Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MEVLÜT TEZEL

Ucuza satan dayak yerse fiyatlar düşmez!

Kayseri Otobüs Terminali'nde bir firma, yolcu sayısının düşmesinden dolayı okul tatillerinde vatandaşın gidip, gelebilmesi için fiyatları aşağı çekti.
Firma Ankara'ya otobüs biletini 250 TL'den 100 TL'ye, İstanbul biletlerini de 600 TL bandından 300'e indirdi.
Diğer illere kalkan otobüslerde de fiyatları neredeyse yarı yarıya düşürmüşler. Yani arz-talep dengesi ve serbest piyasa kuralları işlemiş.

ÖNCE TEHDİT ETMİŞLER
Ancak Kayseri'deki büyük bir otobüs firmasının elemanları "Vay siz nasıl fiyat düşürürsünüz?", "Bizi mağdur ediyorsunuz!" diye indirim yapan firmanın yazıhanesini bastı.



Saldırganlar, kapıları tekmeleyerek bilgisayarları ve yazıcıları yere fırlattı.
Saldırıyı gerçekleştirenler daha önce de indirim yapan başka bir firmayı da tehdit etmiş iyi mi?
Zihniyet şu; seferleri iptal edilsin, otobüsler boş gitsin ama fiyatlar düşmesin!
Buna benzer haberleri hep okuyoruz. Meyve-sebze hallerinde indirim yapanlara, ucuza ekmek satan fırınlara vs. hep saldırılar düzenleniyor.
Aslında bu tür saldırılar, TV haberlerinde güvenlik kamerası görüntüleri izlenip geçilecek hadiseler değil!
Ülkemizde birçok sektörde piyasayı ele geçirenler, rekabet için indirim yapanların üstüne hemen çöküyor! Fiyat yükselince serbest piyasa oluyor, fiyatı düşürenler olunca 'bozguncu' oluyor ve hemen orman kanunları devreye giriyor!
Bazı sektörlerde üretilen ürünlere talep azalıyor ama yine fiyat inmiyor. Elbette bunun bir de enflasyon hesabı var ama yükselen fiyatın eski seviyesine inmemesi bir Türkiye klasiğidir! Örneğin meyve-sebzede bolluk olunca bile ürün çöpe atılır ama fiyat inmez.

YARGILANMALARI LAZIM
Zarar etseler de indirmezler!
Fiyat indirdiği için rakiplerini tehdit eden, saldıranların yaptıkları yanlarına kâr kaldığı sürece yükselen fiyatlar inmez!
Normalde serbest piyasanın işleyişine baskıyla çomak sokan firmalar hemen kapatılmalı ve saldıranlar yargılanıp cezaevine atılmalı!
Stokçular, fırsatçılar, rekabete sopayla saldıranlar karşılarında otorite görmezlerse, piyasayı istedikleri gibi yönlendirmeye devam ederler!

***


MARVEL FURYASI BİTER Mİ?
Usta yönetmen Quentin Tarantino'ya neden saygın sinemacılar Ryan Coogler, Sam Raimi gibi bir 'süper kahraman' filmi yönetmediği sorulmuş.
Tarantino da "Böyle filmler yapmak için kiralık işçi olmanız lazım. Ben kiralık işçi değilim. İş aramıyorum" demiş. Ve Marvel serilerinin başını çektiği süper kahraman filmleri furyasını, 1960'lardaki stüdyo müzikalleri patlamasıyla karşılaştırmış.



