Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SONAT BAHAR

En havalı semt oldu Teksas!

Bundan 12 yıl önce, dünyanın en havalı semti listesine Türkiye’den giren tek semtti Arnavutköy... Şimdilerde semt sakinleri, o günden itibaren kaybettikleri itibar, yaşadıkları yozlaşma, insan ve mekan kirliliği, güvenlik korkusu nedeniyle isyanda. “Biz artık havalı falan değiliz, burası resmen Teksas” diyorlar

Arnavuktöy İstanbul'un en özel semtlerinden. Tarihi dokusu, 300'den fazla tescilli tarihi binası, dar sokakları, kaldırımları ve tabii ki insanlarıyla tam bir İstanbul beyefendisi... Daha doğrusu öyleydi... Ana caddedeki mekan yoğunluğu, ara sokaklara dağılmış semt yaşanmaz hale gelmiş durumda.
Peki ne oldu da Arnavutköy, bir keşmekeş, kaos semti haline geldi. Cadde üzerinde açılan mekanlar önceleri insanlara faklı ve cool gelmişti. Semtin havası değişmiş, Arnavutköy'e gitmek bir trend haline dönüşmüştü. Zamanla ahşap evler tek tek el değiştirdi. Eskiden bir ailenin sıcacık yuvası olan mekanlar, teker teker işyeri, kafe, bar ya da meyhaneye dönüştü. Semte ruh katan, orayı güzelleştiren unsurlar tek tek yok olmaya başladı.
Arnavutköy'ü korumak için direnip, hâlâ semtinde yaşamaya kararlı bir kitle olanları uzaktan izledi bir süre... Bir noktada durur diye umdular çünkü. Ama bu duygu doymak bilmeyen bir canavar gibi, bir yer, bir durum, bir hal ne zamanki talep görüyor, oradaki açlık asla doyurulamıyor. Ben de bu şikayetleri uzun zamandır uzaktan izleyen bir gazeteciydim. Ama telefonuma düşen bir basın bildirisi, üstüne maratonda Arnavutköy halkının pankart açması karşısında duruma tepkisiz kalamadım. Soluğu Arnavutköy'de aldım.
Boğaziçi Arnavutköylüler Derneği'nde mahalleliyle buluştum. Ahşap, zamana direnen, bu karakterli binada, üç-dört-beş hatta yedi kuşaktır burada yaşayan insanlarla konuştum...



AMBULANS GELEMEDİ
Dernekte sohbet ettiğim herkesin ismi bende saklı. Çünkü onlar her gün yaşadıkları, yüz yüze gelmek zorunda oldukları, zaman zaman tehdit edildikleri insanlardan çekiniyorlar. Hedef olmak istemiyorlar. "Buranın valeleri birbirlerini bıçaklayan, silahla birbirlerini vuran insanlar, 'Bizi ekmeğimizden mi edeceksiniz' diye üzerimize yürürler, bu nedenle ismimizin yazılması bizi riske sokar" dediler.
Ben de bu isteklerine saygı duydum. Söze mahallenin genç sakinlerinden biri başladı, dört kuşaktır Arnavutköy'de yaşıyorlar, "Bizim üç sinemamız vardı, çocuk parkımız vardı. Sağlık ocağı falan hayal zaten, onu tepelere bir yere koydular, yangın tehlikesinden korktuk, zorla bir itfaiyemiz oldu ama o bile park eden araçlardan dolayı hiçbir yere giremiyor" diyor.
Oysa uzaktan bakınca ne havalı görünüyor değil mi her şey? Tarihi mekanların dokusu, hissi nasıl başka hissettiriyor. Burada bir kahve içmek, gece takılmak, bir selfie çekip hava atmak gibisi yok.



SOKAK KOCA BİR MEYHANE
Ama arka planını yaşayanlara soracaksınız... Söze, 70 yaşındaki, şık fularıyla karşımda oturan Arnavuktöy sakini hanım devam ediyor, "Buralar tarihi ahşap evler ve bu evlerde yaşamak öyle dışardan göründüğü gibi romantik değildir, yaşamak zordur. Ama gönül bağınız varsa kalırsınız, kök salarsınız, biz kök saldık, kopamıyoruz. Ama koparmak istiyorlar. Huzurumuz yok. Bu binalar çatlıyor, eski binalar çünkü. Tamir tadilat ruhsatı verilmiyor, ben evimi boyamak istesem, bin tane prosedürü atlatmam lazım. Ama bu binayı kafe yapacağım desem çat diye ruhsat veriliyor. Mutfak yapılıyor, yıkılıyor, kırılıyor, yeniden yapılıyor kimsenin sesi çıkmıyor, hani sit alanıydı, tarihi eserdi?"



Öfkeli bir sakin söze giriyor, "Amaç, buradan halkı gönderip, burayı kocaman bir meyhaneye çevirmekse, herkes vur patlasın çal oynasın yaşasın, trafiği felç edelim, araç geçmesin, tüm Boğaz köylerini öldürelimse, doğru yolda herkes. Şu an içinde bulunduğumuz ortamı güzelleştireceğimize eskiye methiye döşüyoruz. Burası sadece gece değil gündüz de kendi halinde bir semt değil. Gündüz şirketlerin araba, kurye ve insan kirliliği... Akşam da Francalacı caddemizi kapatıyorlar, masalar kuruluyor, büyük bir meyhane haline geliyor Arnavutköy. Daha önce de eğlence mekanları vardı ama onlar ana caddedeydi. Şimdi artık iyice mahallenin arasına girdiler. Eğlencenin ardından o insanların sokaklara taşması" diyor.



AHLAKİ ÇÖKÜŞ DE BAŞLADI
Psikolojiler harap Arnavutköy'de... Genci, yaşlısı uykusuz... "Burada uyumak mümkün değil" diye söze başlıyor bir semt sakini, "Francalacı Caddesi'nde ateş dansları yaptılar birkaç ay önce, tarihi binalar bunlar, yangın çıksa semt tümden yok olur. Beş bin kişilik Arnavutköy nüfusu üç bin kişi oldu. Günü birlik kiraya veriliyor evler, ahlaki çöküş başladı. Kim nereye giriyor çıkıyor, kim nerede yaşıyor, yan eve her gece kim girip çıkıyor bilmiyoruz."



ESKİYE DAİR BİR ŞEY YOK
Normal bir semtte olan şeyler Arnavuktöy'de lüks. Mesela bir çocuk parkı, kaldırım...
"Yüz yıllık çocuk parkını kapattılar. Ne yapacaklar belli değil. Bize de bulun yer size park yapalım diyorlar, dalga geçer gibi... Kaldırımlar işletmelerin emri altında, vatandaşın yürümesi mümkün değil. Biz psikolojik olarak çok yıprandık, her gece yüksek sesli eğlence ve müziğin ortasında normal bir hayat sürmeye çalışıyoruz. O yüzden ayaktayız. Eski Arnavutköy'ümü istiyorum. Kapımın önüne arabalar sıfır park ediyorlar, kapımızdan çıkamayacak haldeyiz" diye isyan ediyor yaşlı bir teyze...



HERKES TEDİRGİN
Tüm bunların yanı sıra güvenlik de büyük bir sorun halinde semtte. Bu konuya girdiğimde herkes bir şey söylemek istiyor çünkü herkes tedirgin; " Eğlence hayatının sonuçları olarak silahlı çatışmalar oluyor, gece silah atılıyor. Kavga zaten her gecenin rutini. Çiçekçisi bile birbiriyle kavga ediyor, topuğundan vuruyor. Bize şöyle şeyler deniyor, "Bu akşam dikkat edin valeler çatışacak, evden çıkmayın!" Ben niye böyle bir ortamda yaşamak zorundayım. Teksas mı burası!"
Camiinin tadilatı ise bambaşka bir sorun olmuş Arnavuktöy'de... Genç sakin söze giriyor bu noktada, "Üç senedir camii tadilatta, bu insanlar gece mekandan çıkıp tuvalet için camiyi kullanıyordu. Tadilatta olduğu için kullanamıyorlar, gidecek umumi tuvalet bulamayınca, nereye yapıyorlar biliyor musunuz, evlerimizin önüne! Kapımın önüne pisleyip gidiyorlar. Sabah kusmuk, idrar manzarasına uyanıyorum. Rezillik! Dernek yetkilileri şöyle özetliyor durumu, "Kaldırım lüks! Yürüyecek yerimiz yoktu zaten, şimdi kafelerin masaları var, yolda zaten arabalar, nasıl olacak bu?
Bu şikayetler gerekli yerlere iletildi. Biz 500 imza topladık ve ilgili belediyemize elden teslim ettik, bize olumlu olumsuz dönüş yapılmadı. Başka Boğaz köylerinde bu yozlaşma yok. İçki ruhsatı verilmiyor oralara. Mesela Kuzguncuk'ta el ayak çekilir, herkes evine gider. Evimizden çıkmamız için baskı yok gibi görünüyor ama bunların hepsi zaten baskı. Bu kadar kültürel ve ahlaki yozlaşmayı başka alanda yaşasa insanlar duramaz. Ama burası evimiz bizim. Keşke bizi en havalı semt seçmeselerdi. O günden beri başımıza gelmeyen kalmadı."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA