi 2002 yılında Milla Jovovich'in ikonik karakteri Alice ile başlamıştı. Raccoon City'nin altındaki Hive tesisinden kıyamet sonrası çöllere uzanan altı filmlik ana seri, aksiyon ile korkuyu harmanlayan kendine has bir estetik yaratmıştı. Ölümcül Deney Kıyamet (Resident Evil: Apocalypse), İnsanlığın Sonu (Extinction), Ölümden Sonra (Afterlife), İntikam (Retribution) ve Son Bölüm (The Final Chapter) ile devam eden bu külliyat, Umbrella Corporation'ın insanlığı felakete sürükleyen virüs politikalarına karşı verilen destansı bir hayatta kalma mücadelesiydi. Şimdi ise direksiyonda Barbarian ile modern korku sinemasına taze bir soluk getiren Zach Cregger var. Cregger'ın yönettiği yeni Ölümcül Deney, seriyi devasa kıyamet senaryolarından alıp insani boyuttaki tıkış tıkış bir klostrofobiye ve doğrudan klasiğin özündeki tekinsiz atmosfere geri çağırıyor.

HAYATTA KALMA MÜCADELESİ
Bu yeni halkanın merkezinde, serinin alıştığımız süper güçlü kahramanlarının aksine son derece sıradan bir figür yer alıyor: Tıbbi kurye Bryan (Austin Abrams). Hikâye, Bryan'ın son derece rutin görünüşlü bir gece teslimatıyla başlıyor. Ancak teslimat paketinin ardındaki karanlık sır ve kontrolden çıkan kaza zinciri, Bryan'ı dakikalar içinde kişisel bir kabusun tam ortasına bırakıyor. Zach Cregger'ın reji tercihi, seyirciyi devasa patlamaların veya askeri operasyonların izleyicisi yapmak yerine, Bryan'ın nefes nefese kaldığı koridorlara, karanlık köşelere ve her an neyle karşılaşacağını bilemediği tekinsiz mekanlara hapsediyor. Bu da filme seyirlik bir dinamizm katıyor.

Film, aksiyon dozajını virüsün yarattığı o saf psikolojik gerilimin gerisine çekerek serinin hayranlarına aslında en baştan beri özledikleri şeyi yani tam anlamıyla hayatta kalma savaşını sunuyor. Bryan'ın süper yetenekleri veya özel askeri eğitimi yok; tek amacı gecenin sabahına sağ çıkabilmek. Bu durum, virüsün yarattığı canavarlarla ve Umbrella'nın gölgesiyle kurulan ilişkiyi çok daha somut ve tehditkâr kılıyor.
Zach Cregger, geçmişteki altı filmlik mirasa saygı duruşunda bulunurken, odağını küresel bir felaketten tek bir insanın karanlık gecedeki yaşam mücadelesine kaydırıyor. Dolayısıyla dünyayı kurtarmaya çalışan yenilmez kahramanların peşinden gitmek yerine, seyirciyi yanlış zamanda yanlış yerde bulunan sıradan bir adamın hayatta kalma çabasına ortak ediyor. Neticede serinin yeni filmi için beklenti büyüktü. Yurtdışındaki yorum ve eleştiriler de beklentinin karşılandığı yönünde. Olumlu eleştirilerin ardından filmin ilk hafta sonu yaklaşık 50 milyon dolar hasılat yapması bekleniyor. Bekleyip göreceğiz.


