Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HAKAN UÇ

Sinsi plan hep devrede

Son dönemde insanın ister istemez dikkatini çeken bir tablo var. Müzikten futbola, konserlerden teknolojiye kadar aynı renkler, aynı semboller ve aynı mesajlar karşımıza çıkıyor.
Şimdi tartışmanın merkezinde Spotify var.
Geçtiğimiz günlerde Spotify Baş Editörü Talia'nın müzik şirketlerine gönderdiği öne sürülen ve LGBT içerikli projelere özel destek talep ettiği e-posta ciddi bir tartışmayı beraberinde getirdi. Eğer bir dijital müzik platformu belirli içeriklere özel destek verilmesini istiyorsa burada sorulması gereken çok basit bir soru var:
Spotify müziği mi destekliyor, yoksa müziğin üzerinden bir algı mı oluşturuyor?
Çünkü mesele artık yalnızca Spotify da değil.
Türkiye'de geçtiğimiz dönemlerde bazı sanatçıların konserlerinde LGBT bayraklarının açıldığını gördük. Dünyada futbol tribünlerinde aynı renklerle hazırlanan bayraklar ve pankartlar karşımıza çıktı. Futbolcuların ve takım kaptanlarının LGBT renklerini taşıyan kaptanlık pazubentleri taktığını gördük.
Şimdi aynı renkler teknoloji dünyasında da karşımızda.

ALGI YÖNETİMİ
Kullandığımız dijital saatlerden telefonlara kadar çeşitli cihazlarda LGBT renklerini kullanan yeni ekranlar, temalar ve tasarımlar kullanıcıların karşısına çıkarılıyor.
Yani müzikte var. Konserde var. Futbolda var. Teknolojide var. Reklamda var. Dijital platformlarda var.
Dört koldan aynı mesaj!
İnsanların hayatlarına, tercihlerine veya özel yaşamlarına kimsenin karışma hakkı yok. Ancak aynı şekilde insanların sürekli olarak belirli bir mesajla karşı karşıya bırakılmasının da sorgulanması gerekiyor.
Çünkü bir şey bir kez karşınıza çıktığında tesadüf dersiniz.
İki kez çıktığında kampanya dersiniz.

Ama müzikten futbola, konserden teknolojiye, dijital platformdan kullandığınız saate kadar hayatın hemen her alanında aynı semboller önünüze getiriliyorsa artık insanlar doğal olarak "Bu resmen algı yönetimi" diyerek isyan ediyor.
Asıl tartışılması gereken nokta burada.
Spotify gibi milyonlarca insanın ne dinlediğini, hangi şarkıyı keşfettiğini ve hangi sanatçının ön plana çıktığını belirleme gücüne sahip platformların özellikle çok daha dikkatli olması gerekiyor.
Çünkü bugün bir sanatçı için dijital platformlarda görünür olmak kariyer demek.
Playlist'e girmek milyonlarca dinlenme demek.
Ana sayfada görünmek yeni bir kitleye ulaşmak demek.

SESSİZ KALINMAMALI
Eğer burada müziğin kalitesinin önüne başka kriterler geçmeye başlıyorsa, müzik sektörünün buna sessiz kalmaması gerekir.
Sanatçının şarkısı iyiyse destekleyin.
İnsanlar seviyorsa destekleyin.
Başarılıysa destekleyin.
Ama kimliği veya verdiği mesaj nedeniyle bir projeye ayrıcalık tanınacaksa orada durup düşünmek gerekir.
Çünkü bugün mesele LGBT olur, yarın başka bir konu olur.
Bir dijital platformun görevi topluma nasıl düşünmesi gerektiğini öğretmek değildir. Müziği dinleyiciyle buluşturmaktır.

BÖYLE REKLAM OLMAZ
Gelelim sadede... Dünyaca ünlü bir teknoloji şirketinin yeni saat kadranlarını tanıtırken kullandığı şu metne bakar mısınz:
"LGBTTQ+ topluluğunun canlılığını ve özgürlüğünü kutlayın! Yeni saat kadranınızı Pride bayraklarının renkleriyle özgürleştirin!"
LGBT lobisi, eşcinselliği normalleştirmek, küçük çocukların ve gençlerin aklını karıştırmak için müthiş oyunlar oynuyor.
Tüm düğmelere aynı anda basarak her koldan gençlerimize, çocuklarımıza resmen saldırıyorlar!
Sözün özü; anne babalar olarak hep tetikte olmak zorundayız!

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA