Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MEVLÜT TEZEL

Kadir İnanır, mirasını Jülide Kural’a bırakmadı!

Rahmetli Kadir İnanır her şeyi önceden planlamış.
2022'de notere gitmiş, aynı gün doktor raporu almış ve iki şahidin huzurunda vasiyetnamesini imzalamış.
Hatta vasiyetini "Mirasçılarımdan son istek ve arzum vasiyetime uymalarıdır" sözleriyle sonlandırmıştır.
Yani bir anlamda 28 mirasçısına "Jülide Hanım'a dava açmayın, boşuna kadını uğraştırmayın" demiş!
İnanır'ın evlerinin, nakit parasının, paha biçilmeyen koleksiyonlarının toplam değerinin yaklaşık 935 milyon TL ile 1 milyar TL arasında olduğu tahmin ediliyor.
Kural'a bırakılan telif hakları da yıllar içerisinde mirasın değerini daha da artıracak.
Şimdi akla şu soru geliyor: Madem Kadir İnanır tüm mirasının yönetimini 22 yıllık hayat arkadaşına bıraktı, onunla neden evlenmedi?
Eğer Kural, İnanır'ın resmi nikâhlı eşi olsaydı, doğrudan yasal mirasçı statüsü kazanacaktı ve mirasın yüzde 50'sinde kesin hakkı olacaktı. Ancak geriye kalan yüzde 50 için 28 mirasçı hak iddia edecekti.

İnanır, nikâh yerine vasiyetname hazırlayarak mirasının yönetiminin yüzde 100'ünün Kural'a geçmesini sağladı.
Dikkat ederseniz miras değil, mirasın yönetiminden bahsediyorum!
İnanır, aynı zamanda hayatının belgesel yapılmasına ve adına kurulacak dernek, vakıf, park veya sanat merkezi gibi her türlü girişime izni hakkı ile telif haklarını da Kural'a miras bıraktı.
Vasiyetnamede vakıf ayrıntısı önemli!
İnanır ayrıca eğer mirasın açıldığı tarihte Kural'ın hayatta olmaması halinde ise tüm mirasının İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Nesin Vakfı'na eşit olarak dağıtılmasını istedi.
Eğer Kural, İnanır'a verdiği sözü tutarsa bu büyük servetle vakıf ve sanat merkezi kurulacak, belgeseller çekilecek ve Kadir İnanır'ın adı sonsuza kadar yaşatılacak.
Ayrıca üç vakıf desteklenecek.
"Bu üç vakıf da solcu kimliğe sahip.
Fatsalı Kadir İnanır vasiyetnamesinde neden Mehmetçik Vakfı'ndan bahsetmemiş" diyenler olabilir.
Gençler bilmiyor olabilir; İnanır'ın doğup büyüdüğü yıllarda Fatsa solun kalesiydi.
İnanır hep solcu kimliğiyle bilindi.
Açılım Süreci'nde Akil Adam oldu ve Kürtlerin sosyal, kültürel ve kimliksel haklarını sonuna kadar savundu.
Güneydoğu sorununun bitmesini istedi.
İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı da özellikle 90'lı yıllarda Güneydoğu'da insan hakları ihlallerine odaklanmıştı.
Bence Kadir İnanır ölümünden sonra da Demokratik Açılımı desteklemek ve Akil Adam kalmak istedi.
Adının yaşatılması ve vakıfların desteklenmesi için de mirasının yönetimini Kural'a bıraktı!
Bakalım Kural, İnanır'a verdiği sözü harfiyen tutacak mı?

***


KORKUTARAK PR MI YAPTILAR?
Anthropic CEO'su Dario Amodei, yapay zekâ modellerinin gelişim hızının güvenlik çalışmalarına zaman tanıyacak şekilde düşürülmesini istedi.
Sam Altman, Demis Hassabis ve Elon Musk gibi sektörün en güçlü isimlerinden de benzer açıklamalar geldi.
Yapay zekâ şirketlerinin bir anda, koro halinde yapay zekâda büyük gelişmenin insanoğlunu tehdit ettiği fikrinden yola çıkarak "Frene basalım" demeleri garip değil mi?
Bu şirketlerin temel motivasyonu hep daha fazla büyümek ve kar elde etmek değil mi?
Ne oldu da fikir değiştirdiler?

The Guardian'ı kaynak gösteren Bundle'daki habere göre bazı uzmanlar bu açıklamaların bir PR oyunu olduğunu söylüyor.
Uzmanlara göre bir yapay zekâ şirketinin "ürünümüz çok güçlü" demesi artık pek şaşırtıcı değil.
Buna karşılık "ürünümüz o kadar güçlü ki bizi yavaşlatmanız gerekebilir" demek, aynı iddiayı çok daha etkileyici biçimde anlatıyor.
Şirket hem sorumlu görünüyor hem de geliştirdiği teknolojinin olağanüstü gücünü vurgulamış oluyor.
Bir diğer teoriye göre ise "yavaşlama" açıklamasının altında çip krizi yatıyor!
Teknoloji devlerinin yalnızca bu yıl veri merkezi yatırımlarını finanse etmek için yaklaşık 132 milyar dolarlık borçlanmaya gittiği hesaplanıyor.
Buna karşılık yapay zekâ hizmetlerinin fiyatları düşerken altyapı maliyetleri ise yükseliyor.
Böyle bir ortamda "Çok ileri gittik, biraz duralım, kontrollü ilerleyelim" demek ise harcamaları keserken, PR etkisi yapmak gibi bir şey oluyor.

***


İLK YERLEŞTİRMEDE KAYIT YAPTIRANLAR NE OLACAK?
Devlet üniversitelerinde doluluk oranı bu yıl yüzde 99,5'e ulaşırken, vakıf üniversitelerinin sınıfları büyük ölçüde boş kaldı.
Boş kontenjanlarını doldurmak isteyen bazı vakıf üniversiteleri, ek tercih döneminde yüzde 80'e varan indirimler duyurdu.
Peki, ilk yerleştirmede vakıf üniversitelerine tam ücret ödeyen öğrenciler ne olacak şimdi?
Örneğin ilk yerleştirmede bir vakıf üniversitesine 600 bin lira ödeyen öğrenciyle ek tercihte aynı üniversitede aynı bölüme 130 bin liraya kayıt olan öğrenci aynı sınıfta okuyacak.

Uzmanlara göre mağdur öğrenciler üniversite yönetimine itiraz edebilir. Eğer bir sonuç alamazlarsa Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurabilirler.
Kaç kişi okuyacağı üniversiteye karşı bu hukuk savaşına girişir acaba?
Asıl sorun ise vakıf üniversitelerinde boş kalan kontenjanların kronikleşmesi.
2024'te 23 bin dolayında olan boş kontenjan sayısı 2025'te 44 bine çıkmıştı. Bu yıl ise 35 bin 706'ya ulaştı.
Bu yıl ilk kayıttan sonra vakıf üniversitelerinin yüzde 80'ne varan indirimler yapmasını veliler unutmaz!
Seneye birçok öğrenci vakıf üniversitelerine kayıt yaptırmak için son ana kadar bekler.
Üniversitelerde çağın ihtiyaçlarını karşılamayan ya da işsizlik garantili olan bölümler acilen kapatılmalı.
Binadan bozma vakıf üniversiteleri de kapatılmalı.
İndirim oyunları ve hayal satarak öğrencilerin gelecekleriyle oynanmamalı.

***


İZ BIRAKAN SÖZLER:
"Cehalet kasıtlı olduğu zaman suçtur; kötülüğün nasıl engelleneceğini öğrenmeyi reddeden kişi o kötülüğün suçlusu olarak kabul edilebilir." (Habeşistan Prensi Rasselas'ın Öyküsü)

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA