Zayıflama sadece terazideki azalan rakam değildir. Özellikle yiyemedikçe çok kısıtlı kalorili tüketimi başlayınca yetersiz protein alımına bağlı kas kaybı belirginleşir, ödem artar ve dirençli bir metabolizma oluşur. Bu sebeple benim kilo verme programlarımda sonuçlandırdığım gibi sadece yağ kaybederek kasları koruyarak zayıflama çok önemlidir. Mide ameliyatları, iğne ve dengesiz diyet uygulamaları her şekilde kas kaybı baskın zayıflamaya neden olur, bilimsel olarak da net bir bilgidir.
Protein yetersizliğine yol açan diyetler vücutta amino asit elde etmek için kasların parçalanması sinyalini vererek kas kaybını tetikler. Ayrıca yetersiz uyku, kasların korunmasını destekleyen büyüme hormonu ve testosteron düzeylerini düşürür. Yüksek psikolojik stres, kas yıkımını teşvik eden kortizol düzeyini yükselterek Kas kaybı kaçınılmaz olur.
Yememeye bağlı azalan kalori alımı yetersiz protein tüketimini tetikler, anabolik direnç oluşturur, inflamasyonu arttırır. Kas kaybıyla zayıflayanların yeniden kaslarını alması da zorlaşır. Kas kaybıyla oluşan majör sorunları sıralayacak olursak...
Kas kaybının miktarına göre biyolojik yaşlanma artar. Her 2-3 kg kas kaybı ile zayıflama bedeni 5-6 yaş yaşlandırır.
Kas dokusunun kaybı, dinlenme sırasında enerji harcamasını azaltır metabolizmayı küçültür. Dirençli kiloların oluşmasını sağlar.
Kas kaybı insülin duyarlılığını azaltarak insülin direncinin kırılmasını imkansızlaştırır.
Kas kaybı sonrası verilen kilolar daha hızlı alınır ve bu alınan kilolar daha baskın yağ dokusundan olur.
Zayıflama sürecinde kaybedilen kasların yerine kazandırılması oldukça zorlaşır.

KAS KAYBIYLA OLUŞAN SORUNLARI ÖNLEMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ?
Kas protein sentezini uyarmak ve zayıflarken kas kaybını önlemek için kalori kısıtlamasını dengeli azaltalım.
Günlük toplam protein alımının kilo başına 1.2-1.4 gr olarak sağlandığından emin olalım.
Direnç egzersizi ve kardiyo kombine aktiviteler kas protein sentezini arttırdığı için mutlaka yapalım. Direnç egzersiz seansları arasında 1 dakikalık dinlenme süresi vücudun kas protein sentezini uyarmayı desteklediği için bu kuralı atlamayalım.
Uyku problemi kortizol kaynaklı kas yıkımını arttırdığı için her gün en az 7-8 saat uyku düzenine özen gösterelim.

ZAYIFLAMA İĞNELERİ BIRAKILDIKTAN SONRA KİLO YAPIYOR
İğneler kesildikten sonra kilo almak kaçınılmaz mı? Bu sorunun yanıtı BMC Medicine dergisinde yayınlanan yepyeni bir meta analiz verisiyle açıklandı. Obezite tedavisinde kullanılan tüm ilaç ve iğnelerin kesilmesinden sonra kilo alımının kaçınılmaz olduğunu açıkladı. Bilimsel veriler titizlikle değerlendirildiğinde obezite ilaçları içinde GLP 1 bazlı iğnelerin bırakılması sonrası kilo alımının diğer ilaç grupların bırakılmasına göre daha belirgin olduğu gözlendi.
Peki kilo alım seyri nasıl gerçekleşiyor diyorsanız onun da yanıtı bu meta analizde bulabiliyoruz. İlaçlar kesildikten 4 hafta sonraya kadar birey kilo almadan durabiliyor. Ancak asıl olay tokluk etkisinin zamanla ortadan kalması. Ve iğneyi bıraktıktan sonraki 20. haftayla beraber kilo alımı zirveye ulaşıyor. 26-52 hafta arası kilo alımı biraz durağanlaşma gösterse de kilo alım hızı yavaşlayarak da olsa artık verilen kilonun tamamının alınmasıyla sonuçlanıyor. Bu derlemenin en önemli kısmı; ilaç bırakıldıktan sonra zayıflayanların belirli bir diyet ve egzersizi devam ettirenlerde de anlamlı kilo artışının olduğunun açıklanması. Buna biyolojik rebound deniyor.Bu biyolojik rebound'un nedenini iki faktöre bağlıyor bilim insanları. Birincisi ilaç ve iğnenin kesilmesiyle iştahı bastıran hormonların doğal salgılanmasındaki biyolojik yanıtın azalması, ikincisi ise bazal metabolizma hızının düşmesi. İşte bu iki faktör nedeniyle irade dışı bir biyolojik değişim etkisiyle verilen kiloların hepsinin geri alındığı bu meta analiz belirtiliyor.
Ayrıca bu meta analizde az kilo fazlası olup iğne ile zayıflayıp obez olup iğne kullanarak zayıflayanlara göre ilacı kestikten sonra kilo alımının daha hızlı olduğunun gösterilmesi kritik ayrı bir tespit değerli okuyucularım. İğne olanların hepsi olmasa da zayıflıyor ama eninde sonunda verdiği kiloları geri kilo alıyor diyebiliriz. Kalıcı zayıflamak için alışveriş alışkanlıklarınızı değiştirin. Mutfağınızı ve tabağınızı sağlıklı besinlerle doldurun.