UCUZ ROMAN'IN HİSSETTİRDiKLERİ
Pera Müzesi, 11 Ekim'e kadar sinema tarihinin kültleşmiş yedi filmini yeniden beyazperdeye taşımaya başladı. Quentin Tarantino'dan David Lynch'e, Coen Kardeşler'den Brian De Palma'ya uzanan seçkide Ucuz Roman, Büyük Lebowski, Eraserhead, Harold ve Maude, Genç ve Heyecanlı, Kahvaltı Kulübü ve Yılan Gözler var. Pera Film'in Şimdi Uzaklardasın programına göz atarken kendimi şu soruyu sorarken buldum: Biz gerçekten eski filmleri mi özlüyoruz, yoksa eski filmleri izlediğimiz kendimizi mi? Yani bu filmleri yeniden izlemek gerçekten bir nostalji yolculuğu mu? Sanırım biraz öyle. Ama yalnızca o kadar değil. Çünkü bir filmi ilk izlediğinde hissettiğin şeyle yıllar sonra karşılaştığında hissettiğin bambaşka oluyor.

Hatta bazen filmin değiştiğini düşündüğün zamanlar bile oluyor oysa değişen film değil, zaman ve biziz... Bu gerçeği sindirerek yeniden filmi izlemeye başladığında, hayatın sana öğrettikleriyle geçersin ekran başına. Zira ne o film o eski filmdir ne de sen eski sen... Yaşanmışlıklar, deneyimler güldüğün şeyler bile değişmiştir artık. Dolayısıyla yaş aldıkça eski filmleri yeniden izlemeyi severim. Başka şekilde yorumlarım çünkü.
Pera'nın seçkisindeki filmlerden Ucuz Roman da öyle... 1994'te gösterime girdiğinde sinemada bir şeylerin değişmekte olduğunu herkese hissettiren filmlerden biriydi. Quentin Tarantino'nun ikinci uzun metrajı, Cannes'da Altın Palmiye kazanmasının ardından dünya sinemalarında gösterime girdiğinde yalnızca başarılı bir suç filmi olarak karşılanmadı; 90'ların sinema dilinin manifestolarından biri haline geldi.

John Travolta'nın kariyerini yeniden zirveye taşıyan, Uma Thurman, Samuel L. Jackson, Bruce Willis ve Harvey Keitel gibi isimlerin efsanevi performanslarıyla devleştiği film, doğrusal ilerlemeyen hikâyesi, birbirine sonradan bağlanan karakterleri, sıradan bir hamburger sohbetini bile sinema tarihine kazıyabilecek diyalogları, şiddetle mizahı aynı sahnede buluşturması ve müzik seçimleriyle, dönemin alışılmış anlatı kalıplarını altüst etti. Tarantino'nun eski filmlerden, çizgi romanlardan, müzikten, televizyondan ve popüler kültürden aldığı parçaları bir araya getirip kurduğu yeni sinema dili çok sevildi. Sonraki yıllarda bağımsız sinemadan ana akım Hollywood'a kadar sayısız film onun açtığı yoldan yürüdü. Parçalı anlatılar, uzun diyaloglar, türlerle oynama, ironik şiddet ve pop kültür göndermeleri 90'ların ve 2000'lerin sinemasında neredeyse başlı başına bir moda haline geldi. Bugün filmi yeniden izlediğimizde bazı numaralarının bize artık tanıdık gelmesinin sebebi de bu. Çünkü bir zamanlar Ucuz Roman'ın yaptığı şeyleri taklit eden o kadar çok film izledik ki, Tarantino'nun devrimini artık onun mirasçılarından tanıyoruz.
Belki de bugün eski filmlere dönmemizin sebebi yalnızca nostalji değil. Dijital çağın hızına karşı yavaşlamak istiyoruz. Bir filmi bitirip hemen diğerine geçmek yerine onun içinde biraz daha kalmak... Bir sahneyi hatırlamak... Eskiden bizi güldüren bir sahnede bu kez başka bir ayrıntıya takılmak... Ve belki de yıllar önce fark etmediğimiz bir cümleyi bugün ilk kez gerçekten duymak. O yüzden Pera Film'in Şimdi Uzaklardasın başlığı da bu yüzden bana oldukça anlamlı geldi. Sizde 11 Ekim'e kadar sürecek bu seçkide kendinizle karşılaşmak isterseniz detayları ilgili siteden takip edebilirsiniz.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA