Celal Karatüre'nin seslendirdiği "Kabe'de Hacılar" ilahisi, son dönemde özellikle okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklar arasında dikkat çekici bir karşılık buldu. Sade dili, akılda kalıcı melodisi ve güçlü maneviyatıyla eser, sınıflarda, okul etkinliklerinde çocukların hep bir ağızdan söylediği bir ilahiye dönüştü. Bu tablo bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Çocuklar sadece rap ya da pop dinlemiyor. Doğru dil, doğru ton ve samimi bir anlatımla buluştuklarında ilahiye de, maneviyata da büyük bir içtenlikle sahip çıkabiliyorlar.

"Kabe'de Hacılar Hû der Allah" sözleri, miniklerin dilinde yalnızca bir nakarat değil; Ramazan'ın ruhunu taşıyan bir çağrıya dönüşüyor. Ramazan ayı; sabrın, merhametin ve paylaşmanın ayıdır. Okullarda ve sokaklarda ilahi söyleyen çocuklar bu ayın en saf, en temiz aynasıdır. Tam da bu yüzden "Bu Ramazan'da çok da iyi oldu" demek yanlış değil; bilakis yerindedir. Çünkü çocukların kalbine düşen her güzel söz, geleceğe bırakılan bir izdir.

BU ELEŞTİRİ DEĞİL!
Ne yazık ki bu güzel tabloya gölge düşürmek isteyenler de oldu. Bazı çevrelerden, özellikle de Özlem Gürses gibi isimlerden gelen eleştiriler, toplumun geniş bir kesiminde "tahammülsüzlük" olarak okundu. Sormak gerekiyor: 11 ayın sultanı Ramazan'da, çocukların ilahi söylemesi kimi, neden rahatsız eder? Burası Müslüman bir ülke. Ramazan, bu toprakların kültürel ve manevi hafızasının ayrılmaz bir parçası. Çocukların ilahi söylemesi bir dayatma değil; bu toplumun kendi değerleriyle kurduğu doğal bir bağdır. Dikkat çekmek uğruna bu bağa saldırmak, eleştiri değil; ruhsal bir kopuştur.

ASIL MESAJA DİKKAT
Bugün konuşmamız gereken şey, bir ilahinin "nerede söylendiği" değil; neden bu kadar sevildiği olmalı. Çocuklar seviyorsa, coşkuyla söylüyorsa burada samimiyet var. Maneviyatın, popüler kültürle yarışabildiğini görmek rahatsız edici değil; aksine umut verici. "Kabe'de Hacılar" ilahisi bize şunu gösterdi: Doğru içerik, doğru kalple buluştuğunda çocuklar maneviyattan kaçmaz; ona koşar. Seni tebrik ediyorum Celal Karatüre, yolun açık olsun.
EKO FRESH'TEN İSTANBUL HAMLESİ
Almanya rap sahnesinin güçlü isimlerinden biri olan Eko Fresh, yıllardır yalnızca kendi üretimleriyle değil; rap müziğe bakışı, kültürel duruşu ve referans verdiği isimlerle de adından söz ettiriyor. Türk rap müziğini yakından takip eden Eko Fresh, zaman zaman Türkiye'den, sanatçılardan övgüyle bahsetmiş, bu coğrafyanın ritmiyle bağını hiçbir zaman koparmamıştı. Ve beklenen adım geldi.

Eko Fresh, kısa bir süre önce ekibiyle birlikte İstanbul'a geldi. Geçtiğimiz günlerde, sanatçının menajer ekibinden Taylan ile yaptığım sohbette "Neler oluyor?" diye sordum. Aldığım yanıt, Türk rap sahnesi adına heyecan vericiydi: Eko Fresh, albüm çalışmaları kapsamında kısa süreliğine İstanbul'da bulunuyor ve Türkiye'den birçok rapçiyle feat projelerine hazırlanıyor. Bu gelişme, sıradan bir stüdyo ziyareti değil. Edindiğim bilgilere göre projede birden fazla sürpriz isim yer alıyor ve bu işbirlikleri yalnızca Türkiye'de değil, Avrupa rap sahnesinde de ses getirecek nitelikte. Eko Fresh'in müzikal disiplini, storytelling gücü ve politik bilinçle örülü dili; Türk rap'inin enerjisi ve yeni nesil sound'larıyla buluşuyor.
GÜNCE'DEN YENİ ŞARKI
Alternatif pop müzik kulvarının güçlü yorumcularından Günce, sözü-müziği kendisine düzenlemesi Genco Arı'ya ait yeni teklisi "Sor"la müzikal çıtasını yükseltti. "Sor"; piyano, davul ve yaylılarla genişleyen bir ses alanı kuruyor.

Kendi sözlerini ve melodilerini paylaşma kararı alan Günce, akustik yapıya sahip yeni teklisi için şunları söylüyor: "Aşk aslında insanın kendine açtığı bir savaş. Korktuğun her şey senin içinde. Elbette aşk da... Biraz bu ironinin içinde dolaştığım zamanlarda yazılmış bir şarkı. Aslında sözleri dramatik görünse de, kendi içinde verdiği savaşı düşe kalka olsa da kazanan biri var."