Bir zamanlar gece kulübüne güneş gözlüğüyle girmek "Ben çok havalıyım" mesajı verirdi. Şimdi ise aynı gözlük, kapıdaki güvenliğin size "Bir dakika..." demesine neden olabilir. Çünkü artık herkesin aklındaki soru aynı; o gözlük gerçekten şekil için mi takılıyor, yoksa beni mi kaydediyor?
Teknoloji öyle bir noktaya geldi ki, James Bond bile "Bu kadarına gerek var mıydı?" diyebilir. Eskiden gizli kamera denince akla casus filmleri gelirdi. Bugün ise masanızda bir şey yiyip içerken sizi başka biri 4K çözünürlükte kaydediyor olabilir. Üstelik hiç telefon çıkarmadan sadece gözlüğüyle...

İşte asıl film burada başlıyor. İngiltere'de bazı restoranlar, özel kulüpler ve eğlence mekânları Meta'nın kameralı gözlükleri nedeniyle yeni kurallar koymaya başladı. İngiltere'de restoran ve gece kulüplerinde akıllı gözlük ile girmek yasaklandı. Kimse dans ederken, yemek yerken, sevgilisiyle sohbet ederken ya da arkadaş grubunda kahkahalar atarken gizlice kaydedilmek istemiyor. Haklılar.
"Selfie çekmek istiyorum" diyen kişi en azından dürüst. Ama gözlüğün kayıt yaptığını anlamak için neredeyse dedektif olmak gerekiyor.
Şimdi bu tabloyu İstanbul'a getirelim. Nişantaşı'nda oturuyorsunuz... Karaköy'de kahvenizi içiyorsunuz... Etiler'de akşam yemeğindesiniz... Kuruçeşme ya da Bebek'te gece kulübünde eğleniyorsunuz...
Karşınızdaki biri gecenin bir yarısı içeride güneş gözlüğüyle geziyor. Eskiden buna "stil sahibi" denirdi. Şimdi ise casus gözüyle bakılıyor!
İstanbul gece hayatı zaten telefon kameralarıyla mücadele ediyor. Bir sanatçı masaya oturuyor. İki dakika sonra video internette. Bir futbolcu arkadaşlarıyla yemek yiyor. Beş dakika sonra sosyal medyada. Şimdi buna bir de kameralı gözlükler eklenirse... Gece kulübü değil, belgesel seti olur.
Gece kulübünde güneş gözlüğü takmanın modası zaten yıllardır tartışılıyordu. Artık moda eleştirmenleri değil, avukatlar yorum yapacak. Çünkü mesele kombin yapmak değil mahremiyeti korumak. Teknoloji hayatı kolaylaştırmalı, insanları birbirinden şüphe ettirmemeli. Bana sorarsanız İstanbul'daki lüks restoranlar ve gece kulüpleri de bu konuyu şimdiden masaya yatırmalı. Konuyla ilgili İstanbul eğlence ve yeme-içme hayatından tanınan işletmeciler ile de durumu konuştum...

NET KURALLAR GETİRİLMELİ
■ Deniz Zengin: "Teknolojinin insan hayatına sağladığı kolaylıkları ve yenilikleri destekliyorum. Ancak teknoloji geliştikçe kişisel alan ve mahremiyet konusunda da yeni sınırlar belirlememiz gerekiyor. Özellikle restoran ve oteller insanların kendilerini güvende hissetmek istedikleri sosyal alanlar. Bir misafirin başka bir misafiri izni olmadan görüntülemesini veya paylaşmasını doğru bulmuyorum. Meta gözlükler gibi kayıt yapabilen teknolojilerde en önemli konu, karşı tarafın kayıt altında olduğunu bilmemesi. Bu durum hem özel hayatın gizliliği hem de kişisel verilerin korunması açısından ciddi soru işaretleri yaratıyor. Avrupa'da bu konuda getirilecek düzenlemeleri anlaşılır buluyorum; Türkiye'de de benzer bir düzenleme gündeme gelirse, misafir mahremiyetini koruyan makul sınırlamaları desteklerim."

■ Serkan Koca: "Misafirlerimizin en önemli beklentilerinden biri kendilerini rahat, özgür ve güvende hissetmeleridir. Akıllı gözlüklerin, fark edilmeden görüntü ve ses kaydı yapılabilmesi ihtimali; kişisel mahremiyet, özel hayatın gizliliği ve işletmelerde güven ortamı açısından önemli soru işaretleri doğurmaktadır. Bireylerin açık rızası olmadan görüntü veya ses kaydedilmesine imkân verebilecek cihazların; gece kulüpleri, restoranlar ve benzeri sosyal yaşam alanlarında kullanımının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Bu nedenle sektör temsilcilerinin, ilgili kamu kurumlarının ve teknoloji şirketlerinin ortak bir çalışma yürüterek hem teknolojiyi hem de kişisel hak ve özgürlükleri koruyan net kurallar oluşturmasının önemli olduğunu düşünüyoruz."

■ Burak Yön: "Teknoloji ve akıllı gözlüklerin günlük hayata entegrasyonu, kişisel alan ve mahremiyet sınırlarını giderek zorlamaktadır. İnsanlar sokakta dahi kayda alınmaktan rahatsızlık duyarken, bu durumun gece hayatına ve eğlence mekânlarına taşınması kabul edilebilir değildir.
Sosyal ortamlarda bulunmanın temel amacı eğlenmek ve özgür hissetmektir; sürekli izlenme ve kaydedilme hissi ise bu özgürlüğü kısıtlar. Bu nedenle, eğlence sektöründe ve sosyal yaşamda kişisel gizliliği ihlal eden bu tür teknolojilerin kullanımına karşı net bir duruş sergilenmelidir. Özel hayatın gizliliği her ortamda korunmalıdır."

SYDNEY'DEN İSTANBUL'A GELİYOR
"Bizim için büyümek, özümüzden uzaklaşmak değil; o özü her yeni dönemde daha güçlü ve daha doğru anlatabilmek demek" diyen Şef Somer Sivrioğlu, Sydney'de başlayan gastronomi yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor. Somer Şef, Sydney-İstanbul arası restoran rotasındaki değişikliği anlattı. 5 yıl boyunca İstanbul'da hizmet veren Efendy, 16 Ağustos'ta İstanbul'daki son servisinin ardından doğduğu şehir Sydney'e dönüyor. Sydney'de doğan Baharat'ın ise 15 Eylül'de aynı adreste İstanbul yolculuğu başlıyor. Anadolu'nun kebap geleneğini ve mevsimsel mutfak anlayışını odağına alan restoranı üzerine Sivrioğlu, "Türk mutfağının dünyaya anlatacağı daha çok hikaye var" diyor.

BABADAN OĞULA...
Müzik dünyasında aileden gelen mirası taşımak kolay değildir. Çağlayan Topaloğlu ise bu zorlu yolculukta adından söz ettirmeyi başaran bir isim. Mustafa Topaloğlu'nun oğlu için dile getirdiği övgü dolu sözler, bir babanın gururunu yansıtırken aynı zamanda yılların birikiminin yeni kuşağa aktarıldığının da göstergesi. Sanat dünyasında kalıcı olmak yalnızca soyadıyla mümkün değil. Yetenek, emek ve istikrarın birleşmesi gerekiyor. Çağlayan'ın bugüne kadar ortaya koyduğu çalışmalar da bu gerçeği destekler nitelikte.