Yani Tarantino da şimdi olmasa bile bir gün 'süper kahraman' filmleri furyasının biteceğine inanıyor.
Ben Martin Scorsese'nin Marvel serileri için "Bunlar sinema değil, başka bir şey, lunapark eğlenceleri" sözüne daha çok katılıyorum.
Ancak bu içi boş, klişeler yumağı, efekt bombardımanı 'süper kahraman' filmleri milyarlarca dolar gişe hasılatı sağlıyor.
En kötüsü de dijital platformlara direnen sinema salonlarının kapanmama nedeni 'süper kahraman' filmleri!
Belki de 'anlatı', 'epik drama' filmlerinin devri kapandı! 'Schindler'in Listesi', 'Piyanist', 'Titanik', 'Fight Club' filmleri bugün çekilmiş olsa yine büyük kitleler tarafından izlenir mi?
Bence izleyecek olanlar bile sinema biletine 80-100 lira vermek yerine bu yapımların dijital platformlara düşmesini bekler!

***


BARIŞ MANÇO FİLMİ!
Sinema ve dizi sektörünün iki önemli ismi Timur Savcı ve Cemal Okan, Barış Manço'nun hayatını filme çekmek için çalışmalara başlamış.
Manço'nun müzikal kariyerine odaklanacak filmin çekimlerinin 2023 yılında başlaması planlanıyor.
Bergen, Müslüm Gürses filmlerinden çok daha önce bu film çekilmeliydi.
Muhteşem bir müzik ve TV kariyeri olan, 7'den 77'ye her yaştan, insana seslenebilen, Uzakdoğu'da bile hayran kitlesi oluşturmayı başaran bir efsaneydi Manço.



Aslında hayatı dolu dolu yaşayan Manço'dan birkaç film çıkar. Bu projede senaryo yazmak filmi çekmekden bile zor olabilir!
Ülkemizde son dönemde biyografi filmleri büyük ilgi görüyor. Ancak gişe başarısı ve sinemasal kalite doğru orantılı olmuyor.
Sanatçıyı ya da tarihsel bir karakteri aşırı derecede yüceltmek, öyküye objektif yaklaşamamak, dramatik öğeleri abartmak gibi bazı temel hatalar yapılıyor.
Bir türlü Batı normlarında eleştirisel dengeyi sağlayabilmiş biyografik filmler çekemiyoruz.
Umarım Barış Manço'ya yakışır bir film izleriz.

***


KAHVALTIDAN ÖNCE Mİ, SONRA MI?
Genelde kahvaltıdan sonra diş fırçalanır değil mi? Ama North Carolina Üniversitesi'nden Dr. Apoena de Aguiar Ribeiro farklı düşünüyor.
Dr. Ribeiro New York Times'a yaptığı açıklamada, uyandığında insanın ağzındaki bakteri seviyesi en üst seviyeye çıktığını bu yüzden kahvaltıdan önce diş fırçalamanın bu bakterileri temizlediğini söylüyor.



Diş için koruyucu faktörlerden biri olan tükürük üretimini hızlandırmak için de kahvaltıdan önce diş fırçalamak gerekiyormuş.
Dr. Carlos G. Cabezas ise kahvaltıda birçok insanın şekerli karbonhidratlar tükettiğini ama bakterilerin de beslenirken fermente edilebilir karbonhidratları sevdiklerini söylüyor.
Cabezas, kahvaltıdan önce dış fırçalanırsa, günün geri kalanında çoğalabilecek ve asit üretebilecek bakterilerin ağzınızda kalacağına da dikkat çekiyor.
Bazı uzmanlar da yemekten hemen sonra diş fırçalamanın özellikle de kahve veya portakal suyu gibi asitli içecekler tüketildiyse, diş minesine zarar vereceğini savunuyor.
Özetle haberde de belirtildiği gibi her uzmanın haklı olduğu noktalar var.
Peki, ne yapacağız?
Hem kahvaltıdan önce hem de kahvaltıdan sonra diş fırçalasak orta yolu bulur muyuz?
O zaman da diş macununda bulunan florür maddesini yüksek miktarda almanın zararını çeker miyiz? Bence bu sonuca bağlanmayacak bir tartışma!

***


Altyazı
''Korktukça tutsak, ümit ettikçe özgürsünüz. '' (Esaretin Bedeli)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA