Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ERHAN AFYONCU

İran dış sorunlarını müzakereleri uzatarak çözdü

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Tarih boyunca farklı milletlerin yönettiği İran’da dış politika fazla değişmemiştir. Daha önce imzaladıkları antlaşmaları gerektiğinde önemsiz hâle getirip rakip milletlerin dengeleyici güçlerini birbirlerine karşı kullanan, sabırla müzakereleri uzatıp zaman kazanan, böylece karşısındaki muhatabını ikrah ettirerek meseleleri kendi lehine çözmeye çalışan bir dış politika anlayışı tarihten günümüze kadar gelmiştir

Yıllardan beri ABD tehdidi altında olan İran zaman zaman bütün dünyayı şaşırtan dış politika hamleleri yapar. Bütün Ortadoğu, Amerika İran'a saldırmasın diye uğraşırken İran bu çabaların açtığı pencereyi kullanarak zaman kazanır ve iyi niyetli arabulucuları devre dışı bırakıp direkt Amerikalılarla anlaşır.
İran'ın dış politikasını inceleyen ABD'li stratejistlere göre İran'la müzakere iyi niyetle değil, iyi tasarımla yönetilebilir. Müzakerecilerin görevi güven üretmek değil, kurnazlığa minimum alan açacak bir mimari oluşturmak olmalıdır. Aslında bu taktikler yeni değildir. Tarih boyunca farklı milletlerin yönettiği İran'da dış politika fazla değişmemiştir. Tufan Gündüz'ün İran'la ilgili çalışmaları ve "The Cambridge History of Iran"da bu konuda teferruatlı bilgi bulunur.


Hollandalı elçiler.

BASRA KÖRFEZİ MÜCADELESİ
1587'de tahta çıkan Şah Abbas zamanında İran güçlenmeye başladı. Safevi hükümdarı, 1603-1629 arasında ülkesini dünya ticaretinin merkezlerinden birisi hâline getirmeye ve Osmanlıları ekonomik açıdan çökertmeye uğraştı. Şah, bu sıralarda Hint ticaretinde Portekiz ve İspanyolların yerini almaya başlayan İngilizler ve Hollandalılara bazı imtiyazlar vererek doğrudan doğruya İran'a yönlendirmek istedi.
İran'ın bu dönemdeki politikası, Basra Körfezi'ne hâkim olup ticaret yollarını Osmanlı'dan uzaklaştırmaktı. Allahverdi Han, 1602'de Bahreyn'i ele geçirmişti. Portekizliler, Mayıs 1621'de Kişm Adası'nı işgal ederek burada bir kale kurdular. Bu ada 1552'de Piri Reis tarafından ele geçirildiyse de Osmanlı hâkimiyeti uzun olmamıştı. Safevi komutanı İmam Kulu Han, Kişm'i ablukaya aldı. İran yönetimi, ayrıca bölgeye gelen İngilizlerle işbirliği yaparak Kişm Adası'nı Portekizlilerden geri almaya çalıştı.
İngilizler, Şubat 1622'de karaya topları çıkararak kaleyi bombaladılar. Daha iyi atış yapmak için surları ölçmeye çalışan kâşif William Baffin bu çatışmada öldürüldü. Sonunda Portekizliler teslim olunca İranlılar kaleye yerleşti. Ardından İngiliz ve İranlılar, Portekiz'in 108 yıl önce işgal ettiği Hürmüz'ü Nisan 1622'de aldılar. İran tarafında olan ve Portekizlilerin işgal ettiği Gamrun İskelesi de alındı.
Şah Abbas'ın emriyle Hürmüz'deki liman tesisleri yıkılarak taşlarıyla karşı sahilde bulunan Gamrun imar edildi. Hürmüz'deki bütün ticari faaliyetler şaha nispetle Bender Abbas ismi verilen bu yeni liman şehrine kaydırıldı. İran şahı, Basra Körfezi'nde Bender Abbas ismiyle yeni bir şehir kurarak Osmanlı ekonomisi için hayati öneme sahip İpek Yolu'nun güzergâhını bu şehre yönlendirmeyi planlamıştı.
Portekizliler, 1629-1630 kışında Kişm Adası'nı tekrar ele geçirdiler. Bölgede Portekiz ticareti canlandı. İranlılar, savaşla adayı geri almak yerine adayı kullanmak karşılığında Portekiz'e haraç vermeyi kabul ettiler. Şah Abbas'ın ölümü ve İmam Kulu Han'ın idamından sonra bu haraç ödemesi devam etmedi. Ancak 1673'e kadar Portekizliler, adanın kullanımı için Safeviler'den haraç talep etmeye devam ettiler.


