Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YÜKSEL AYTUĞ

Ah şu dil yâreleri...

Geçen hafta okurumuz Murat Aydın'ın dikkat çektiği, spiker ve muhabirlerin hatalı diksiyon, vurgu ve tonlamalarına bu hafta da ilaveler var. Köşemizin aktif okurlarından Aydın Kaboğlu yazmış:
"İyi günler Yüksel bey, yazınız sonrası aklıma geldi; en iyi diksiyon TRT spikerlerindeydi ancak ne olduysa oldu, onlar da diğerlerine uydu. Mesela; 'olucak, gidicek, yapıcak' gibi. Alt yazıda doğrusu yani 'yapacak' yazıyor ama spiker 'yapıcak' diyor. Bir de sol kafalar halktan farklı olmak için kelimeler geliştiriyor ve maalesef hemen benimsiyoruz. Hatta Diyanet'in Kur'an meallerinde bile var. 'Yanıt, kanıt, sav' vs... Selam ve dua eder, beklerim."
Bir başka değerli okurumuz Mesut Utku da benim birkaç hafta önce bu köşede değindiğim bir konunun tekrar altını çizme ihtiyacı hissetmiş:
"Yüksel bey merhaba. Sizi uzun yıllardır takip ediyorum ama ilk defa yazıyorum. Bugün haber spikerleri ile ilgili yanlışları paylaşmışsınız. Beni de çok rahatsız eden bir konuyu aktarmak istiyorum. Bültenlerde sık sık rastladığımız ölüm ve cinayet haberlerinde ölüye 'ceset' denmesi gerekirken tüm kanallar anlaşmışlar gibi 'cenaze' diyorlar. Hayvan ölülerine her şeyi söylüyorlar ama 'leş' demiyorlar. Sanırım yumuşatmaya çalışıyorlar ama bu ülkenin de bir dili var. Saygılarımla..."


Bu yer nerede?
Köşemizin kadim dostlarından İsmail İçen, Taşacak Bu Deniz dizisindeki tuhaflıkları kaleme almış:

"Bu kadar asayiş olayı oluyor ancak bu bölgede hiçbir emniyet personeli görev yapmıyor anlaşılan. Ayrıca nasıl bir sağlık ocağı var ki, sayıları oldukça fazla olan ağır yaralıyı en kısa sürede tedavi ediyorlar ve yine kimsenin haberi olmuyor.
Senaristler ya böyle bir yer hayal ediyorlar, ya böyle bir yer var bizim haberimiz yok ya da senaryoyu 'yapay zeka' yazıyor."


Yabancı hakim gelir mi?
Köşemize sürekli katkı veren okurlarımızdan Ramazan Budaklar'dan ilginç bir not geldi:
"Yabancı hakemden sonra sırada yabancı hakim mi var acaba? 'Berlin'de hakimler var' diyorlar ya hani! Gazetelerdeki üçüncü sayfa haberleri neredeyse tüm sayfaları kaplayacak hale geldi. Ülkemizde şiddetin 50 tonu var!"

YAZAR NOTU: Sevgili okurum Ramazan Budaklar'ı bu köşenin okurları, "ironik tespitlerini mizaha bulayarak sunan katılımcı bir dostumuz" olarak tanıyorlar. Bu kez de ironi yapmış. Ancak bir hakim çocuğu olarak bu yoruma üzüldüm. Zira hakimlerimiz, mevkilerine ve sorumluluklarına rağmen son derece mütevazı koşullarda ağır yükleri omuzluyorlar. Yanlış anlaşılmasın, sitemim değerli okuruma değil, adalet sisteminin köhne ve hantal halinden dolayı hakimlerin bile tartışma konusu haline gelmesine.


Nereden nereye?..
Köşemizin vefalı okurlarından Cihan Ramoğlu harika bir tespitte bulunmuş:

"1988'de TRT'de Kuruluş Osmancık dizisinde oynadığı Osman karakterini 38 yıl sonra Atv'de Kuruluş Orhan dizisinde noktalayan Cihan Ünal'a bu onur yeter de artar! Kendisi için çok anlamlı bir durum..."


Gaf'let kürsüsü
Adliyede kadın hakimi vuran savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan, Kadına Şiddeti Önleme Bürosu'nda iki yıl görev yapmış.

Zap'tiye
Hiç altın madeni olmayan Fransa, 2 bin 436 ton altını rezervi ile dünya 4'üncüsü. 860 altın madeni olan ve yılda 50 ton altın üreten Mali'de ise altın rezervi sıfır. Şimdi bu Fransızlar dükkandan şampuan ve ayakkabı çalan göçmenlere "hırsız" diyor.

Ne demiş?
"Ozan karşı cinsten gelen iltifatları gülerek karşılayamaz. Gülerse, son gülüşü olur." (Trabzonsporlu Ozan Tufan'ın eşi Rojin'in ültimatomu)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.