Bazı ahlaksız tamircilerden çok çekmiş, özellikle sanayi sitelerindeki esnaf tarafından en az üç kez kazıklanmış biri olarak, Ahmet Aydın'ın yazısını paylaşmadan edemedim:
"Geçen gün televizyonumda bir arıza oluştu. Biraz kurcaladım, sorunun ne olduğunu da aşağı yukarı çözdüm. Aslında küçük bir parça sipariş edip kendim çözebilirdim. Ama 'Ya daha büyük bir sorun çıkarırsam?' diye risk almak istemedim, işi ehline bırakayım dedim. İlk televizyoncuya götürdüm. Bir saat sonra aradı: 'Abi ana kart tamiri lazım, 9 bin TL.' dedi. İçime sinmedi. Televizyonu aldım, başka bir tamirciye götürdüm. Ertesi gün o aradı: 'Panel arızalı, 7 bin TL.' Bu kez iyice şüphelendim. Bugün aldım, üçüncü bir tamirciye götürdüm. Ne olduğunu sordu, anlattım. 'Dur abi, bir bakalım' dedi. O sırada çay söyledi, ben çayımı içerken o da televizyonla uğraşmaya başladı. Üç dakika sonra döndü ve dedi ki: 'Abi küçük bir parça değişecek, 250 TL.' Şimdi durup düşünelim: Burada enflasyon mu var? Ekonomi politikaları mı suçlu? Yoksa asıl sorun başka bir yerde mi? Aynı arıza. Aynı televizyon. Aynı şehir. Ama üç farklı esnaf, üç farklı teşhis, üç farklı fiyat... 250 TL ile 9 bin TL arasında uçurum.
Demek ki mesele sadece ekonomi değil. Mesele ahlak, vicdan ve insanın insanı kandırmayı normalleştirmesi. Bir insan, karşısındakinin bilmediğini fark ettiğinde onu yolunacak kaz gibi görüyorsa; bir esnaf, 'Bu işi gerçekten çözeyim' yerine 'Buradan ne koparırım?' diye bakıyorsa: İşte asıl çöküş oradadır. Ekonomi düzelir. Enflasyon düşer. Ama güven çökerse, onu yerine koymak yıllar alır. Bu ülkede hâlâ işini namusuyla yapan insanlar var. Ama maalesef onların sayısı azaldıkça, dürüst olan da zan altında kalıyor.
Sorun televizyonda değilmiş. Sorun parçada değilmiş. Sorun, insanlıkta arıza çıkmasıymış..."

Çocuklar erken büyüdü
Suça karışan çocukların sayısı hızla arttıkça, kendi kendimize "Biz bu çocuklara ne yaptık?" diye sormaktan artık vazgeçelim. Onlara ne yaptığımız ortada: Hormonlu çocuk yetiştiriyoruz! Ne demek bu? Ziraattan örnek vererek anlatayım: Bir sebzenin büyümesi için ne yapıyoruz? İçinde türlü kimyasalın bulunduğu hormonsal gübreler veriyoruz. Onu suni ışığa boğuyoruz. Sonunda ne oluyor? Vaktinden önce olgunlaşan, kocaman, aynı tip ama tatsız tuzsuz bir domatese sahip oluyoruz. Çocuklara yaptığımız da aynısı: Onları dijital dünyanın, televizyonun, portalların, platformların, sosyal medyanın tüm "zararlı ışınlarına" maruz bırakıyoruz. Çocukluklarını yaşayamadan, daha 10 yaşında "gün görmüş" (!) adamlara, kadınlara dönüyorlar. Sonra da gelsin suç, cinsel sapkınlık, sigara, uyuşturucu, kumar ve diğerleri... İsveç hükümeti kendince bir çözüm bulmuş. Suç ehliyeti yaşını 17'den 13'e düşürmüş. İşe yarar mı? Sanmam. Çünkü bu yaş sınırını her yıl daha aşağıya çekmek zorunda kalırlar.
Bataklığı kurutmak yerine sineklere şaplak atmakla nereye kadar?..

Vah yazık Mickey Rourke'a!..
Ünlü aktör Mickey Rourke'un, kira borcu nedeniyle evden tahliye edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu haberi beni şoke etti. Demek ki eski oyuncuların kaderlerine terk edilmeleri bize özgü bir durum değilmiş.
Geçen hafta evinin kapısında görüntülenen ve her zamanki havalı halinden çok uzak, bakımsız görüntüsüyle dikkat çeken 73 yaşındaki oyuncu, zor durumdan kurtulmak için kendi adına bağış kampanyası başlatmış. Mickey, çok beğendiğim bir aktördü. Ta ki sevdalandığı boks sporu nedeniyle sinemayı ihmal edene dek. Bu ağır spor; önce sağlığını, sonra da kariyerini elinden aldı.
Özetle, kendi kendini nakavt etti...

Gaf'let kürsüsü
"Allah için çocuklarınızı Rojava'ya kurban edin" diyerek fetva veren PYD'nin müftüsü Xeznewi'nin oğlunun Norveç ordusunda görevli olduğu ortaya çıktı.

Zap'tiye
İsviçre'de kediler eve rahat girebilsin diye yapılmış özel merdiven. Bizde olsa hırsızlar müteşekkir kalır!
Ne demiş?
Polisler, İzmir'de yolu kapatan inek sürüsüne ekip aracının hoparlörüyle anons yaptı: "İnekler dağılın!.."