Kişm Adası

SAHNEYE HOLLANDALILAR ÇIKTI
Bu sırada bölgeye dünya ticaretinin yeni yıldızı Hollanda ulaşmıştı. Ticaret dengesini korumaya önem veren ve ülkeden para çıkışını istemeyen İranlılar, Hollandalıları kendi belirledikleri fiyattan her yıl en az 300 yük ipek satın almaya zorlamaya çalıştılar. Bu durum işlerine gelmeyen Hollandalılar, bütün çabalarına rağmen İranlılarla bir ticaret anlaşmasının müzakeresini bile yapamadılar.
1644'te İsfahan'a gelen bir Hollanda elçi heyeti, kendisine kötü muamele edildiğini söylüyordu ve İran'la kabul edilebilir bir uzlaşma sağlayamamıştı. Bunun üzerine ertesi yıl 1645'te Hollandalılar, Kişm'deki İran garnizonuna saldırdılar. Bender Abbas'ı topa tuttular. Hollandalılar kaleyi ele geçirememişlerdi, ancak İran'a baskı yaparak ticarette bazı imtiyazlar almışlardı.
Hollandalılar, şahın tüccarlarından yüksek fiyata ipek alabiliyor, piyasadan daha ucuz ipek aldıklarında ise yüksek ihracat vergisine muhatap oluyorlardı. 1645-1649 yılları arasında İran'a gönderilen üç Hollanda elçilik heyeti yine eli boş döndü. Hollandalılar daha sert askeri tedbirler almaya hazırlandılar, ancak İngiliz tüccarların bu durumdan yararlandığını görerek bundan vazgeçtiler.
Nihayet 1651'de Hollandalı diplomat Joan Cunaeus, karşılıklı alacak-verecek iddialarını ve ipek sözleşmeleri meselesini çözmek amacıyla bir elçilik heyetiyle İran'a gitti. Şah II. Abbas, müzakereyi veziri ve danışmanlarına bıraktı. Cunaeus, onlara ve saraydaki diğer yüksek rütbeli kişilere de hediyeler dağıtmak zorunda kaldı. Hollandalılar, İran'la imzalanan antlaşmaların ne kadar az önemi olduğunu bir kez daha gördüler.


Safevi-Portekiz savaşı.

BÖLGE TİCARETİ CANLANDI
1630'ların başında, bölgenin valisi İmam Kulu Han'dan alınan izinler, vezire göre geçersizdi; çünkü İmam Kulu Han muhtemelen hediyelerle buna ikna edilmişti. Uzun beklemelerle kesintiye uğrayan zorlu görüşmeler sonunda elçi, sadece belli bir fiyattan yılda 300 yük ipek satın alınmasını öngören bir antlaşmaya varabildi, bunun dışında önemli bir sonuç elde edemedi.
Hollanda tüccarlarının İran'daki talihinde dönüm noktası, 1652'de başlayan I. İngiliz- Hollanda Savaşı sırasında Doğu'daki gemi kayıpları yüzünden İngilizlerin İran'daki konumunun çökmesiyle ortaya çıktı. Bu sırada İngiltere'de iç savaş da vardı. Böylece Hollandalılar yaklaşık 30 yıl boyunca bölgede serbestçe hareket edebildiler. İngiliz rekabeti fiilen ortadan kalkmış, İngilizlerin dengeleyici gücünden mahrum kalan İranlılar da Hollanda karşısında zayıflamışlardı.
Portekizlilerin 1649'da Maskat'ı kaybetmesiyle Basra Körfezi'ndeki etkilerinin iyice azalması Arap kıyılarıyla ticareti canlandırmıştı. Baharat ticaretini kontrol eden Hollandalılar bölgeye şeker, bakır taşımakta, buna karşılık kadife, ipek, kıymetli halılar, altın ve gümüş götürmekteydiler.
1680'lere gelindiğinde Hollanda'da İran ipeğinin fiyatı o kadar düşmüştü ki, diğer yerlerden getirilen ipekle karşılaştırıldığında artık kârlı olmaktan çıkmıştı. Hollandalılar, bu yüzden İran'daki taahhütlerinden kurtulmak istiyorlardı. Bölgedeki ticaretlerini yeni baştan ele almayı düşündüler. Bu yıllarda İran'da zayıf bir şah vardı.


Şah Süleyman

ÜÇ YIL MUHATAP BULAMADI
Safevi hükümdarı Şah Süleyman'ın (1666-1694) gevşek yönetimi, Basra Körfezi'nde ticari faaliyetlerde bulunan Hollandalıları cesaretlendirdi. İran ile ipek alım antlaşması bulunan Hollandalılar, kendilerine gönderilen ipeğin kalitesinin düşüklüğünden şikâyetçiydiler. Bu meselenin halledilmesi için İran yönetiminin gayret göstermediğini bahane ederek bir filoyu Bender Abbas'a gönderdiler. Hollandalılar, 1684'te Kişm Adası'nı işgal ettiler. Bender Abbas'ı topa tuttular.
Adası işgal edilen İran yönetimi savaş yolunu seçmedi. Hollandalılara haber göndererek müzakere yapılması için elçi yollamalarını teklif ettiler. Ancak Hollanda elçisi, İran'a ulaştıktan sonra üç yıl boyunca huzura kabul edilmediği gibi müzakere yapmak için hiçbir muhatap bulamadı. Sonunda, yılgın bir şekilde geri dönerken Kişm Adası'nı da İranlılara teslim etti. Buna karşılık Hollandalılar bazı ticari imtiyazlar elde etmekle yetindiler.
Zayıf bir şah döneminde bile İran dış politikası ustalıkla işlemişti. Sonraki yıllarda Hollanda elçileri müzakere peşinde koşmaya devam ettiler.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.