Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Tesla ve SpaceX'in CEO'su, dünyanın en zengin insanı Elon Musk, Twitter paylaşımlarının en az yarısını tuvaletten yaptığını söyledi.
Neden böyle bir tercihte bulunduğunu ise "Bu bana teselli veriyor" diyerek açıkladı.

Demek ki, Musk, kripto para piyasasını karıştıran, Mars hayallerini anlatan tweet'lerin çoğunu tuvaletten paylaştı. "Ee adam o kadar yoğun ki, tweet atacak zamanı tuvalette buluyor" diyebilirsiniz.
Ben de "Tuvalet ile düşünme arasında derin bir bağ var" derim. Tuvalete banyoyu da ekleyebilirim. Tuvalette, banyoda insanların aklına parlak fikirler gelmesi tesadüf değil.

Psycho Cybernetics kitabının yazarı Dr. Maxwell Maltz bu durumu şöyle özetliyor:
"Bilinçaltınız gün boyunca, gece-gündüz sorunlarınızı çözmeye uğraşır. Fakat dikkatiniz dağınık olduğunda bilinçaltınız size sonuçları veremez. Tamamen soruna odaklanmanız gerekir. Sakin ve huzurlu bir anda cevabı alabilirsiniz. Tuvalette, özellikle duş alırken yakaladığınız rahatlık soruların cevabınızı bulmanıza yardımcı olur."
Eğer bir ofiste, iş yerinde bunaltıcı bir atmosfer varsa oraya yaratıcı fikir nadiren uğrar! Çevresel faktörler de düşünme eylemini etkiliyor. Özellikle gürültü, TV'den gelen sesler ve yakınınızdaki insanların konuşması vs. probleme odaklanmayı geciktiriyor.



DOPAMİN YÜKSELİYOR
Tuvalet ihtiyacını görmek ya da duş almanın verdiği rahatlık ise dopamin üretimini hızlandırıyor ve kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Araştırma sonuçları kişiyi rahatsız eden çevresel faktörler de azalınca tek bir soruna odaklanıp, bölünmeden düşünce zincirini tamamlama ya da devam ettirme ihtimalinin yükseldiğini söylüyor. Bu da beyninizi daha yaratıcı kılıyor.
Antik Yunan matematikçi, fizikçi Arşimet de suyun kaldırma kuvvetini hamamda bulmamış mıydı?
Elon Musk da belki bir gün tuvalette Mars'a koloni kurmanın kestirme yolunu bulur!

***


YERLİ, MİLLİ AMA TORUN ABD'Lİ
Yabancı kuralını eleştiren eski milli golcü Tanju Çolak, A Spor'da "Bu kadar yabancıyı sevmiyorum. Bu kadar yabancının Türkiye'ye gelmesine gerek yok. Biz bize yeteriz. Hem milli hem yerli olalım" dedi.



Sunucunun "Bu arada dede oluyorsun" sözü üzerine de Çolak "Evet Amerika'ya gidiyoruz yarın, dede olacağız inşallah" diye yanıt verdi.
İlahi Tanju, Allah da seni güldürsün. Yerli ve milli olalım dedikten 10 saniye sonra torununun Amerika'da doğacağını söyler mi insan!
Yerli ve milli olalım ama torun Amerikan vatandaşı olsun!
Tanju aslında Türkiye'nin özeti.

***


SIRADAN PRENSES ALIŞVERİŞTE
Japonya'da prenseslik unvanından vazgeçip üniversiteden arkadaşı Kei Komuro ile evlenip ABD'de yaşamaya başlayan Japonya eski Prensesi Mako'nun sıradan hayatından ilk kareler medyaya düştü.



New York'ta avukat eşiyle birlikte tek yatak odalı bir daire kiralayan Mako, geçtiğimiz günlerde ev eşyaları satan bir mağazada görüntülendi. Yanında özel koruma olmadığı gözlenen Mako, mağazadan havlu, kağıt havlu, askı, sepet gibi eşyalar alıp ayrıldı.
Japon Hanedanı'ndan ayrılınca 1,35 milyon dolarlık ödeneği de reddeden Mako, masallar diyarındaki prenseslerin anti-tezi adeta. Aşık olduğu kadın için İngiliz tahtını bırakan Kral VIII. Edward bile ödenek alıyordu!
Mako, gerçekten orta halli, sade bir hayat sürdürecek gibi gözüküyor. Bence annesi kızına kıyamaz, Mako'ya yine para yolluyordur!

***


CEM YILMAZ'IN OYUNCULUĞU İYİ Mİ, KÖTÜ MÜ?
Usta oyuncu Metin Akpınar'ın, komedyen Cem Yılmaz için "Çok beğeniyorum. Çok zeki çocuk, mükemmel işler yapıyor. Ama aktör kumaşı zayıf" demesi Yılmaz'ın oyunculuğunu tartışmaya açtı.
Aslında bu konu sinema yazarları ve sinemacılar arasında da hep tartışılıyor. Örneğin 2014 yılında bir yazımda bu konuyu değinmiştim. Yazının çıkış noktası usta oyuncu Şener Şen'in ünlü sinema yazarı Uğur Vardan'a verdiği röportajdaki şu açıklamasıydı:



EGO SORUNU VAR
"Cem'in zekasında bir adamın, isterse sinemanın şifrelerini de çözeceğine inanıyorum ama kendisini o kadar coşkuyla ve heyecanla kaptırıyor ki, bunun sahnede olduğu gibi seyirciye geçeceğini zannediyor. Halbuki senaryo, daha matematik işi ama o, sinemada belki de bunu kabul etmek istemiyor..."
O yazımda "Yılmaz, Şen'in bu eleştirisini çerçeveletip duvara asmalı... Yılmaz'ın her parlak fikri sinemanın matematiğine uymuyor. Sahnelere çok şey sığdırmaya çalışırken boğuluyor, dağılıyor" demiştim.
Lakin Cem Yılmaz, Akpınar'ın eleştirisine kafa yormak yerine usta oyuncuya kibarca laf çaktı.
Yılmaz da bir ego sorunu her zaman vardı. Bir de buna ilerleyen yaşla beraber huysuzluk da eklenince artık ünlü komedyenin oyunculuğunu, sinema dilini konuşasım gelmiyor.

***


KOVİD-19 SAKIZI
Pensilvanya Üniversitesi'nden araştırmacılar, içerisindeki protein sayesinde tükürükteki virüsleri hapsederek enfekte kişilerin konuşurken ya da nefes alıp verirken hastalığı diğer insanlara bulaştırma riskini azaltan bir sakız geliştirdi.



Sakızın içerisinde hücre yüzeylerinde bulunan ACE2 proteinlerinin bir kopyası bulunuyor. Kovid-19 virüsü normalde bu proteini hücrenin içerisine girmek için bir kapı olarak kullanıyormuş. Deneylerde virüslerin kendilerini sakızın içerisinde yer alan ACE2 proteinlerine kenetlediği gözlenmiş.
Henüz test aşamasındaki bu sakız normal sıcaklıklarda yıllarca saklanabiliyormuş ve çiğnenince de içerisindeki ACE2 moleküllerine zarar vermiyormuş.
Sevgili bilim insanları işte bize böyle kolay yöntemlerle gelin. Sakız çiğneyip hem de virüsün etkisini büyük oranda azaltmak ve çevreye de yaymamak harika bir fikir.

***


Altyazı
"En kötü günün, sevdiğin birini kaybettiğin gün değil, ondan sonraki diğer günlerdir..." (Behzat Ç.)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA