Türkiye'nin en iyi haber sitesi

FUNDA KARAYEL

Milli takım elenince sessizce geri çekilen reklam sektörü

Dünya Kupası gibi küresel dev etkinlikler, reklam sektörü için çok verimli dönemlerdir. Bir süredir bir şey dikkatimi çekiyor. Milli takımımıza destek olanlar adeta sessiz moduna geçti. Milli takım turnuvadan elendiğinde, yerel reklam verenlerin aniden çekilmesi ya da ortadan kaybolması, sporun birleştirici gücünden ziyade fırsatçı bir tüketim kültürü ile beslendiğimizi acı bir şekilde kanıtlıyor.
Dünyadaki durumu incelediğimizde, reklam sektörünün milli takımların elenmesine verdiği tepkinin sözleşme iptali seviyesinde olmadığını görüyoruz. Uluslararası arenada sponsorluklar, genellikle turnuvanın geneline yayılmış stratejik ortaklıklar üzerinden yürütülür. Markalar takımların elenmesinden sonra reklamları çekmezler. Bunun yerine, kriz yönetimi veya 'turnuvanın geri kalanına uyum' stratejileri geliştirirler.

Çünkü amaç sadece galibiyet kutlaması değil, marka sadakati oluşturmaktır. Bizde benim gördüğüm ise reklamı geri çekme durumu, sektörün uzun vadeli marka inşasından ziyade, anlık tüketici heyecanını nakde çevirme arzusuyla hareket ettiğinin bir göstergesi.
Bir ülkenin takımı elendiğinde reklamların kesilmesi, markaların o takımı bir pazarlama aracı olarak gördüğünü, ancak taraftarla duygusal bir bağ kuramadığını kanıtlar.
Dünyada markalar, takım elendiğinde 'teşekkür' içerikli reklamlarla taraftarın acısını paylaşır. Marka imajını güçlendirmeyi tercih eder.

Bizde görülen bu panik hali ise kısa vadeli kâr hırsının, uzun vadeli marka değerinin önüne geçmesi... Dünya Kupası sadece bir skor tablosu değil, bir hikayeler bütünüdür.
Reklamcılar; bu hikayenin sadece galibiyet kısmına odaklanıp yenilgi ve dayanışma kısımlarını görmezden geldikleri sürece, sadece birer promosyon aracı olarak kalırlar.
Sizce Türkiye'deki reklam verenlerin geri adım atmasının arkasında, markaların taraftar psikolojisini okumakta başarısız olmaları mı yatıyor? Yoksa yaşanan ekonomik kaygıların sporun ruhunu bastırması mı?
Cevapları mail olarak bekliyorum.

NBA PARKESİ 243 BİN 200 $'A SATILDI

Müzayede dünyasının o kendine has, dakikalar içinde değişen ve nefes kesen heyecanını sevenler için bu hafta tam anlamıyla bir şölen yaşandı. New York Knicks'in 53 yıl aradan sonra gelen tarihi şampiyonluğu, sadece basketbolseverleri değil, koleksiyonerleri de harekete geçirdi.
Sotheby's New York'ta gerçekleştirilen ve 2025-26 NBA Finalleri hatıralarının yer aldığı müzayede, tam 2.9 milyon dolarlık toplam satış hacmiyle kapandı. Bu tarihi satışın tartışmasız yıldızı ise, Knicks'in oyun kurucusu Jalen Brunson'ın bizzat giydiği forma oldu.
Peki, bu formayı bu kadar değerli kılan neydi? Brunson, bu formayı 3 Haziran'da, Madison Square Garden'da San Antonio Spurs'e karşı oynanan NBA Finalleri ilk maçında giymişti.
Knicks'in üçüncü çeyreği 14 sayı geride kapattığı o zorlu akşamda, Brunson son çeyrekte bulduğu 13 sayı ile toplamda 30 sayıya ulaşmış, maçı 105-95 kazanan Knicks'e seride 1-0'lık üstünlüğü getirmişti. Bu performans, sadece maçın değil, tüm serinin gidişatını belirleyen bir kırılma noktasıydı.
Nitekim Brunson, seriyi şampiyonlukla taçlandırarak NBA Finalleri MVP'si seçildi.
Haziran ayının son günlerinde başlayan ve 400'den fazla kayıtlı teklif verenin katıldığı müzayedede, sadece Brunson'ın forması değil, diğer önemli parçalar da koleksiyonerler arasında kıyasıya bir rekabete sahne oldu:

MÜZAYEDENİN ÖNE ÇIKANLARI

OG Anunoby ve Karl-Anthony Towns: İki yıldızın formaları 256 bin dolara alıcı buldu. Özellikle The Hand of OG olarak bilinen ve 4. maçtaki galibiyet sayısını getiren topun da satışa çıkması bekleniyordu; ancak NBA yönetimi bu topu franchise tarihinin kalıcı bir parçası olarak kabul ederek satıştan çekti. Müzayedede en dikkat çeken kısım sahadan parçaların satışıydı. NBA Finalleri logosunun bulunduğu MSG parke zemini 243 bin 200 dolara, Knicks'in şampiyonluğunu ilan ettiği 5'nci maçta kullanılan pota filesi ise 179 bin 200 dolara satıldı.
Sotheby's yetkilileri, müzayedeye katılanların yüzde 30'unun kurum için yeni isimler olduğunu ve bu kitlenin üçte birinin New Yorklulardan oluştuğunu belirtiyor. Bu durum, spordaki tarihi zaferlerin artık sadece saha içinde değil, müzayede salonlarında da ne kadar güçlü bir yankı uyandırdığının bir kanıtı. Böyle müzayedeleri dilerim Türkiye'deki önemli maçlar için de yaparız.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA