Cumhurbaşkanımız bu hafta Afrika'nın en büyük devletlerinden biri olan Etiyopya'yı ziyaret etti. Etiyopya ve çevresi Osmanlı döneminde Habeşistan diye anılırdı. Rahmetli Cengiz Orhonlu, 1974'te kaleme aldığı "Osmanlı İmparatorluğu'nun Güney Siyaseti, Habeş Eyaleti" isimli muazzam eserinde Türklerin bölgedeki hâkimiyetini anlatır.
OSMANLI-PORTEKİZ MÜCADELESİ
Osmanlılar, 1517'de Memlük Devleti'ni ortadan kaldırdıktan sonra Kızıldeniz sahillerinin iki tarafına yerleşip Portekizlilerle mücadeleye başladılar. Portekizliler, 1520'de Habeşistan Kralı'na elçi gönderip ittifak kurdular.
Selman ve Hüseyin reisler, Yemenlileri tedirgin eden Kamran'daki Portekiz garnizonunu yok ettiler. 1525'te Selman Reis, Aden'i ele geçirmeye çalıştı, fakat başarılı olamadı. Ancak Hint Denizi'ne, ilk defa bir Osmanlı filosu çıkmıştı. 1536'da Hint seferine çıkan Hadım Süleyman Paşa, dönerken Kızıldeniz'de Kuseyr Limanı'nda Özdemir Bey ve maiyetindeki askerleri karaya çıkardı. Özdemir Bey, Nil üzerinden bir nehir filosuyla güneye indi. Func Sultanlığı nüfuzunda bulunan İbrim ve Derr kalelerinin yanı sıra Mağrak ve Say şehirlerini ele geçirdi. Habeşistan Krallığı sınırlarına ulaşıldı. Habeşistan, Kızıldeniz ve Hint Denizi'nde sahillere sahip olduğu için Doğu ticaretinde kilit konumdaydı. Ayrıca kıymetli madenlere sahipti.
Habeş hükümdarı Lebna Dengel, Portekizlilerden yardım istedi. Somali ve Habeşistan'da mücadele eden Ahmed el-Mücahid ise Osmanlılardan Yemen Beylerbeyi vasıtasıyla yardım talebinde bulundu. Ahmed el-Mücahid, 1526-1543 yılları arasında Habeşistan'da savaştı. Osmanlılar, Ahmed el-Mücahid'i, "Sultan Ahmed el-hâkim be vilâyet-i Habeş" şeklinde tanıdılar.
Habeş tahtına çıkan Galavdevos, 1541'de Portekiz donanmasının yardımıyla bölgede üstünlüğü ele almaya başlayınca, bölgedeki Osmanlı kuvvetleri devreye girdi. 1542'de Galavdevos mağlup edildi. Ancak bu galibiyetin etkisiyle ihtiyatsızca davranmaya başlayan Ahmed el-Mücahid, 1543'te cereyan eden bir savaşta şehit düşünce Galavdevos kaybettiği topraklarını geri aldı.

Habeş Kralı ve Osmanlı Sultanı.
HABEŞ EYALETİ KURULDU
Bölge hakkında bilgi alınmak için 1554'te Yemen'den İstanbul'a çağrılan Özdemir Paşa, Kanuni'ye Mısır, Yemen ve Habeşistan'daki halklar ile bölgenin siyasi ve coğrafi durumu hakkında teferruatlı bilgi sundu. Özdemir Paşa'nın sultanla konuşmasından sonra Kanuni bölgenin uzak olmasından dolayı gerçekleştirilecek bir seferin macera olacağı algısını değiştirdi. Habeş Seraskeri olarak atanan Özdemir Paşa, Mısır'a gitti. Asker topladıktan sonra 1555'te önce Nil Nehri ve karayolu üzerinden güneye inmeyi denedi. Ancak arazi şartlarının elverişsizliği, mesafenin uzunluğu ve askerler arasında disiplini sağlama güçlüğü sebebiyle ilk teşebbüs başarısızlıkla sonuçlandı.
Bu sırada Habeş Beylerbeyliği, 6 Temmuz 1555'te tesis edildi. Eyalet merkezi Sevakin oldu. Özdemir Paşa, beylerbeyi atandı. Cengiz Orhonlu, iktisadi gerekçelerin bir sonucu olarak Habeş Eyaleti'nin kurulduğunu söyler. Osmanlılar, Habeş topraklarını altının terazi ile alışveriş edildiği yer olarak tavsif ederlerdi.
16. yüzyılın ortalarında Avrupa ve Osmanlı piyasalarında kıymetli maden buhranı baş göstermişti. Piyasada altın yerini gümüşe bırakmış, bu durum Osmanlı ekonomisini olumsuz etkilemişti. Osmanlı yönetimi bu ekonomik sıkıntıyı aşmak için yeni altın kaynaklarına yöneldi.
Osmanlıları Habeşistan'da bir eyalet kurmaya iten diğer bir sebep ise doğu ticaretinin sürdürebilirliğini sağlamaktı. Hint seferlerinde istenilen başarının sağlanamaması konumundan dolayı Habeşistan'ı Osmanlılar için hedef haline getirmişti.
Özdemir Paşa 1555 yılının sonbahar ayında yeniden askeri harekâta başladı. Kızıldeniz üzerinden Sevakin'e çıkıp Massava ve Arkiko gibi stratejik yerleri ele geçirdi. 1558'de Tigre, 1559'da Debarva alındı. Habeşistan'ın iç kısımlarına gerçekleştirilecek askeri harekâtların merkez üssü olarak burası belirlendiği için müstahkem bir mevki ve bir cami inşa edildi.

Osmanlı eyaletleri (Çizen: Osman Gümüşçü)
PUTPERESTLER MÜSLÜMAN OLDU
Bölgede yaşayan birçok Hıristiyan ve putperest Habeşli İslamiyet'i kabul etti. Kuzeydoğu'daki zor şartlara sahip, aşırı sıcak bölgeye yaptığı sefer sırasında iklim şartlarından dolayı birçok askeri gibi rahatsızlanan Özdemir Paşa, 1560'ta Debarva'da vefat etti. Naaşı Massava'ya defnedilip bir türbe inşa edildi.
Özdemir Paşa bugünkü Eritre ile Habeşistan'ın kuzeybatı bölgesini ele geçirmiş ve bazı yerli kabilelerin de Osmanlı hâkimiyetini tanımasını sağlamıştı. Ancak paşanın ölümü üzerine Habeş ordusu karşı atağa geçip Debarva'yı işgal etti. Osmanlılar, Massava ve Arkiko'da tutunabildiler.
Babasının vefatından sonra Habeş Eyaleti'nin başına getirilen Özdemiroğlu Osman Paşa, 7 yıl görev yaptı. Habeş Eyaleti'nin sınırlarını babasının zamanındaki durumdan daha da ileriye götürdü.

Özdemiroğlu Osman Paşa
BÖLGEDE HÂKİMİYET SAĞLANDI
1570'lerin sonunda beylerbeyi olan Ahmed Paşa döneminde taht iddiasında bulunan Yeşhak'ın veziri Raptunay, Osmanlılara sığındı. Raptunay sayesinde bölge hakkında önemli bilgiler öğrenildi ve bu sayede yeni yerlerin ele geçirilmesi kolaylaştı. Debarva fethedildi ve bir beylerbeylik sarayı inşa edildi. Çevre kabileler, Osmanlı otoritesini tanıdı. Habeş Beylerbeyliği, zamanla Doğu Afrika'daki Mombasa'ya kadar uzanan ve bugünkü Sudan'ın bir kısmı ile Cibuti, Eritre, Etiyopya ve Somali'yi içine alan bir beylerbeylik hâline geldi.
Habeş Kralı Sartsa Dengel, Portekizlilerden, Yeşhak da Osmanlılar'dan silah almaya devam ettiler. 1579'da Tigre topraklarında Addı Qarro'da meydana gelen muharebe bölgenin geleceğini etkiledi. Ahmed Paşa yaralanıp şehit oldu. Yeşhak da öldü. Sartsa Dengel, Debarva'yı ele geçirdi. Osmanlılar ve müttefikleri sahile doğru çekilmek zorunda kaldılar. Yeni beylerbeyi Hızır Paşa, Arkiko zaferini kazandıktan sonra Arkiko ve Massava'nın yanı sıra civardaki bölgelerde Osmanlı idaresini yeniden tesis etti. 1582'de Debarva zaferiyle Debarva ve civarı tekrar Osmanlı hâkimiyetine girdi.

Bir Etiyopyalı.
SÖMÜRGECİLER İŞGAL ETTİ
17. yüzyılda Habeş beylerbeyleri, Habeş meliki ile fazla çatışmaya girmedi. Ancak bu dönemde Osmanlı'nın iç kesimlerdeki etkisi azaldı. Tigre ve Debarva gibi stratejik noktalar tekrar Habeşlilerin kontrolüne geçti. Eyalet, 17. yüzyılın ortalarından itibaren yavaş yavaş, merkezin ilgisini kaybetmeye başladı. Asrın sonlarında Habeş Eyaleti, mali bakımdan geriledi, gelirleri düştü. Müslüman tüccarların tekelinde olan bölge ticareti Kızıldeniz'de "Frenk" ticaret gemilerinin serbestçe dolaşabilmeleri, Habeş limanları ile Cidde ve diğer iskeleler arasında her türlü nakliyatı yapabilmelerinden dolayı geriledi.
18. yüzyılda Kızıldeniz yavaş yavaş kapalı bir deniz olmaktan çıkarak değişik milletlere mensup gemilerin geldiği bir yer olmaya başlamıştı. Eyalet idaresinde gittikçe mahalli unsurlar rol oynamaya başlayıp idare mahallileşmeye başladı. Eyaletteki asker ve memurlar, yerlilerle evlenerek yeni sosyal sınıf meydana getirdiler.
Habeş beylerbeyleri, merkezde oturmayıp yerlerine vekil gönderdiler. Osmanlı yöneticilerinin nüfuzu azaldı. Eşraftan seçilmiş naipler bölgeyi idare ettiler.
18. yüzyılın sonlarından itibaren bölgede sömürgeciler çoğaldı. İngiltere, Mısır ve Sudan'ı ele geçirirken, İtalyanlar, 1885'te Massava'yı işgal etti. Eritre, Cibuti ve Somali'ye yerleşti. İşgali hiçbir zaman kabul etmeyen Osmanlı Devleti, bölgenin hukuken kendisine ait olduğunu her vesileyle dile getirip durumu diplomatik yönden protesto etmekten başka bir şey yapamadı.