Yunanistan, işkembe çorbasını UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Mirası olarak tescil ettirmek için harekete geçti.
Selanikli işletmecilerin girişimiyle hazırlanan dosya, işkembe çorbasını 'patsas' adıyla UNESCO'nun listesine girmek için Yunanistan Kültür Bakanlığı'na sunuldu.
Cacık, yoğurt, baklava, kokoreç, döner derken Yunanlılar işkembeye de el attı!
Osmanlı döneminde sakatat mutfağı gayrimüslim tebaa tarafından da sevilse de işkembe çorbası Osmanlı kültürünün en özel lezzetlerinden biriydi.
Umarım bu girişime bir karşılık verilir.
Yapılacak işlem basit aslında.

UNESCO'ya Evliya Çelebi'nin 'Seyahatnâme'sini örnek göstermek yeterli.
Çelebi, 17. yüzyılda kaleme aldığı 'Seyahatnâme'de, İstanbul'daki işkembeci ve paçacı esnafını öve öve bitirememiş ve gece geç saatlere kadar satış yapıldığını yazmıştı.
Yani işkembe çorbasının İstanbul'da en az 400 yıllık, hatta daha eski bir geçmişi olduğunu kanıtlayabiliriz.
Keşkek, Mesir Macunu, Türk kahvesi, Türk çayı, lavaş vs. gibi lezzetleri biz de UNESCO listesine soktuk ancak Yunanistan bu konuda bizden daha atak.
Osmanlı'dan kalan lezzetler için biz neden daha önce başvuruda bulunmuyoruz?
İşkembe çorbasını çoktan listeye sokmamız lazımdı.
UNESCO'nun Kültürel Mirası'na girme potansiyeli olan bütün lezzetleri tek tek belirleyip, başvuruda bulunmamız gerekiyor.
Yemek deyip geçmemek lazım.
Gastronomi turizmi son yıllarda büyük gelişme kaydetti.
***
BAKIM MERKEZİNDE DAYAK!
İstanbul'da Silivri'ye bağlı Ortaköy Mahallesi'nde özel bir bakım merkezinde Mehmet Aymak, işten ayrılmasının ardından resmi çıkış işlemlerini tamamlamak üzere kuruma davet edildi.
Ve Aymak, işletme sahibinin yeğeni M.E.T. tarafından darp edildi.
Yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınan Aymak'ın hayati tehlikesinin bulunuyor.
Şüpheli ise firarda.

Ülkemizde insan dövmek eğer ağır yaralanma ya da ölümle sonuçlanmıyorsa genelde hapis yatılmıyor.
Bu tür olaylarda ölümlerin çoğu da insan dövmekten kaynaklanıyor.
Döven nasıl olsa ceza almam diye düşünüyor.
Darp etmeye ağır ceza verilse, ölüm oranları da düşer.
Öte yandan olayın geçtiği yer özel bir bakım evi!
İşten ayrıldı diye çalışanını yoğun bakıma sokacak kadar dövülen bir özel bakım merkezinde acaba bakıma muhtaç insanlara nasıl davranılıyor?
Bakıma muhtaç insanlar da bu bakım evinde şiddet görüyor olabilir!
***
KAÇAKÇI SAVUNMASI
Adana'da bir eve yapılan baskında 1 milyon 300 bin TL değerinde kaçak sigara ve alkollü içki ele geçirildi.
Ev sahibi "Tanımadığım birisi getirip bavulları buraya bıraktı" diye kendini savunmuş, iyi mi?

Aynen!
Hatta o bavullar kendiliğinden geldi! Peki, kapıyı kim açtı?
Bari sigaraya sürekli zam geliyor, toplu alım yaptım deseydi!
***
FIRSATÇILARA YARADI!
Vatandaş daha önce yurt dışından 30 Euro'ya kadar alışverişlerde basitleştirilmiş gümrük uygulaması sayesinde kolaylıkla alışveriş yapabiliyordu.
Yeni dönemde tüketicilerin detaylı gümrük beyannamesi düzenlemesi, yüksek gümrük vergileri ödemesi ve ek masrafları karşılaması gerekiyor.
Bu uygulamanın hedeflerinden biri de Çin'den getirtilen bazı ürünlerin yerli üretimini teşvik etmekti.
Dolar düşükken Çin'den alınan ürünlerin maliyeti, yerli üretimden çok daha ucuza geliyordu.
Bu yüzden ülkemizde ayakkabı, tekstil, hediyelik eşya vs. üretimi yapan birçok fabrika kapanmıştı.

Ve beklenen oldu. Bu konuya hükümet cephesinden de eleştiri geldi.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, "50 liralık ürün 750 liraya çıkıyorsa, 2500 liralık cihaz 15 bin liraya satılıyorsa, burada artık koruma değil, açıkça fırsatçılık ve istismar vardır" dedi.
Peki, fırsatçılık oluşacağından bahsedilirken Türkiye'deki bazı alışveriş platformlarının Temu ve Aliexpress'deki aynı ürünleri dört-beş kat daha yüksek fiyata satmaları ne anlama geliyor?
Göstere göstere 500 liralık ürünleri 5-10 bin liralara satma özgüveni nereden geliyor?
Bu durumda yerli üretim desteklenmemiş, aksine aynı ürünlerin fahiş fiyata yerli piyasada satılmasına zemin hazırlanmış oldu!
Hâlbuki bu ürünler daha düşük kar marjıyla satılsa, fiyatlar arasında uçurum olmasa, vatandaş da bu duruma tepki göstermezdi!
***
TARİHİN EN KÖTÜ JUVENTUS'U MU?
Galatasaray, Juventus'u yenerken Şampiyonlar Ligi'nde bir maçta en çok gol atan Türk takımı olarak da tarihe geçerken sosyal medyada "Tarihin en kötü Juventus'u" diye yorumlar gördüm. Elbette bu yorumlarda kıskançlık var ama Juventus'un eski gücünde olmadığı da gerçek!
Eski derken hangi dönemi ele alsak acaba?
Seria A'nın en güçlü lig olduğu 80 ve 90'lı yılları mı?
Ya da şöyle soralım; bugünkü takımda Platini, Del Piero, Buffon, Edgar Davis, Nedved, Zidane, Thuram ayarında bir futbolcu var mı?
UEFA Kupası'nda mücadele eden Nottingham Forest'ın bile kadro değeri 591 milyon Euro iken Juventus'un 560 milyon Euro olması da bir göstergedir.

Ligde son yıllarda Inter'in çok gerisinde kalan Juventus, eski gücünden uzakta.
Ama Galatasaray daha önce de Juventus'u iki kez yendi.
2003'te Ali Sami Yen'deki 2-0'lık maçta Juventus, gruptan çıkmayı garantilediği için Buffon, Nedved, Trezeguet gibi aslarını kulübede bekletmişti.
O yüzden 2013 yılında İtalyan devini 1-0 yenip tur atlamak daha büyük başarıydı.
Şimdi ise Atletico Madrid yerine Juventus'la eşleşmek bir kura şansıydı.
Ne olursa olsun Juventus'u yenmek, hem de beş gol atarak yenmek büyük başarıdır.
Yani bu tür zaferlerde güçlüydü, güçsüzdü tartışması teknik detaya girer.
Sonuçta bu sezon Liverpool'u da yenen bir takımdan bahsediyoruz.