KAN ŞEKERİNİ DENGELEYEN 10 BESİN
Özellikle yoğun çalışma veya yaşla beraber enerji çöküşleri birçok kişinin kabusu diyebilirim. İnatçı kilolardan dolayı da kan şekeri dalgalanmalarından herkesin illallah ettiğini biliyorum. Fit ve zinde olmamda hayatımdan hiçbir şekilde çıkarmadığım ve sağlıklı beslenme düzenimde sıklıkla tercih ettiğim metabolik sağlığımı hep iyileştiren, kan şekerimi gün boyu stabilize eden 10 favori yiyeceğimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
1- Avokado: İnsülin duyarlılığını arttıran en iyi besin avokado kahvaltı, ara öğün veya salatama mutlaka eklerim.
2- Tarçın: Kan şekerinin hücrelerde kullanımını arttıran tarçın bitki çaylarımda hep vardır. Ayrıca toz tarçını akça sütüme de koyuyorum. Böylece daha az aç uyanmamı sağlıyor.
3- Ceviz: Cevizsiz günüm geçmez. Metabolik esneklik için bitkisel omega 3 kaynağı olan ceviz, sindirim sisteminde bütirat üretimini arttırarak bağırsaklardan basit karbonhidratların emilimini yavaşlatır.
4- Brokoli, Mantar: Brokoli ve mantar süper antioksidan etkili iki süper sebze. Omletlerime veya salatalara mutlaka hafif yağda çevrilmiş brokoli veya mantar eşlik eder. Özellikle akşam yemeğinde etlerin yanında mantar sote daha iyi yağ yakımını sağlar.
5- Keten tohumu: Keten tohumu bağırsaklarda jelleşir ve karbonhidratların emilimini yavaşlatır dolayısıyla kana şekeri dengelenir. Salataya tohum şeklinde yoğurduma öğütülmüş olarak tercih ediyorum.
6- Yeşil çay: Yeşil çay metabolizma hızını arttıran ve yağ oksidasyonuna destek olan en iyi çaydır. Günde 2 fincan olacak şekilde ara öğünlerimde yeşil çayı metabolizma hızlandırmak için içiyorum.
7- Zeytinyağı: Zeytinyağı düşünülenin aksine yağ depolamaz tam tersine yağın oksidasyonunu yani yağ yakımını arttırır. Günde 3-4 yemek kaşığı süper etkilidir zayıflamada.
8- Yumurta: Yumurta metabolik sağlığa en iyi gelen yiyecektir. İçerdiği CLA ile yağ yakımını destekler kas kaybını önler.
9- Hindi eti veya tavuk eti: Bu iki beyaz et çeşidi kas kütlerini arttırmada kas dokusunda protein sentezini uyaran esansiyel amino asitlerin zenginliğinden dolayı haftada 3 kere ana öğünümde yer alır.
10- Süt ürünleri: Süt, ayran, kefir, yoğurt ve peynir CLA ve büyüme benzeri hormon içermesi sebebiyle yaşlanma karşıtı zayıflamayı sağlar, kas korur ve yağ yakımını hızlandırır. Tokluk hormonlarını yükseltir insülin direncini kırdığı için beslenmemin temelindedir.

KOLAJEN TEDAVİ YÖNTEMİ DEĞİLDİR
Kolajenin sağlık açısından hangi alanda kullanımının fayda sağladığı 5 Haziran 2026 tarihinde aesthetıcs surgery Journal Open Forum dergisinde yayınlanan bir derlemeyle yanıt buldu. Bu derlemenin önemi; kolajen takviyesiyle bağlantılı tüm kullanım alanlarını kapsayan dozaj, kullanım süresi ve ne amaçla kullanımın etkin olduğunu gösteren ilk meta analiz değerlendirmesi olmasıdır. Tek bir araştırma değil, 16 sistematik inceleme, 116 randomize kontrollü çalışamadan dünyanın dört bir yanından yaklaşık 8 bin katılımcıdan elde edilen bulguları bir araya getirdi.
Bu veriler doğrultusunda kolajen takviyesinin cilt sağlığında nem ve elastikiyet iyileşmesinde etkin, uzun kullanımda ise osteoartrit semptomlarında özellikle ağrı ve sertleşmenin azalmasında ölçülebilir fayda sağlayabileceği gösterildi. Kas iskelet sistemi sağlığına ılımlı fayda sağlayabilen kolajen kullanımının, atletik performans alanında kullanımın performansı arttırmak için etkili olduğuna dair bir kanıtın mevcut olmadığı analiz edildi.
Unutmayın kolajenin her derde deva olarak kullanımı bu bilimsel veriler ışığında asla tavsiye edilmiyor. Kullanım alanları olarak kolajen desteğinin bir tedavi değil fakat cilt sağlığı ve osteoartrit için güvenilir faydası olduğu bildiriliyor.
Peki doz, kullanımda etkinlik süresi ve hangi içerikli kolajen tercih edelim diyorsanız uyarılarım şöyle olacak. 5-10 g kolajen kullanımı güvenli doz. Kolajenin cilt ve eklem sağlığında etkinliği için literatürde bize açıklanan minimum süre en az 8 hafta kullanım iken bazı bireylerde ideal etkiyi 12 hafta kullanımda olduğu belirtilmiştir.